13 Kasım 2011 Pazar

Van'dan; ilk gözden notlar;

Arkadaşımın duyurmamı istediği bu haberi noktasına bile dokunmadan; içim acıyarak paylaşıyorum;

ODTU Mezunu arkadasimiz Cem Sarvan su anda Van`da yazdigi izlenimleri aktariyorum. Durum cok kötü imis.. Yardimlari hizlandirmak lazim. Fotograflar da Cem Sarvan tarafindan cekildi,

12.12.2011 Van
Selam Arkadaşlar,

Dün öğleden sonra Van'a vardım. Şu an benzincide telefonumu şarj ettiğimden sizlere de bilgi vermek istedim.

Karli soguk bir hava, cadirkentlerle yeniden şekillenmiş bir şehir, ciddi hasarlı binlerce bina, sessiz, ışıksız bir şehir. İnsanların çocuklarıin çadırlardaki hali aglatıcı, Karşımda hayalet bir şehir var. Çadırımda kalacaktım, havaalanındaki kaosu ve soğuğu görünce araba kiraladım ki yaptığım en doğru hareketti, çadırda kalma fikrini arabaya çevirdim ki, gece kötü geçmedi. İlk depremden bu yana arabalarda kalanları düşününce insan inanmıyor. Kimisi arabanın içine ısıtıcı koyuyor, fanı açıyor ama bu da tehlikeli zehirlenme riski var.


Akşam yolda gördüğüm dört çadır dört aile (her bir çadırda en az 12 kişi) ile konuşmaya başlayınca insanların kendi hayatlarını sürdürmek için ne kadar yalnız kaldıklarını daha iyi şahit oldum. İnanması güç ama bu soğukta çadırların tabanında sadece beyaz stratafor köpüklerden var. 10 kisiler 6 battaniyeyle geceyi geçirecekler. Çok çok zor, insanla sadece ölmediklerine seviniyorlar. Ama bu sevinç nereye kadar?...

Şehirdeki tüm esnaf özellikle ikinci deprem sonrasında dükkanlarını kapatıp, şehri terk ediyor. Otobüslerin hepsi kapasitelerinin üstünde gidiyor. Geceki en son Antalya otobüsü 101 kişiyle hareket etmiş. Toplamda 500.000 kişinin göç ettiği söyleniyor. Şehrin genel boş haline bakınca, doğruluk payı yüksek. Fırınlar bile kapalı olunca, insanların bir süre sonra yiyecek problemleri başlayacak. Çadırkentler çevresinde aşevleri kurulmuş ancak herkes çadırkentte kalamayanlar da var, çünkü evlerinin talan edileceğinden korkuyorlar ve sokak aralarında çadırda kalıyorlar. Onlar için yemek verilen yere gitmek bir başka problem, yiyeceğini mi düşünsün yoksa yolda hasta olacağını mı? Çocuklar hala neşeli oyun oynamak isteyen halleriyle bir sevinç, yaşam kaynağı ama hasta oluyorlar. Üstlerinde kalın giysileri yok. Bir sonraki felaket de sağlıkla başlayacak gibi görünüyor. Yıkanmak için insanlar koşa koşa yıkılma riski olan evlerine girip, beş dakikada korku içinde yıkanıp çıkıyorlar. Kadınlar çamaşır makinalarını da aynı şekilde çalıştırıyorlar ama nerede ve nasıl kuruyacak? Çadır boşta olunca çadırlar da çalınıyor, böyle olunca zaten evsizken çadırsız da kalanlar var. Doğumevleri boşaltılmış, hamileler var diğer şehirlere taşınıyorlar. Şehrin içi hüzün dolu, birkaç saat yollarda arabayla bile gidince insanın gözleri doluyor. Çadırlarda kalanlarla konuşurken ağlamamak için zor tuttum kendimi. Ağlama hakkım da olmadığını düşündüm, onlar bu hayatın içinde şehirlerini terk etmeden durabiliyorken karşısında ağlanamaz.


Dün akşam Buket Hanım liderliğinde o dört aileye topladığımız desteklerden verirken, duyduğum bazı şeyler şaşırtıcıydı. Yalan olmadığını biliyorum, çadırlarında birşey yok çünkü. İçlerinden birisi bulduğu yazlık çadırı kurmuş ki hemen üçlü grubun arkasında. Toplamda 6 battaniye verilmiş yere mi koysunlar üstlerine mi? Yiyecek kumanyası yok, fırından ekmek alabiliyorlar. İnsan elinde olmadan kendisini onların yerine koyuyor. Ne kadar sürdürebilinir böyle bir hayat! İnsanlar yıkıntı içindeki binalara girip eşyalarını kamyonlara yükleyip biran önce buradan ayrılma telaşında.

