27 Kasım 2010 Cumartesi

Anne Hamile

Haftanın başından beri bir yorgunluk hali üzerimde... Bu yorgunluğu tanıyorum ben aslında ama konduramıyorum... Tatil dönüşü 15 gün açılmayı bekleyen valizlere boş boş baktıran, 16. gün "aaa hamileliktenmiiiş" dedirten yorgunluk bu... Bir haftadır elimi bir şeye süremiyorum. Ada'nın oyunlarına zor yetişiyorum. İki koşup yere seriliyorum... Yine de konduramıyorum...

Üç gün önce feci bel ağrılarımla birlikte karın-kasık ağrılarım da başlayınca; tamam dedim yok bir şey; mevsimsel bir kırgınlık herhalde üzerimdeki... Geçer...

Bel ağrıları, karın ağrıları başladı da; başlaması gereken asıl mevzu hala ortada yok... Bir gün geçti, mevsimsel dedim; iki gün geçti; stresten dedim; ikinci günün akşamına apartmandaki yemek kokularına burnum radar olmaya başlayınca; anladım artık... Yolda bir misafir var...

Bir yanım "yok canım daha neler, Ada çok küçük, olmaz olmaz mümkün değil" diyor; diğer yanım "hadi hadi koş bir test al!"

Dün sonunda dayanamadım; Ada'yı öğlen uykusuna yatırınca yaptım testi; "merhabaaa" dedi minik misafir. Hala içimde "yok canım" tepkisiyle ikinci testi yaptım "hu huu hala burdayımmm!" dedi...

Bir süre boş gözlerle aynaya baktım, sonra çıkıp kocacığıma verdim müjdeyi telefonla "ben hamileyim!"... "Nesin nesin nesin!" dedi muhtemelen yanlış duyduğunu zannetti; "hamileyim test yaptım" dedim tekrar, tepkisini bekliyorum ki ben de bir tepki verebileyim... "Allah sağlıkla kucağımıza almayı nasip etsin inşallah" dedi... Ben de ağlamaya başladım. Neden bilmiyorum...

Tüm o süreç tekrar tekrar gözümün önünden geçti; 9 uzun ay, lohusalık dönemi, göz yaşlarım, kendimi yemelerim, uykusuz geceler, eve kapanıp kalmak... üstelik şimdi iki çocuk... Korku; sevinç;telaş; nasıl olacak; hayır hayır olmayacak; ben beceremem; neden beceremeyeceğim canım, bal gibi de beceririm! Bütün bunlar 2-3 Saniyenin içinde oldu.

Sonra kendimi toparlayıp doktorumdan randevu aldım. Strese girmeden, sevinmeden önce kesinleştirelim durumu diye.

Bebek; 4,5 haftalık... Bu süreçte ilk bir ay çok fazla dikkat etmek gerekiyormuş. Tutunma dönemi olduğundan kesinlikle zorlayıcı işler yapmamalı, kendimi yormamalıymışım; zaten bir şey yapabildiğim de yok ya!

Başımı yataktan kaldıramıyorum, kolumu kıpırdatacak halim yok. İnsan nefes alırken bile yorulur mu!

Baş dönmesini Ada'ya hamileyken hiç hissetmemiştim. Feci başım dönüyor.

Bulantım bu sefer de yok çok şükür. Yalnız yemek kokuları biraz içimi bulandırıyor o kadar. Zaten koku konusunda Ada'ya hamileyken de çok hassastım. Parfümler bile ağır geliyordu.

Bir de iştahım açıldı durup dururken. Az önce 1 porsiyon tavuk şnitzeli, 1 porsiyon güveçte kaşarlı mantarı, 1 porsiyon mevsim salatasını mideye indiren ben değilmişim gibi eve geldiğimden beri buzdolabının önünde yaşıyorum.

Dedikleri gibi; her hamilelik kendine özgü...


Henüz çok başındayız, bakalım başımıza neler gelecek...
Bumerang - Yazarkafe