10 Eylül 2011 Cumartesi

30. Ay Nasıl Bir Şey

Ada 30 aylık. Yazıyla otuz!! 
İnanamıyorum ama tam tamına 2,5 yaşında bugün itibarıyle!

Çok çabuk büyüdü diyenlere hırlasam da (annesine soracaksın nasıl büyüyor!) gerçekten zaman çabuk geçti. 

30 aylık olmak nasıl bir şey?

30 Aylık Ada artık tam anlamıyla bir "çocuk" görünümünde; iki ay önceki fotoğraflarına bakınca "nasıl ya! ne kadar da minikmiş, suratında nasıl da bebek ifadesi varmış hala" diye şaşırıp kalıyoruz. 



Yemek; 
Artık kendi yemeğini hiç yardımsız; çatal, kaşık, bıçak, ne gerekiyorsa kullanarak yiyor, yani; tam anlamıyla "kendi kendine" yiyor. 

Yemekler arasında tercih yapıyor, fakat uyanık anne (yani ben) bu durumu da kılıfına uyduruyor (ipucu: bir öğünü sadece sevmediği yemeklerden oluşturup tercih yapmasını sağlamak, neticede yemesi gereken ama sevdiği başka bir şey olunca tercih etmeyeceği yemeği götürüyor)

Bazı şeyleri ne yaparsan yap yemiyor; (sele siyah zeytin, yumuşak beyaz peynir, pişmiş halde maydanoz, kıymalı börek, herhangi bir şeyin içinde erimiş kaşar peyniri) velhasıl, damak zevki denen şey artık tamamıyla oturdu.

Çok sevdiği şeyler de var ve artık tercihini açıkça belli ediyor. 

Bazı gıdalara takıntı geliştirdi; Krep! 3 Öğün versen çatlayana kadar yer, Simit; mutlaka her pazar kahvaltısında olacak! Pilav; yoğurtsuz olursa arıza çıkartır! Makarna; içine herhangi bir şey girdiği andan itibaren işi olmaz!


Uyku; 
Uykusu geldiğinde "uykum geldi" diyor, pijamalarını giyiyor, dişlerini fırçalıyor, biraz benim yardımımı alarak çişini yapıyor (zira artık oturağa oturmayı tamamen reddediyor ve klozet kullanıyor, çiş için adaptörü de reddediyor, ancak kakası gelirse istiyor çünkü o olmazsa bacakları acıyormuş), babasıyla kucaklaşıyor ve yatağına yatıyor; uyku için nasıl bir yol seçtiyse o gün onu bildiriyor "kitap oku" "masal anlat" "yanımda yat" "sen git ben uyurum" şeklinde dört seçeneğimiz var bu iş için. 

Seçeneği yorgunluk durumu belirliyor.


Gece hemen hemen hiç uyanmıyor, sabah 7:30 - 8:30 yorgunluk durumuna göre değişen uyanma saatleri, öğle 12-12:30 dedi mi uyur, 14:00-15:00 arası yine sabah ne kadar yorulduğuna bağlı olarak uyanır, gece 19:30 uyur.


Tuvalet; 
Tuvalet konusu tamamen halledildi. Artık kaza denen mevhumu bile unuttuk.



Kişilik; 
Ada eğlenceli bir çocuktu. Ya da ben her zaman eğlendim onunla birlikteyken. Ama artık ciddi ciddi bizi koparttığı noktalar oluyor;

odasından gelen kağıt yırtma sesleri üzerine; 
- Adaaa ne yapıyorsun çocuğum? 
- Ben iyiyim çen naapıyosun?
 -----
Arabayla gitmekteyken önümüzdeki araba ani fren yapar: 
Baba: dangalak durdu ya!!! 
Ada: anne dangayak duydu!! 
Ben: vosvogen oglum o!!!! 
Ada:  tamam da anne foskovene dangayak binmis!
----
Montaj gerektiren oyuncak köpeğini dayısına vermesini söylediğimde; 
- ben yapabiyiyim anne! 
- ama mühendis olan dayın??? 
- köpek müyendisi mi anne!

Bunlar anı defterimizdeki son bir kaç günün özeti sadece. Çok komik diyaloglarımız oluyor. Gülüyoruz, gülüyoruz, gülüyoruz...

Bunun dışında, zevkleri var artık; hafif rock müzik eğilimli bir çocuk olacak belli ki, Gökçe'nin tuttu fırlattı şarkısına bayılıyor, Emre Aydın, Şebnem Ferah, Model, Athena seviyor. Şarkılarını ezberliyor. Müzik kulağını iyi buluyorum. Enteresan olanı; gitar çalmaya takmış durumda. Ne zaman Forumdaki D&R'a gitsek orada gördüğü koca koca gitarlara saatlerce hayranlıkla bakıyor. Küçük bir gitar almak konusunda ailece hem fikir olsak da, tellerinin parmaklarını kesebileceğinden korkuyoruz. Sanıyorum ki bu yaşı bitmeden bir gitara sahip olacak.

