14 Kasım 2010 Pazar

Pilli Tornavida ve Fotoğraf Makinesi...

Madem ki gerçek hayatı taklit edeceğiz; o zaman Ada'nın bu güne kadar en çok muhatap olduğu iki aleti de işin içine katmak gerek değil mi?

Ada fotoğraf makinesi hastası. 

Doğduğundan beri burnunun dibinde olan makineye ilgisiz kalması mümkün değildi tabii ki. Amatörü, profesyoneli, cep telefonu, ne tür kamera varsa hepsiyle her gün yüzlerce resmini çektim. 

O kadar abarttım ki resim çekme olayını; hızlı akıtsak Ada'nın bu güne kadar yaşadıklarını film olarak izleyebiliriz o derece delirdim hatta. Malum Ada konusunda sınır tanımıyorum! 

Bir de fotoğraf makinesi kadar olmasa da; en az iki günde bir muhatap olduğu şarjlı tornavida var burnumuzun dibinde, babanın oyuncağı. Değişik ses çıkartan cisimlerden korkmayı bırakalı beri peşinde. Bir türlü ele geçiremedi fakat eminim ki boyu o çekmeceye ulaştığı anda kural, yasak dinlemeyecekti.

Risk yönetimi diye tam olarak buna deniyor işte: Çocuk daha çekmeceye parmaklarının ucuna kalkarak bile dokunamazken; biz gerçeğiyle oynamasın da babasını taklit etsin diye; canlandırma yapsın, rol modelini seçsin diye; koştuk gittik aldık bunları.

Ada iki alete de aşık oldu resmen. Gece onlarla oynayacağım uyumayacağım diye tutturdu. Öyle kandırdık olmadı; böyle kandırdık olmadı; beşiğin içine hepsini yığdık yok; ille ayakta kalacak; oynayacak. Elinden almaya kalkınca kendini yerden yere attı. 

Sonunda bir elinde fotoğraf makinesi bir elinde tornavidası bayıldı kaldı.

Şimdiye kadar hiç bir oyuncak için böyle bir tepkiyle karşılaşmamış anne-baba şaşkın. Gerçi baba o uyuduktan sonra oyuncaklarla kendisi oynadı, şaşkınlığı bir gelip geçti fakat anne hala dumur!

Oyuncaklar mı bu kadar güzel, yoksa büyük adam olmak mı?

En önemlisi de bu akşamki durum ne kadar sürecek, bıkacak mı?
Bumerang - Yazarkafe