21 Ocak 2012 Cumartesi

3 Yaş Korkularımız

Ada bir kaç gecedir ağlayarak uyanıyor; tekrar dalmakta zorlanıyor ve uyuyuncaya kadar "anne gitme", "anne yanımda kal" diye sayıklıyor... Evce gribal enfeksiyon etkisi altında olduğumuzdan hastalığı ile alakalı olduğunu düşünmüştük bu durumun, çok da üzerinde durmamıştık, değilmiş. Dün akşamki yatma pazarlığı esnasında gerçek sebebi ortaya çıktı;

- ben odamda yatmak istemiyorum anne!
- ?? o nereden çıktı Ada? Herkes kendi odasında, kendi yatağında uyur. 
- ya ben uyurken canavar gelirse?
- ?????? canavar mı? ne canavarı
- hani böyle kocaman gözleri, sivri sivri dişleri olan canavarlar var ya...
- nerde gördün annecim o canavarları (işkilli anne hemen o gün kreşte cd falan izlediğini düşünür tabii)
- Görmedim de.. gelirse görerim belki.
- Evimizdeyiz annecim, burada sadece baban ve ben varız, koruruz seni gerekirse...
- korumak ne demek?
- Zarar görmesini engellemek demek; biz buradayken sana zarar veremez hiç bir şey
- Sen beni korur musun yani?..... ya canavar sana saldırırsa? ben küçüğüm seni koruyamam ki
- O zaman da baban beni korur
- ya babama saldırırsa
- o zaman da seninle ikimiz babanı koruruz
-................... tamam o zaman.. ama yanımda yatar mısın
- için rahat edecekse yatarım ama gerek yok yanında yatmama sen yalnız uyuyabiliyorsun

Yanında yattım ve uyku esnasında elimi nasıl sıkı sıkı tuttuğunu, arada nasıl sıçradığını görünce durumun ciddiyetini kavradım... Oğlum gerçekten bir şeylerden korkuyor...

Araştırma olayına girdim tabii ki hemen...

Uzman Psk.Arzu Güneş bu korkuları 3 yaş korkuları olarak tanımlamış; "3-4 yaşlarına gelindiğinde çocuğun sahip olduğu bu korkulara karanlık, dilenci, hırsız, öcü ve benzeri soyut korkular da eklenir. Tuvalet alışkanlığı kazandığı bu dönemde bedeninden bir şeylerin koptuğunu görerek korkması da söz konusu olabilir. " diyor. Çocuk gelişiminde normal bir süreç olarak tanımlıyor bu duyguyu...

Korku konusunda yapılması gerekenlere gelince;
Korkusuna saygı gösterin.
Çoğu korkunun geçici olduğunu kendinize hatırlatın.
 Tekrar ona yardımcı olmaya çalışmadan önce, korktuğu durumdan makul bir süre geri çekilmesine fırsat tanıyın.
Korktuğu duruma tekrar alışabilmesi için ufak adımlarla ona yaklaşın (Mesela yükseklikten korkuyorsa, az yüksek yerlere çıkarın. Köpekten korkuyorsa köpek yavrusunu sevdirmekle işe başlayın).
 Çocuğunuzun nelerden korktuğunu saptamaya çalışın. Saptadığınız şeylerden onu uzak tutmaya çalışın.
Çocuğunuzun korkusunun yaş düzeyinde çoğu çocukta görülen korkulardan olup olmadığını test edin. Yaş düzeyinde sıkça görülen bir korkuysa geçeceğini düşünüp olayı hafife alabilirsiniz. Korkusu aşırıysa ve geçmiyorsa bir uzmana danışmanız yerinde olur


şeklinde önerilerde bulunulmuş genellikle...

Psk. Ayşen Evçiloğlu ise; korkunun genellikle nasıl geliştiğine dair;

Bebeğin anneye bağlanmasının en önemli nedenlerinden biri, annenin bebekteki korkuyu azaltma kapasitesidir. Bebeklik ve erken çocukluk döneminde, yeni bir durumla karşı karşıya kalındığı zaman, çocuğun göstereceği tepkide annenin tepkisi çok belirleyicidir.

