4 Ekim 2011 Salı

Büyümüş benim oğlum!

Ada'nın hep böyle bir ağır abi, delikanlı havaları vardır, öyle "bebek" muamelesinden hoşlanmaz, büyük büyük konuşur, kendine adam muamelesi yapılmasından hoşlanır, akıl verir, tarif eder falan... fakat ben her anne gibi "aman da benim minik oğlum" diye peşinde gezer oğlanı sinir ederim zira kendisi farkında olmasa da 2,5 yaşında henüz, yani öyle "oldum ben" havalarına girmesi için sağlam bir 15,5 sene geçmesi gerekiyor bana göre.

Dün okulda anket yapmışlar çocuklara, çıkışta verdiler; şöyle bir baktım, gözlerim yuvalarından fırladı. Bayağı kendini tanıyor olmakla alakalı bir anket bu ve Ada gayet güzel cevaplamış hepsini. O kadar aklı başında cevaplar vermiş ki, bunu kendisi mi söyledi diye bir kaç kez sormak zorunda kaldım. Öyle kafadan sallamış olma ihtimaline karşı, öğle uykusunu uyumuşken ve oyuna dalmışken, yani anketin üzerinden biraz zaman geçmişken sorulardan bir kaçını sıkıştırıverdim sohbet arasına, gayet bilinçli vermiş cevapları... Oğlum büyümüş de kendini bile tanımaya başlamış meğer! Şimdiki çocuklar bir başka azizim diyenler doğru mu söylüyor ne! Bana sorsalar şu anda "en hoşlandığın şey" diye ben bile cevaplayamam bunu. Bizim oğlan "annemle ve babamla gezmekten hoşlanıyorum" diye cevaplamış, oyuncaklarının kırılmasındansa hiç hoşlanmıyormuş ve buna çok sinirleniyormuş! Eşyalarının arasında en çok ayakkabılarını seviyormuş (anasının oğlu), en çok oyun oynarken mutlu oluyormuş (en sonunda çocuk olduğunu hatırlamış en azından), babasını ve beni tarif etmesini istediklerinde de saç rengimizi, göz rengimizi, isimlerimizi söylemiş...

Verdiği cevaplara bayıldım, okulun bunu yapmasına daha da çok bayıldım. Kendisini ve çevresini bu kadar farkında olduğunu bilmiyordum, öğrenmiş oldum. Bir de oğlumun aslında ne kadar çabuk büyüdüğünü...

 
Bumerang - Yazarkafe