14 Kasım 2011 Pazartesi

Yapayalnız bir anne; Şehri..

Bir anne olarak canınızı en çok ne yakar? 

Çocuğunuzun ciddi bir hastalığın pençesinde olması mı?
Eğitim hakkının elinden alınması mı?
3 yaşına girmek üzere olan çocuğunuzun sizden ayrı 6 ay geçirecek olması ve bu sürede 3. yaş gününü bile kutlayamayacak olmanız mı?

Şehri; bir anne. Canı çok yanan bir anne hem de. Bu saydığım ihtimallerin üçünü de yaşayan bir anne o.
Serpil; 9 yaşında... Ağır derecede fanconi aplastik anemi (ilik yetmezliği) hastası. Şu anda Medical Park hastanesinde yatıyor.

Bugün Serpil'le telefon dışında görüşemesem de Şehri ile 15 dakika sohbet etme fırsatı bulabildim. Ona "Serpil'in yanında ağlama olur mu" derken kendimi Van'daki depremzedelere "Bu kışı böyle atlatalım" diyen cumhurbaşkanı gibi hissettim... Şehri hiç durmadan ağlıyor. Nasıl ağlamasın, canı öyle çok yanıyor ki...

Serpil bana haber göndermiş; "çok mutluyum çünkü iyileşeceğim" Tek üzüntüsü çok sevdiği saçlarının kazınacak olmasıymış. Bayramda ona süslü tokalar almıştık çünkü. Olsun yine uzar, hem de daha güzel uzar diye haber gönderdim, daha güzel tokalar alırız. Bir iyileş de...
Semanur, 7 yaşında. İlkokul ikiye gidiyor fakat okula tam olarak devam edemediği için yeni yeni okumayı söküyor. Geçici olarak İstanbul'a taşındıkları için okula devam edemeyecek. Şehri buna da çok üzülüyor, "çok akıllıdır, okumayı çok sever ama..." dedi devam edemedi sözlerine.  Çorlu'ya mı gitse tekrar, okuluna devam mı etse diye düşünüyor babaları. İlik nakli sırasında rapor alır getirtiriz tekrar diyor. Gönlüm hiç razı değil annesinden babasından ayrılmasına. İstanbul'da bir okula yerleştirmenin yolunu bulsak dedim, "nasıl yapacağız ki" dediler...Bilmiyorum, ama yapacağız. Yapmamız gerek dedim ben de. Ne yapabileceğim hakkında zerre fikrim olmamasına rağmen...

Sıla 6 Aralıkta 3 yaşına girecek. Annesi ve ablası yanında olmayacaklar çünkü hastanedeler. Hiç durmadan ağlıyor Sıla. Annesini istiyor. Babaannesiyle kalmak istemiyor. Hastaneden ayrılmak istemiyor. O kadar mutsuz ki, nefesim daralıyor onu gördükçe...

Ben bu üç çocuğu bir iki aydır tanıyorum. Onları gördükçe canım yanıyor.
Şehri onların annesi... Onun yanında, hayatımda hiç olmadığım kadar çaresiz hissediyorum kendimi. Bir anne için çok zor bir sınav veriyor çünkü.Üç evladına da yetebilmek için parçalanıp duruyor. İşin en zor kısmı da yalnız bir anne o. "Kırk kat yabancısınız siz yakınlarımızdan daha çok düşünüyorsunuz bizi" diyor, zamanında bana ulaşıp yardım isteyen Emine Hanım'dan ve benden başka ne dertleşebileceği biri varmış ne yardım edeni. Yakınları arayıp sormuyor. "Bir şey umacağımızdan mı çekiniyorlar nedir" diyor babaları... Oysa tek istedikleri manevi destek.

Ben bugün çok üzüldüm. Şehri ile konuştuktan sonra yarım saate yakın yürüdüm, düşündüm... Semanur'u okula kaydettireceğiz bu hafta içinde. Tüm görüşmeler olumlu geçti. Bakırköy Milli Eğitim Müdürü ve Kültür İşleri Müdürü öylesine içten ve öylesine yardımsever davrandılar ki, bu kadar kolay olması beni şaşırttı bu kısımların... Sıla'yı bir kreşe yazdıracağız, yaşıtları ve oyuncaklar ona iyi gelecektir diye düşündük...

İçinden çıkamadığım tek şey manevi destek kısmı... O kadar isterdim ki; her gün ziyaret edeni olsun, halini hatırını soranı olsun bu ailenin. Bir şey yapmasalar bile, oturup dinleyeni olsun... O kadar isterdim ki, herkeste biraz vicdan olsun.


Bumerang - Yazarkafe