22 Eylül 2011 Perşembe

Çocuğunuzu ne kadar tanıyorsunuz?

Bu magazin dergilerindeki "kocanızı ne kadar tanıyorsunuz?" "Birbirinize ne kadar uygunsunuz?" falan gibi testlerden birini bulacağınızı zannettiyseniz, üzgünüm yanıldınız, ortada basılı bir test yok. Mevzu, başkalarının gözünden görmeden çocuğunuzu tanıdığınıza kanaat getirip getirmemenizle alakalı daha çok.

Ben çocuğunu tanıyan bir anne olduğumu zannediyordum. Yediği içtiği değil de (zira onlar mütemadiyen değişmekte) huyu suyu nedir, neye kızar, neye ne tepki verir, az çok bilirim zannediyordum.  "Aaa evde olsa yemez" falan tarzı muhabbetlere girmeyecek kadar da annelik müessesesini tanıyorum, çocuk bu, ne zaman neyi isteyeceği belli olmaz. "Bundan yer mi?" diye sorulduğunda "Bilmem, kendisine sorun" derim mesela. Bir gün deli gibi yediği şeyi ertesi gün "iğrenç" bulma kapasitesi her çocuk gibi benimkinde de var. Bir gün ayıla bayıla oynadığı oyunu ertesi gün sıkıcı bulabilir. Bu tip değişikliklere çok fazla şaşırmıyorum 2,5 yıllık tecrübe neticesinde. Huyu suyu konusunda bilinçlendiğimi zannediyordum fakat. Öyledir böyledir demekte bir sakınca görmüyordum bu sebeple de. Ta ki oğlan okullu oluncaya kadar.

Önceki gün okul pedagoguyla aramızda geçen sohbeti yazıyorum aynen; 
"İnatçı ve kararlı bir çocuk fakat kendine çok hakim. Yapma dediğin anda durabiliyor ve ne kadar isterse istesin kendini kontrol edip isteklerini bastırabiliyor. Kontrolü süper"

Kontrol süper bizim oğlanda evet o kısımdan zerre şüphem yok fakat kadınla ayrı düştüğümüz nokta şu ki; onun kontrol edebildiği şey kendi duyguları değil; ben ve çevresindeki diğer garibanlar oluyor genelde. "Yapma dediğin anda durabiliyor" Hadi ya! Ee ben neden farkında değilim bunu? 

Yapma dediğim anda gözüme bakarak yapılan onlarca şey geçti bir anda gözümün önünden. " Ben senin söylediklerini yapmak zorunda değilim anne!!" diye cırlayan evlat benimki değil sanki! Öğretmenden çekindi desen; bizim oğlanda o genler yok.

Ben oğlanı emanet ederken " Bir şeyi yap dediğiniz zaman yapmaz, biraz yordamına uydurmak ve suyuna gitmek lazım" demişim, bakıyorum bizimki öğretmen otur diyor oturuyor, kalk diyor kalkıyor. Bahçeye çıkıyorlar "ahada şimdi görürsünüz siz, sokun geri bakalım" diyorum, bir bakıyorum bizim oğlan "bahçe saati bitti" dendiği anda kuzu kuzu giriveriyor içeri. Ne oluyor yahu! Ben okula yanlışlıkla başka çocuk mu getirdim diye düşünmeye başlıyorum fakat sonrasında okuldan aldığım çocuk aynı. "Ben eve gitmek istemiyorum! Ben oyun parkına gidip top havuzuna girmek istiyorum!!!" Buyuruyor ve biliyorum ki; eve gitmek için yolu yordamı yapılmış, çeşitli taktiklerle süslenmiş taklalar atmam gerekecek! Bana mı garezin var ulen! diye bağırasım geliyor o an.



Bumerang - Yazarkafe