Çocuk, örneğin ilk kez bisiklete binmeyi öğrenecekken annenin yüzündeki ifadeyi ve davranışlarını inceler. Eğer anne, çocuğa destek veriyorsa ve onun gittikçe kendine güven kazanmasını ve bağımsız olmasını sağlıyorsa, çocuk bisiklete binmeyi zevkli bir durum olarak algılayacak ve bütün dikkatini bu etkinliğe yöneltecektir. Öte yandan, anne ya da çocukla ilgilenen diğer bir kişi, çocuk bu öğrenme sürecini yaşarken sürekli endişeli bir yüz ifadesiyle onu izler ve uyarılarda bulunursa veya onu azarlarsa, çocuk dikkatini vermesi gereken etkinlikten ziyade, hayatında kendisi için çok önemli olan kişiyle ilgilenecek ve o durumla bağlantılı olarak ortaya çıkan endişesi giderek yükselecektir. Bu da çocuğun o durumdan kaçınmasına ve bir daha karşılaşmak istememesine neden olacaktır. İşte bu kaçınma davranışına “korku” denilmektedir.

 Korku bir kaçınma davranışı olarak ortaya çıkabileceği gibi, bir şartlanma olarak da ortaya çıkabilir. Bebeklik döneminde yüksek sesten korkmak normaldir. Ancak bu dönemde, bebek tam banyosunu yaparken, dışarıda çok büyük bir gürültü meydana geldiğini varsayalım. Bu talihsiz durum, bebeğin bir su veya banyo fobisi geliştirmesine neden olabilir.

 Kaçınma ve şartlanmanın yanı sıra, korkuya neden olan bir diğer faktör de endişelerdir. Endişenin yarattığı korkuya en çok karanlıkta ve uykuya dalarken yalnız kalındığında rastlanır. Çocuk, yaklaşık 3 yaşından itibaren toplumun kurallarıyla annesi ve babası aracılığıyla daha çok tanışmaya başlar. Artık istediğini yapmada eskisi kadar özgür değildir. Bunun sonucunda, çocuk kendini bu sıkıntılı duruma sokan anne ve babasına karşı bir öfke duymaya başlar, ancak bu duygusunu onlara yansıtmaya çekinir. Yine de böyle bir duyguya sahip olduğu için suçluluk hisseder. Ona rahatsızlık veren bu durumla baş edebilmek için, anne ve babasını ya da genel olarak toplumu ve kuralları temsil eden birtakım korkutucu figürler bularak, korku ve suçluluk duygularını onlara yansıtır; bunlar bir cadı, hayalet ya da ejderha olabilir.

Uykuya dalmadan önce çocuk bilinçle bilinçdışı arasındadır. İçinde biriktirdiği öfkelerin farkına varır, bunları bastıracak gücü kendinde bulmakta zorlanır. O zaman da, aslında bu duyguların yaşanmasına neden olan, ama aynı zamanda da ona destek olan ve güven veren annesini ya da babasını yanında ister. Onlar yanında olduğu zaman onların varlığından ve sevgisinden emin olur ve uykuya dalabilir. Karanlıkta, çocuğun kendini yine kontrolünü kaybetmiş olarak hissettiği bir andır ve endişe vericidir. Bu endişeyle baş etmek için de yine bir dış desteğe ihtiyaç duyabilir.

 Korkunun bir diğer kaynağı da, çocuğun başkalarını korktukları durumlar içinde izlemesidir, yani korkuyu görerek öğrenmesidir. Örneğin, çocuk annesini uçağın içinde bembeyaz olmuş bir yüzle görür ve annenin panik içinde olduğunu anlarsa, o da uçaktan korkmaya başlayabilir.
 
Çocuklar korkuları yaşadıkça, korkuyla mücadele ve onunla başa çıkma becerilerini geliştirirler. Korku kelimesi Latince “angustus” (dar) kelimesinden türemiştir. Buna bağlı olarak, çocuklar yaşamları boyunca onları boğan, daraltan, aşırı korumacı yetiştirme tarzına maruz kaldıklarında, bu hissi duymaya başlarlar. Ayrıca, umursamazlık, duygusal boşluk da benzer bir duygu yaratabilir. Korku, çocuğun normal şekilde yaşamasına izin vermeyecek kadar arttığında, kişiyi koruyucu fonksiyonun kaybeder. Bir şekilde paniğe, fobiye dönüşür. Böylece, çocuğun gelişimi yavaşlar, zayıf düşer, çaresizlik ve teslimiyet duyguları yaşar.

