25 Şubat 2011 Cuma

Ada'nın bir günü...

Önceki gün bir arkadaşımla "gitme-gelme mevzusu"nu konuşuyorken bana dedi ki "ay siz bütün gün evde ne yapıyorsunuz!".

Bütün gün evdeyiz zira son bir haftadır İstanbul'dan yağmur eksik olmadı. İstanbul çıkışı sayılabilecek bir semtte oturan arkadaşıma göre ise, çocukla birlikte bir evin içinde tam bir gün geçirebilmek imkansız bir durum!

Ada'nın bir gününü izledim ben de!

Ne yapıyoruz cidden evden çıkmadığımız bir bütün günde merak ettim çünkü.

08:20 Çalar saatimizin "aaaannneeeeeeee" sesiyle uyanıyoruz. Bir saniye bile aksamadı doğduğundan beri... "Efendiiiiiim oooğlummm" diye odadan odaya bağırıyorum. Ne bekliyorum bilmiyorum "Tamam ben uyandım sen biraz daha uyu ben burda sessiz sessiz oynarım" demesini ümit ediyorum galiba! Ama her sabah duyduğum cümle aynı " Ada uyandıııııııııııııııııı" Çaresiz kalkılıyor!

 "Günaydın bebeğim" "Gunadin bebeyim" Hala bebek olanın kendisi olduğunu farkında değil! Sevilen şeylere bebeğim dendiğini düşünüyor ve koskoca anneye bebeğim diye sesleniyor!

Kahvaltımızı ediyoruz. Daha doğrusu Ada kahvaltısını yaparken ben de kahvemi içip ayılmaya çalışıyorum.

Ben ortalığı toparlarken Ada genellikle yaramaz topları ile oynuyor. Onunla oynamak istemiyorsa başka bir müzikli oyuncakla. Ama ille bir "sabahın körü" vızırtısı var evin içinde...

Saat 10'dan sonra apartman içerisinde gürültü yapmak serbest hale geliyor. Bu kural inşaat falan yapacaklar için tabii de bizim evdeki gürültü de bu saatten sonra inşaattan hallice oluyor... Bowling oynuyoruz, basket oynuyoruz, duvara top fırlatıyoruz... Ada'nın yanaklar elma şekeri olduğunda daha sakin oyunlara geçiyoruz.

Şekil tamamlama yapbozu yapıyor Ada ben dinlenirken...



Tüm araçlar tamamlandığında kutuya yerleşiyor ve boşluk doldurma yapbozuna geçiyor Ada... Ben nette dolaşıyorum genelde bu sırada... Bloga yazıyorum, sosyal ağlarda takılıyorum...










Yapbozlardan sıkıldıktan sonra oyuncaklara dalıyor Ada... Diğer zamanlarda ben bu aşamaları izlemediğim için odanın nasıl bu kadar dağılabildiğini merak ediyordum. Şimdi gözlemleyince her oyuncak için neredeyse 10-15 dakika vakit ayırdığını fark ediyorum...


Bu oyuncağı minicik olduğu zamanlardan beri çok sever. Hala aynı şevkle oynuyor. Üç kilit ve üç anahtar var oyuncakta. Kapıları anahtarla açıyor. Evin anahtarlarına salça olmaya başladığı dönemlerde almıştım bunu. Kendi anahtarları olunca pek sevinmişti.

Bir süre oyuncak kutusunu boşaltmasını izliyorum. Sürekli kendi kendine konuşuyor bu arada! İşte en sevdiğim ses.

Bir süre sonra anne kucak diye mızıldanmaya başlıyor... Anlıyorum ki uyku geldi. Kucaklaşıyoruz, öpüşüp koklaşıyoruz, beşiğine yatırıp kitap okumaya başlıyorum...  Her zaman bu kadar güzel geçmiyor bu süre tabii. Dönemsel olarak kucakta kalmak isteme krizleri, beşiğe yatırdığım anda itirazla ağlama krizleri, "uyumucaaaaaaaaak" ağlamaları olduğu da oluyor...  4. ya da 5. hikayenin ortalarında gözleri kapanıyor ve derin uykuya geçerken yaptığı iç çekişi ve "ıııııhhhh" rahatlamasını duyunca odasından çıkıyorum... İki saatim var artık kendime ayırabileceğim....

Kahvemi yapıyorum, biraz atıştırmalık dolduruyorum tabağa... Ya TV karşısına seriliyorum, ya PC başına oturuyorum.

İki saati biraz geçe paşa oğlan "anneeee" diye sesleniyor yine... "Ada uyandıııııııııı" Kucaklaşıyoruz, öpüşüyoruz, sarılıyoruz, mama sandalyemize yerleşiyoruz...

