13 Kasım 2010 Cumartesi

20. Ayında Ada'nın Oyuncakları

Ada'nın Bu ayki Oyuncakları:

Oyuncak denen şeyin gereksizliği bir yana, saçma sapan paralar dökmeden gelişim dönemine uygun destekleyici oyuncaklar almaya devam ediyoruz;

Bu ay artık oyuncaklar oyuncak olmaktan çıktı; gerçek hayatın birebir kopyası oldu. Babasının tee ne zaman aldığı müzikli şeyin "direksiyon" olduğunu keşfetti mesela. Evin içinde küçük, sevimli bir araba rrrrrrrrrnnn yaparak dolaşmaya başladı. 

Kavramları öğrenmeye devam ediyor. "Göz kararı" gelişsin diye üst üste dizilen kulelerden aldık. Ada boyunca kule yapmaktan çok hoşlandı. Bir süredir de hangisi en büyük - hangisi en küçük sorularına doğru cevap verir oldu.

20. Ayda da gözdesi yine tencere tabaklar tabi. Ama geçen ayın aksine iç içe geçirmek ya da kapaklarını açıp kapatmakla değil, "numaradan" yemek pişirip oyuncaklarına yedirmekle daha çok ilgileniyor. Setin içindeki mısırı "tuzlayıp" yer gibi yapıyor, bardaklardan (çoğu zaman çaktırmadan damacanadan su doldursa da) su içer gibi yapıyor. Bana kahve pişirip getiriyor.

Bir de bu ay market seti var; alışveriş yapıyoruz, yazar kasada ödeme yapıyoruz. Marketlerde izlemeyi çok sevdiği barkod okuma aletine sahip olmak da ayrıca sevindirdi Ada'yı; bir de yan taraftaki küçük mikrofonla "ada beyyy nanisss" diyerek kendini danışmaya çağırmayı çok sevdi. Barkod okuma aleti gerçekten bipliyor, bu sebeple de Ada her oyunda kasiyer olmak istiyor.

Bu ay bir de el-göz koordinasyonunun dibine vurmak için bowling seti var. Daha önce küçük plastik su şişeleriyle oynadığımız bowling oyunu Ada'yı iyiden iyiye sarmaya başlayınca ve sürekli oynamak isteyip ortalığı su şişesine boğunca aldık bu seti. Su şişeleri oynarken oyuncak fakat toplamaya geldiğinde "coooop" (çöp) ve "biiiss" (pis) zira. Bowling seti kendisine ait olunca toplamaya ses çıkartmıyor. 

Meraklı olduğu objelerin oyuncaklarını da aldık Ada'ya; burada pilli tornavida ve fotoğraf makinesinin oyuncak sepetine girişinin hikayesini okuyabilirsiniz...


Oyuncaktan ziyade oyunla ilgilenmeye başladı artık. Uzun süre bir oyuncağa takılıp kalmasına yol açtı bu da. Eskisi gibi kurcalayıp kenara bırakmıyor. Uğraşıp didinip, düşünüp kullanım alanına en uygun şekilde taklit ediyor.

Bu ayki oyun materyalleri; Toz Şeker ve Kum oldu.

Bir de babasını taklit etmeye başladı iyiden iyiye. Babasının TV karşısında keyifle uzandığı koltuğa gün içinde 1-2 kez uzanıp kapalı televizyonun "kanallarını değiştiriyor" 

Babasının ayakkabılarını nerede görse ayağına geçiriveriyor. "Baba attaa dittiiiiiii" diyor.

Bir de gün içinde mutlaka 1-2 kez babamın bardağıyla su içeceğim diye tutturuyor. Alıştırma bardağını reddediyor. Artık büyüğüm demenin bir yolu da bu herhalde...
Bumerang - Yazarkafe