9 Eylül 2011 Cuma

Bu çocuk neden yemiyor!!

Hemen hemen her anne çocuğunun iştahsızlığından yakınıyor, buna eyvallah, kafamıza vura vura öğretildi zira; çocuk dediğin tombul olacak! Ki yok öyle bir şey asıl sağlıksız olanı şişman olması. 

Bir komşum var; Ada'yla aynı ay doğumlu bir oğlu var onun da, ne zaman bir araya gelsek ya da oturup sohbet etmemize bile gerek yok, ne zaman karşılaşsak hep "iştah" konusu gündemde ki oğlu Ada'ya göre epey kilolu bir çocuk. Ben de Ada'nın yemesi (çok yemesi değil ama sağlıklı yemesi) konusunda takıntılı olduğumdan çok da haksız bulmuyorum yemek yemeyi sorun haline getiren anneleri, fakat ne zaman görsem bu komşunun oğlunun elinde ya bir çubuk kraker ya bir dondurma ya bir çikolata oluyor. 

Abur cubura şiddetle karşı çıksam da kaçınılmaz olduğunu biliyorum fakat bugün gördüğüm tablo, bu annenin sıkça tekrarladığı "neden yemiyor bu çocuk" sorusunun cevabını verdi kafamda!

Öğle üzeri Ada ile dışarı çıkarken karşılaştık yine; yine çocuğun elinde kremalı bisküvi paketi, eve doğru yürüyorlar, içimden "öğle yemeği öncesi niye vermiş ki" diye geçse de sormadım, anne-çocuk ilişkisi bence karı-koca ilişkisinden daha fazla dokunulmaması gereken bir ilişki zira.


İşlerimizi halletmiş dönerken (yarım saat bilemedin kırk beş dakika sonra) komşum bu kez elinde bir çorba kasesi, içine doğranmış ekmekleriyle bulamaç olmuş çorba ile, bisiklete binmekte olan oğlanın peşinden koşturuyor, kan-ter içinde kalmış, yüzünde sinirli ve çaresiz bir ifade!


"Yemiyor" dedi beni görünce; (varan 1: çocuğun yanında çocukla ilgili kötü yorum yapılmaz
"Acıkınca yer elbet" dedim ben de. Demedim ki; yarım saat önce bir paket bisküviyi indirdi mideye, zaten bunların midesi toplasan yarım kaselik yemek alıyor, nasıl yesin daha! Bir de şekerli, kremalı, iştah kapatmaya tam anlamıyla müsait bir gıda elindeki! 
"Ne yapacağım ben bunun bu yemek seçmesiyle!!" dedi sonra. (varan 2: çocuk, duyacağı şekilde isimlendirilmez
Kafamı yana eğip omuzlarımı yukarı kaldırdım; "bilmem ki" demenin sadece ikimiz anlayacağımız şekliyle.  
Sonra döndü çocuğuna asıl bombayı patlattı; "bunu yersen sana dondurma alırım ama..." (varan 3: zararlı gıdalardan ödül yapılmaz)


Bu parantez içindekileri ukalalık olsun diye yazmadım. Ama bunları uygulamaya çalışmalı her anne.

Komşumuzun gözünde "çok ve sorunsuz" yiyen oğlum nasıl besleniyor? 

Ben kendi doğrularımı uyguluyorum; abur cuburlar sadece yemek sonrası yenir, mümkünse akşam yemeği sonrası.  

4 öğün vardır bizim evde, 4 öğünde de masa hazırlanır, oturulur, yenir, kalkılır. 

Ev içinde ya da sokaklarda elimde tabakla peşinde dolaşmam, yemiyorsa canı istemiyordur, bir sonraki öğünde yer. 

Öğünde ne yediğine çok takılmam önemli olan gün toplamıdır ve neye ihtiyacı varsa onu toplamda almıştır mutlaka.


Bunlar benim doğrularım; bu şekilde alıştı, bu şekilde devam ediyor Ada bunları uygulamaya.

Çocuk gün içinde kalorisi yüksek abur cubur tüketiyorsa, elindeki çorba kasesiyle peşinden ne kadar koşarsan koş, ne kadar sinir krizi geçirirsen geçir, yemez! 


Eğer çocuğun iştahsızlığından yakınıyorsanız, küçük bir not defteri alıp; minicik bir şeker bile yese, gün içinde toplam ne kadar ve ne yediğini not edin, sonra açın interneti, bunların kalori hesabını yapın, sonra da çocuğunuzun yaşına göre ihtiyacı olan kaloriye bir bakın. 

Neden yemiyor o çocuk, o zaman anlaşılır işte.







Bumerang - Yazarkafe