1999 depremine göre olumlu anlamda değişen tek şey sanırım kurtarma ekiplerinin hızı ve çokluğu. Merkezdeki Bayram Otel enkazında yüzlerce görevli çalışıyor. Doğrusu burada görevde bulunanları da düşünmek gerekiyor. Televizyoncusundan, gazetecisine, polisinden askerine yüzlerce kişi de görev nedeniyle terk edilen şehre gelmişler. Sürekli soğukta ve yıkılma riski olan binaların ortasında duruyorlar. Enkaz bölgesinde sıcak çorba,çay ve kumanya var. İş makinaları düzenli çalışıyor. Dün geceki umutlar da bu sabah itibariyle umutsuzluğa dönüştü. Enkazdan arka arkaya içeridekiler çıkarılıyor, dışarıda ise ağlayışlar artıyor.  Soğuk, kar demeden çalışan hayatlarını riske atan insanlar birer isimsiz kahraman. Çalışmalarda ölen Japon kurtarmacı dillerde, acılı insanlar bir de onun için üzülüyor.

Mesajı göndermek üzereyken benzincinin içi bir anda doluştu. Birçok kişinin elinde hasar dilekçesi çıktısı ama okuma yazmaları yok. Onların dilekçelerini yazdıkça İstanbul'dan görevli gelmiş dilekçeleri yazıyor söylentisi bile çıktı. Güldüm dünden bu yana ilk kez, hatta gülen birçok kişiydik. Dilekçesini alan gitti.

Birazdan Erciş'e geçiyorum. Buraya geldiğime, benimle birlikte desteklerini, dileklerini göndereneler adına çok mutluyum. Televizyonda gördüğümüz resimle içinde dolaştığım çok farklı. Birilerine elden para vermek bizlerin yapısı içindeki insanlar için kulağa hoş gelmese de, buradaki en doğru yardımlardan biri. Çocuklar onlarla bisküvi bile alsa, bence güzel.

Dün tarihin 11.11.11.11 oluşuyla ilgili çok şey yazıldı çizildi. Ama bugün de 12 Kasım, biraz önce dilekçeleri doldururken fark ettim. Bolu depreminin yıldönümündeyiz ve ben yine bir deprem bölgesindeyim. Depremde Van Gölü'nün üstünden ateş çıktığı söyleniyor. 12 Kasım'da Bolu'daydım ve ben de arazide o ateşi görmüştüm. Yüzeye yakın fay hattının hareketinin yarattığı sürtünmeden kaynaklanıyor olsa gerek.

Buraya fotoğraf için gelmediğim halde gözlemlerimi aktarmak zorunda olduğumu hissediyorum. O nedenle de ektekileri gönderiyorum. Biraz daha yaşanan, hissedilen, doğru gözlemler bunlar. Eğer yardım yapılacaksa mutlaka buradan biriyle bağlantıda olarak yapılmalı ki o yardım en hızlı şekilde yukarıda yazdığım kişilere ulaşsın.

Gerçekten çok yardım yapıldığı ve hızlı hareket edildiği yadsınamaz ama dün gece bir kişiyle konuşurken söylediği söz çok anlamlıydı. "Seçim dönemi ev ev ihtiyaçlar belirlenip dağıtılırken herşey ne kadar programlanmıştı, depremde gelen yardımı bile dağıtamıyorlar."

Bugün Erciş'in köylerinde ve kilim dokuma atölyesi yetkilileriyle olacağım. İstanbul'dan da bu atölyeye destek geliyor, umarım kalıcı yardımlar yapılır. ODTÜ, dernek ve vakıf tarafından yapılması planlanan prefabrik kalıcı yer projesi buradaki yaşantıyı düzenleyebilecek projelerden biri ama projenin desteklenmesi ve en hızlı şekilde sonuçlanması gerekir.  

Lapa lapa kar yağıyor ve çocuklar kartopu oynuyor. Trajedi içinde garip bir sevinç....

Sevgilerimle,

Cem

Orjinali için tıklayın.
Bumerang - Yazarkafe