Kitaplara olan ilgisi devam etmekle birlikte artık daha çok "bana bilmediğim bir şeyler söyle" modunda! Okunmuş kitabı tekrar okutmuyor, kendisi bakıyor, hikayesini anlatıyor falan fakat, kitap okuma saatlerimizde artık kalınca bir masal kitabından hikayeler okuyoruz, hala ayda bir kaç kitap alıyoruz tabii fakat bunlar da hikayesine aşina olmaya başlayınca rafa kalkıyor.

Oynadığı oyunlar daha çok "gerçek" oyunlar. Resim yapmak, kumla oynamak, asansörlü, otoparklı araba yolu üzerinde arabalarını gezdirip park etmek, şarkı söyleyen oyuncakları ile şarkı söylemek gibi şeylerden hoşlanıyor. Kendi oyuncaklarını kendi icad ediyor ( bir tükenmez kalemi parçalayıp tekrar monte etmeye çalışmak, bulduğu bir kağıdı rulo yapıp dürbün olarak kullanmak vs uğraşlar buluyor kendine) 

Yalnızlığı seviyor ve odasındayken girmek istersem kızıyor. Evde kalmayı sokakta olmaya tercih ediyor. Zorunlu değilsem Ada istemiyorsa çıkmıyoruz. 

"Birlikte oynamak" kavramını tamamen anladı ve uyguluyor. Kağıt oynayabiliyoruz artık. Eşleştirme kağıtlarıyla pişti oynuyoruz mesela. Birlikte yemek pişirebiliyoruz, birlikte arabalarla oynayabiliyoruz, birlikte boya yapabiliyoruz. Önceden de yapıyorduk fakat bireysel davranıyordu, şimdi yardımlaşabiliyor, fikir veriyor, fikir alıyor. 

Ya da bahçede mahallenin çocuklarıyla top oynayabiliyor, oyuncakları paylaşıp toprakla oynayabiliyorlar...

Okuma-Yazma ile fazla haşır neşir oldu. Harflerin hepsini biliyor, bir kısmını yazıyor. Şekilleri çizebiliyor, sınırlı boyama yapabiliyor. 


Kendini ifade etme işine tamamıyla vakıf oldu;
"böyle yaptığın zaman çok üzülüyorum"
"resim çizmeyi seviyorum"
"bazı müziklerden hoşlanmıyorum"
"gargamel çıktığında korkuyorum"
"odama girdiğinde sinirleniyorum"
"sana sarılınca çok mutlu oluyorum" 


Sohbet etmeyi seviyor ve "merhaba""nasılsın" "hoşça kal"  "kolay gelsin" "iyi günler" gibi sözleri yerli yerinde kullanıyor. 
Tamamen kendine münhasır bir insan oldu yani artık. 
Fakat her yaşıtı gibi onda da bir takım dönemsel ve geçici özellikler var; Oidipus döneminde mesela. Babasıyla inanılmaz bir rekabet içinde, bana aşırı düşkün. Bir tek annesini seviyor! Babası gitsin.

Agresif; alanına, oyununa müdahale edilirse gözünün yaşına bakmıyor, sinirleniyor!

Zaman zaman da o kadar masum bir bebek oluveriyor ki; anne pışpış yapar mısın, anne ben senin bebeğinim, anne sen benim canımsın, anne sen yedir, anne sen giydir... İşte bu anlar benim bazen günlerce beklediğim ve geldiği anda sevinçten deliye döndüğüm anlar, çünkü artık öpebilmek için bile saatlerce yalvarmak gerekiyor.


Oyuncak;

Kum hala gözdesi, kum havuzuyla çok uzun vakit geçiriyor. Bunun dışında otopark seti, laptopu, yazı tahtası, en eğlenerek oynadığı diğer şeyler. 
Harflere, rakamlara inanılmaz düşkün. Evdeki her şeyin boyunu ölçüyor, her gördüğü yazının harflerini ezberlemeye çalışıyor vs. okul öncesi adına hummalı bir çalışma içerisinde. 


Karalama yerine resim çizmeye başladı, geometrik şekiller, kağıdın üzerine yerleştirdiği eli, çöpten çocuk, güneş, aydede belirgin resim temaları olmakla birlikte tamamen hayal gücü ile kurguladığı kargacık burgacık şekilleri de var; denizde giden gemi, çiçekten bal toplayan arı..   (gerçekte alakasız bir takım şekiller olsa da üzerine ne olduklarını not düşüp saklıyoruz bunları)

Kurallı oyunları takip edebiliyor; birlikte pişti oynarken çok eğleniyoruz, basket oynarken sırasını bekleyebiliyor vs.


30 Ay nasıl bir şey;
Genel olarak bir sinir harbi yaşıyor gibi görünse ve her şeye ama her şeye itiraz etse de; kendini ve duygularını tam anlamıyla ifade edebilen, giyinme, soyunma, yeme, içme işlerini kendisi yapmaya hevesli olan bir çocuğa sahip olmak güzel bir şey. 

İtiraf ediyorum ki; zaman zaman tam bir ergen, zaman zaman tam bir bebek arasında gidip gelen ruh durumu insanı biraz yoruyor.



Bumerang - Yazarkafe