23 Kasım 2010 Salı

Oyun Grubu, Güzel de Nasıl?

Bu aralar yaramazlık peşindeyiz ana-oğul. Halihazırda gittiğimiz, çokça da memnun olduğumuz oyun grubumuz dururken, kalktık atraksiyon peşinde düştük. Aslında birazdan yazacaklarımı hak ettik. Kendimiz kaşındık...

Önce halihazırdaki oyun grubumuzu anlatayım; Ada da cumartesileri iple çekiyor. Gidiyoruz; kapıda karşılıyor Neniz(Nergiz) bizi, o yoksa Zeyya(Serra). Hemen Ada'nın göz hizasına eğiliyor ve "Hoş geldin Ada, Hoş geldin Annesi, Nasılsın Ada?" diyorlar, Ada hemen "iiimmm" diyor ve ekliyor "hadi aydede" Resim çizecek çocuğum, acelesi var. Nergiz ya da Serra, hangisi ise, "Önce üstümüzü çıkartıyoruz, sonra annemize hoşça kal diyoruz ve sınıfımıza gidiyoruz" diyor.  Ada hepsini harfiyen yerine getirip mutlulukla koşturuyor üst kata.

Sonra ben koltuğa yayılıyorum, klasik müziğe veriyorum kafayı, elimde kitabım, Serra'nın ikram ettiği kahvemi yudumluyorum. Arada Ada'nın "baaatteeeeetttt" diye bağıran sesini ve kahkahalarını duydukça kendimden geçiyorum...

Her şey bu kadar harikayken neden oyun gurubu arıyorum peki?  

Çogem pedagog gözetiminde gelişim takip programı çünkü. Aktivite açısından sadece "beyinsel" bir program uygulanıyor. E malum kış dönemi. "fiziksel" aktivite de lazım.

Gelelim bu gün gittiğimiz, dünyaca ünlü, ücreti bizimkinin neredeyse üç katı olan ve kendilerinden çok emin şekilde reklam yapan oyun  grubuna...

Kapıdan girdik, bir Allahın kulu yok ortada. İçeride diskotek havasında bir müzik. Kimse kimseyi duymuyor. Ortalıkta anneler-babalar dolanıyor. Ne olduğumuzu anlamadan eski alışkanlıkla ben galoşlarımı giydim, Ada'ya ev ayakkabılarını giydirdim fakat baktım ortalıkta galoşsuz gezen veliler, çorapla koşturan çocuklar... 

Mutfakta bir masaya iliştik bekliyoruz Ada ile... Bir süre sonra biri geldi. Erken geldiğimizi ve oyun salonu boşalınca bizi içeri alabileceklerini söylediler.  Öyle de oldu.

Ada'nın ve benim çoraplarla oyun salonuna girmemizi istediler. (çorap ayakkabıdan daha temiz onlara göre) çıkarttık ayakkabılarımızı, girdik içeri. Ada oyuncakları görünce kendinden geçti tabii. Ben neden içeride olduğumu anlamadan köşeye mindere iliştim, Ada'nın oynamasını izliyorum. Sonra diğer çocuklar ve anneler de geldiler. 6 çocuk ve 6 anne. 12 kişi. "ooğlum yaapmaaa" "aaa kızım gel bunla oynaaa" diye bağırışan anneler ve Ada ile Ben. (Bana helikopter ebeveyn diyenler utansın.) Anneler çocuklarının tepesinde, ben mindere ilişik. 

Ada kendinden geçmiş vaziyette kaydıraklarda kayıp dururken bir abla geldi ve ilk ayarımızı yedik "çocuğunuzun yanında durur musunuz düşecek!" Abla nostradamus sanırım...

İçeri girerken bir yandan da yüksek volüm bağırıyor "heeeeeerkeeeeeees hoşgeldiiiiiiiii" Ada ne olduğunu anlamadı. Annesini azarlayan kadına bakakaldı öylece. Abla birden bir etiket çıkardı cebinden. Pat pat yapıştırdı göğüslerine. "biizzz burdaa çocuklarımıza isimleriyle hitapp ediyoruzzz" İyi de ne bağırıyorsun. Çocuğumuza her yerde ismiyle hitap ediliyor da ilk damgalayan sizsiniz.

Sonra aynı cırlayan sesle "daiiiiiiiree oluyoooruzz" dedi. Daha çocuklar ne olduğunu anlamadan birden inanılmaz yüksek bir sesle müzik çalmaya başladı. İki öğretmen dans ediyor, çocuklar ağzı açık bakıyor. Tam adapte olacaklar hoopp oyun değişiyor. "koşuuun bakalımmm burda zıplıyoruzzz" Ada zıplama delisi zaten, başlıyor zıplamaya, zevkten deliriyor, pat,  "hadiiii top oynuyoruzzzzz" zaten 3. hadiiiden sonra Ada ne haliniz varsa görün yahu deyip döndü gitti. Kendi başına oynadı bir köşede.

Sonlara doğru başımın ağrımaya başladığını ve sürekli beni uyarmalarına gıcık olduğumu fark ettim.  Ada tam anlamıyla "helak olmuş" vaziyetteydi. Diğer çocuklar da aynı şekilde. Hatta arada ağlayanlar falan vardı yorgunluktan... Anneleri ise hallerinden çok memnun bir şekilde dans ediyor ve zıplıyor, çocukları da katılmaya zorluyorlardı...

Benimse o an aklımdan geçen tek şey çocuğumu bu eziyetten kurtarmaktı. Ama direndim. Bu saçmalığı neden yaptıklarını öğreninceye kadar bekleyecektim. Bekledim.

Ablayla görüşmemiz de tam bir fiyaskoydu;

-Anneler neden oyun salonundalar?
Çünkü bizim sistemimiz böyle.
-Ama çocuğun bağımsızlığı açısından annelerinden ayrı oynamaları daha faydalı değil mi?
-Sizin düşünceniz...

İyi de bu "benim düşüncem" değil. 18 aydan sonra çocukların bağımsızlıklarının desteklenmesi gerektiği herkesçe bilinen bir gerçek.  Alev Hanım'ın biz çogeme başlarken anlattığı araştırmalar ve sunduğu bilimsel gerçekler falan şöyle bir aklımdan geçti. Çocuğum söz konusu ve "sistemimiz böyle" diyerek kestirip atıyor kadın. Buradan bir adım öteye geçemeyeceğimizi anlayınca tartışmaya da gerek duymadım.

-Oyunlar çok hızlı akıyor, çok gürültülü ve çocukların hızınıza yetişemediğini düşündüm.
- Bizi diğer oyun evleriyle karıştırmayın! Biz tüm dünyada yaygın olan ve yaklaşık yüz yıllık bir sistemi uyguluyoruz!

E iyi döv bir de bari tam olsun şekerim. Yüz yıldır kendinizi geliştirmediyseniz suçlusu benim çünkü.

İyice delirip çıktım hışımla. Ada dönüşte takside bir uyudu, tam 2,5 saat uyanamadı. Üstelik uyandığında da yorgunluktan yataktan kalkacak hali yoktu. Saatlerce ağladı.

Bense kafamda hala soru işaretleri ve inanılmaz bir ağrı ile kaldım ortada...

Oyun grubunda annelerin de olması çocuğa ne kazandırır?
Bumerang - Yazarkafe