18 Temmuz 2011 Pazartesi

Sınır mı! Ne sınırı!

Geçtiğimiz aylarda radikal bir karar alıp çocuk gelişimi kitaplarıyla yolumu ayırmıştım. Olmuştum ben çünkü. Yeterdi artık yani. Henüz 2 yaşına yeni girmiş bebemi yeterince eğitmiştim! Süpersonik bi anneydim ben. Ders verebilecek kıvama gelmiştim. Zaten pedagogumuz da "Ada sınırlarını çok güzel öğrenmiş bir çocuk, bu kadar uyumlu ve sakin olması bu sebepledir" demişti. E tamamdı işte. Daha ne olsundu.

Madem oğlan da tamam ben de diyerek güzelce kütüphanenin en üst katına yerleştirdim kitapları. Hepsini yalayıp yutmuştum nasıl olsa, ezberimdelerdi... Fakat unuttuğum bir şey vardı, -ki bütün ergenliğimi bu konu üzerinde çalışarak geçirmiştim-; sınırlar genişletilmek için vardır!

Bizim evde akşam yemeği 6 da yenirdi! Herkes altıda evde olacak. Aç olmasan bile sofrada oturulacak.

Gayet makul bir kural. 
Bir anne için evet! Bir ergen için asla!

Önce 18:15 de gelinir eve, tepkilere bakılır. Bir hafta bir 18:15 bir 18:00 idare edilir. Bakılır ki bir şey olmuyor, geliş saati 18:30 a çekilir.


Bunu hatırladınız mı bir yerden? 

"Aç değilim Anne!"

"Ben biraz geç geleceğim anne!"
"Aaa saat o kadar olmuş mu hiç farkında değilim anne!"

Bir kural böyle yerle bir edilir.


Oğlumun bunları hiç yapmayacağını zannediyordum. Süpersonik bir anne olarak hatmettiğim kitapların, internet sitelerinin, blogların oğlanın kafasında hare çıkarttığını düşünüyordum. Çocuk öyle değil böyle yetiştirilir diye sağda solda hava atıyordum.


Halt etmişim!
Evet, bunun başka açıklaması yok! Halt etmişim.

Oğlan 2,5 yaşına geldi, eski kuralları denemeye başladı birer birer. Bana da paşa paşa kütüphaneden kitapları indirmesi, yerlerine yenilerini eklemesi kaldı...

Demem odur ki; mevzu çocuk yetiştirmekse asla ben oldum dememek gerek, bir de şu "çocuğunuza sınır koyma" diye bir kitap var, acil tarafından onu edinmek gerek.








Bumerang - Yazarkafe