6 Temmuz 2011 Çarşamba

Oğluma Mektup

Yıl; 2003, Temmuz Sıcağı... 

İki gün sonra 24 yaşına gireceğim. O zamanlar çalıştığım iş yerinde bir abi var; sen onu tanıyamadın, aramız bozuldu bir şekilde, tanısan çok severdin eminim... Bu abi bir arkadaşı ile buluşacak Bakırköy'de; yalvarıyorum beni de götürmeye ikna oluyor...

Romantik aşkımız böyle başlıyor babanla... Kapıdan giriyor; üzerinde yeşil bir t-shirt var; sağa sola bakıp arkadaşını ararken göz göze geliyoruz. Kalbim ağzımdan çıkacak, elimdeki kokoreçi tıkıveriyorum ağzıma! Gözlerim babanda, onun gözleri bende... Arkadaşım uyanıyor olaya neyse ki, neye baktığımı görmek için dönüyor "Ooo naaber yaa" diyerek yanımdan kalktığında "yer yarılsa da içine girsem" diye düşünüyorum. Biliyorum çünkü yüzüm kıpkırmızı ve kalbimin sesi dışarıdan duyuluyor... Baban yanımıza geliyor ve tanışıyoruz; ismimi söylerken kedi gibi miyavladığımı fark ediyorum... Bütün gün onunla ilgilenmemeye çalışarak ama söylediklerini can kulağıyla dinleyerek geçiyor.

O gün eve döndüğümde Emel Teyzene anlatıyorum durumu; "ben bu adamla evleneceğim" diyorum. "Kafayı mı yedin kızım" diyor...

2 gün sonra mesaj geliyor "müsait misin?" Hem de nasıl müsaitim :) "Senin için her zaman müsaitim" diye düşünüyorum ama  baban henüz bunu bilmiyor... Doğum günümde görüşüyoruz. Tabi arkadaşlar da var... Aklım onda, gözlerimi kaçırmam lazım, onunla konuşmamam lazım... Anlamaması lazım...


Ertesi sabah şehir dışına gidiyor... 15 Gün sonra döneceğim diye mesaj atıyor giderken. 15 gün geçmiyor...

Döndüğü gün görüşüyoruz. Öyle özlemişim ki bitsin istemiyorum. Bitmiyor....

O günden sonra bir an olsun ayrılmadık babanla...


İlk günden beri hep deli gibi aşıktım ona. Tüm imkansızlıklarına rağmen; kendimize rağmen bir yuva kurduk senin için...


Sen böyle bir aşkın bebeğisin...


Bugün 9 yıl oldu; biliyorum ki 19. yılında da olsa bunları yazacağım babana... Sevgi içinde büyüdüğün için o kadar mutluyum ki; bir an olsun pişman olmadım bu kararıma...









Bumerang - Yazarkafe