2 Eylül 2011 Cuma

Nerde azizim o eski bayramlar!

Ramazan Bayramını geride bıraktık.

Bu bayramda da Ada işin heyecanını anlasın diye uğraştık. İstiyorum ki bizim çocukluğumuzdaki gibi olsun onun bayramları da. Hani "değişen bayramlar değil bizim duygularımız" diyorlar ya, doğruysa, çocuklar hala bayramları aynı duygularla karşılıyorlarsa diye, bizim için zamanında yapılanları şimdi oğlumuza yapmak istiyorum. 

Bayramdan bir kaç gün önce bayramlıklarını (Ada için bayramcık onların adı) almış ve dolabına asmıştık. Bayramlarda yeni ve temiz giysiler giyilir diye anlatmıştım. Gidip gelip dolabında duran yeni giysilerine baktı, giymek için içinin gidiyor oluşu işin heyecanını arttırdı tabii. Hatta bayramcık ayakkabılarına (bağcıklı ayakkabılara kafayı takmıştı ve tam da istediği gibi bir bağcıklı (Ada'ca bademcikli ayakkabı) almıştı babası) o kadar içi gitti ki sabredemediği için bir kaç saat evin içinde giydirmek zorunda kaldık. 

Baş ucunda yeni ayakkabılarıyla bekledi bayram sabahını. Tıpkı çocukluğumuzdaki gibi. Sabahın köründe kalktı "bugün bayram mı?" diye sordu, "evet" cevabını alınca elime yapışıp öptü, sonra babasını bayramcıkladı. Harçlığını cebine koydu. Benim de o çok sevdiğim bayram kahvaltısı için babaannesine geçildi.

Bayramın tadı kalabalık bayram kahvaltıları ile çıkıyor. Su börekli, gül börekli mükellef masada, güle eğlene yapılan bir bayram kahvaltısından daha neşeli bir şey bilmiyorum. Kahvaltı boyunca tüm şebekliğini sergileyen Ada, o kadar keyifliydi ki, yanaklarının mıncırılmasına, öpülmeye bile ses çıkartmadı.


Sonrasında gelen misafirlerle evin dolup-coşup taşması kısmına geçildi, kalabalığı gördükçe iyice coştu bizim bayramcık çocuğu. İşin kolonya dökme ve çikolata tutma kısımlarını bile üstlendi. 

Sonrasında biz aile büyüklerine misafir olduk. Ada işin en çok kendisine çikolata ikram edilmesi kısmına bayıldı, misafir olmaktan pek hoşlanmadı, hele oyuncaksız evlere. Kendi çocukluğum aklıma geldi. Bir köşede ellerim kucağımda, sıkıla sıkıla oturup bayramdan bayrama gördüğüm evin her köşesini gözlerimle arayışım, belki ilgimi çekecek bir şey çıkar umuduyla. Bu da bir bayram geleneği sanırım.

Sonrasında bayramcık çocuğun emrine amade olma kısmı geldi. Lunapark yerini almış avm oyun alanlarında istediği her şeye binmesine, istediği her oyuncakla oynamasına müsaade ederek, zevkten çıldırmasına ve gün sonunda istediği bir oyuncağı sırtlanıp eve dönmesine izin verme kısmına.

Her gün kalkar kalkmaz "bugün de bayram mı" diye sormayı ihmal etmemesinden, babasını uyuyor gördükçe "babamm gitmemişş" çığlıklarından anladığım kadarıyla Ada bayramcığı çok sevdi. 


İnanmaya başladım ben de, bizim o eski bayramlar diye özlediğimiz şey, aslında düpedüz çocukluğumuz işte!





Bumerang - Yazarkafe