27 Eylül 2011 Salı

Hayatın içinden bir gün...


Dün Ada için çok farklı ve çok eğlenceli bir gündü. Ne zamandır aklımda fakat bir türlü fırsat bulamıyordum.

Ada epeydir balık istiyor benden. "Akraryum alalım anne" diye yalvarmadığı gün hemen hemen yok gibi, ya ölürse balıklar diye bir türlü cesaret edemiyordum ben de. (Gerçi annemden öğrendim formulü; en kısa zamanda uygulayacağım; meğer ben de balık delisiymişim küçükken, annem alırmış bir faunusa balığı koyarmış, iki üç günde ölürmüş tabii ki, annem de görmediğim bir zamanda ölü balığı yok eder bana "arkadaşlarının yanına gitmiş, gel gidip alalım oradan" der, gider bir balık daha alırmış. Allahın japon balığı, hepsi birbirine benziyor zaten! Yıllarca kandırmış beni böyle, eve gelen her balığı aynı balık zannetmişim ben de dolayısıyla. En kısa zamanda bir faunusta "doroti"miz olacak. O arkadaşlarının yanına giderse biz de gidip alırız yaramaz balığımızı oradan, olur biter:)

Dün yine bir akraryum tutturması esnasında aklıma geldi; hadi gel seni kocaman akvaryumun olduğu bir yere götüreyim dedim. Öğle uykusundan sonra atladık bir minibüse (bu arada ilk minibüs deneyimi; çok şaşırdı bir sürü insanın binip inmesine "bizim arabamıza") Oradan da metroya (ilk tren deneyimi; bayıldı trene binmeye) Soluğu Forum İstanbul'da aldık. Turkuazooya ilk girdiği anda tahmin ettiğim gibi büyülendi. "anneee şunlara baaak" diye bir çığlık atıp, koşup yapıştı koca akvaryumun camına. Hepsini tek tek inceledi, gözü var, ağzı var, kuyruğu var diye tek tek saydı. Palyaço balıklarını gördüğünde "aaaa nemoooooo" diye sevindi. En çok "kuş gibi kanat çırpan" vatozları beğendi. Tek kelimeyle muhteşem bir deneyimdi onun için. Tabii ki benim için de.

Eğer hala görmediyseniz kesinlikle tavsiye ediyorum. Bugün çocuğumla ne yapsam diye düşünmeyin. Ulaşımı da çok basit üstelik...


Bumerang - Yazarkafe