Ben masayı hazırlarken o resim çiziyor...



Yemeğimizi yiyoruz, Ada odasına koşturuyor, ben de peşinden... Öğleden sonra bir kaç saat birlikte oynuyoruz yine..


İpe boncuk dizme... En sevdiğimiz oyunlardan biri... Boncukların tamamını sıkılmadan dizebilmeye de başladı sonunda... Eskisi gibi üç boncuk geçirip sonrasında "pöpe at pöpee" diye mızıklanmıyor...

* Pöp= Çöp





Transfer malzemelerimiz bazen kum oluyor bazen de mutfaktan aşırdıklarımız... Hangisi olursa olsun Ada bayılıyor bu transfer işine. En uzun vakti bununla geçiriyoruz. "Kum" ya da "Süpyiss" diyerek neyle oynamak istediğini kendisi seçiyor paşa oğlan! Bu malzemelere süpriz deme sebebi kapakları kapalı olarak getirip içinde ne olduğunu tahmin ettirmeye çalışmamdan kaynaklanıyor...


Yaklaşık 1-1,5 saatimiz transferle geçtikten sonra beni azad ediyor Ada... "Anne dit!" emrini aldıktan sonra odadan çıkıyorum genelde. Bugün emri alıp uygulamamama çok sinirleniyor bu sebeple. Ben resimleri çekerken ters ters bana bakıyor.

Oyun hamurları gözdemiz bu sıralar...

Oyun hamurları ile yapılan yemeğin içine birazcık da sebze doğranıyor. Yaratıcılık had safhada...


Yemek yaparken bir yandan da kendi kendine konuşuyor yine.. "momateşiii keşiyooşş"

Bu huyunun bana çektiğini söylüyor babamız... "Çenesini senden almış" şeklinde söyleyince kulağa pek hoş gelmiyor tabii.



Son zamanlardaki sayılara, renklere ve harflere olan merakı sebebiyle bu oyuncağı aldım. İnanılmaz hoşlandı... Eğer canı harflerle oynamak istemezse küpleri üst üste dizerek kule yapıyor... Canı istiyorsa resimlerin altındaki yazılarda bulunan harflere bakarak aynılarını yazmaya çalışıyor... Bazen de sadece küplerin renkleriyle ilgileniyor...



İkindi kahvaltısı esnasında bazen bu eşleştirme kartlarıyla oynuyor... Bir yandan atıştırırken bir yandan da "annee nüness" "anne kımıcı ayabaa" diye birleştirdiği nesneleri bana tanıtıyor...




Okuma saatimiz var kahvaltıdan sonra, Ada kitap seçmeye odasına koşturuyor... Ada'nın kitapları içinde Ada'ya okumaktan zevk aldıklarım ve artık okumaktan feci derecede bıktıklarım var.

Kitaplardan sonra genellikle arabalarıyla oynuyor. Salonun ortasına bir şeylerden otopark yapıp odasından süre süre getiriyor arabalarını ve park ediyor... Bir süre sonra halının yarısını kaplayan arabaları tekrar teker teker odasına sürüyor. Bu sırada kendi dilince saçma sapan kelimeler söylüyor... Bu uydurduğu kelimeleri genellikle bu tarz aksiyonlu oyunlar oynarken kullanıyor nedense..

Akşam yemeğinin hazırlanması sırasında en sevdiği görevi veriyorum ona... Bütün gün yapsa sıkılmayacağı bir iş.. Babası askerde rahat edeceğini söylüyor; minicik parmaklarıyla büyük bir azimle soyuyor soğanı.

Ben yemek yaparken Ada bilgisayardan müzik dinleyip dans ediyor. En sevdiğimiz dans müziği animal boogie bu sıralar...


video

shake, shake, boogie, woogie, oogie kısmındaki sallanmasına bayılıyorum :))
ya da stump, stump boogie, woogie, oogie kısmında bir eliyle koltuğa tutunup ayağıyla twist yapmasına.


Sonra babamız işten geliyor... Kavuşmaları muhteşem oluyor. Öpüşme koklaşma faslı bittiğinde yemeğe geçiliyor...

Yemek sonrası anne-babanın kahve keyfi sırasında Ada odasında ne kadar oyuncak varsa "baba adaynaa onaaa" diyerek salonun ortasına getiriyor. Baba keyfi yerindeyse "Adayna" oynuyor..


Ada'nın günü saat 19:30 civarına sonlanıyor...

Eğer aksi bir durum olmazsa ertesi gün 08:20 ye kadar mışıl mışıl uyunuyor...

Ada'nın standart bir ev günü böyle geçiyor...













Bumerang - Yazarkafe