Çocukların korku hissetmemelerini sağlamak, en az korkutarak baskı altında tutmak ve söz dinlemesini sağlamaya çalışmak kadar zararlıdır. Çünkü, çocuğun yeterlilik duygusu hissetmesini engeller. Korkularıyla başa çıkma becerisini kazanmak, çocukların özgüvenlerinin ve kişiliklerinin gelişmesi açısından çok önemlidir. Bu aşamada, çocuklar anne ve babalarının desteğine ihtiyaç duyarlar.

Korku çocuğu uyarır ve tehlikelerden uzaklaşmasını sağlar. Böylece çocuk birçok tehlikeden kendisini korur. Ancak korkunun çok olması ve yoğun yaşanması çocuğu rahatsız eder. Anne-babanın alacağı eğitsel önlemlerle çocukluk korkularının azalması beklenir. Ancak anne-baba ve öğretmenin hatalı yaklaşım ve davranışları çocukluk korkularının ergenlik hatta yetişkinlik dönemine kadar uzamasına neden olabilir. Korku çocuğun yaşamını engelleyecek düzeyde ise davranış bozukluğu olarak değerlendirilir. Bu durum uzman tedavisi gerektirir.

Anne ve baba, öncelikle çocuklarının hissettiği bu korkuyu kabul etmeli ve ciddiye almalıdır. “Korkacak bir şey yok. Sen büyüdün. Bebek gibi davranıyorsun” gibi sözler, çocuğun korkusunu gidermediği gibi çocuğun anne ve babasına olan güvenini yitirmesine neden olur. Çocuk zamanla anne ve babasıyla olan iletişimini kesmeye başlar. Her ne kadar anne ve babanın amacı çocuğu korkularından uzaklaştırmak olsa da çocuk bu duygusuna daha çok sarılır ve bu korkusunu başka durumlara da yansıtmaya başlar. Yani, çocuğun korku duygusu zamanla artar, derinleşir, ve köklenir. Panik haline döner ve bir alışkanlık olur.


Yapılabilecek ilk şey çocuğunuzla empati kurmaktır. Onun korkularını paylaşmalı, onu anlamaya çalışmalı, küçük adımlarla ilerlemeli ve her adımda onu cesaretlendirilmelisiniz. Bir dakika için durun ve düşünün: korktuğunuzda diğer insanlar size nasıl davranırlarsa, kendinizi güvende hissedersiniz?

Açıklamalarıyla beni dehşete düşürdü.

Evhamlanmaya yer arayan anneler bu yazıyı okuduktan sonra "evladım benden nefret mi ediyor, öfkesinden dolayı mı bu korkuları yaşıyor" diye paniğe kapılmadan önce derin bir nefes alın; uzmanların "normal gelişim" içerisinde saydıkları korkulara bakın, bunun dışında müdahale edilmesi gereken bir durum görüyorsanız; kendi doktorunuza danışın...

Uzm. Bihter Mutlu Gencer; Çocukluk korkuları anne babaların en çok endişelendikleri konulardan biri olsa da aslında çocuk gelişiminin tamamen doğal bir parçasıdır. Hatta korku ve kaygı –aşırı olmamak şartıyla- insan doğasında var olması gereken işlevsel bir duygudur. Yeteri derecede korku ve kaygı bizleri tehlikelerden korur. Biraz kaygı bizi sınavlarda daha başarılı olmamıza destek verebilir. Çocuk korkularıyla ilgili olarak dikkat edilmesi gereken iki önemli nokta; gelişim dönemlerine göre korkuların oluşması ve zamanla kaybolması gerektiği; ve korkuların kalıcı olmaması için anne babanın izlemesi gereken uygun tutumlardır. diyerek içimize su serpsin ve ne zaman paniğe kapılmak gerektiği ile alakalı da şöyle bir yol göstersin doğru bir yaklaşımla; Gelişim evrelerine göre çocukluk korkularını şöyle sıralayabiliriz. Bebeklerde 9. aydan itibaren “yabancı korkusu” görülür. (Bazı bebeklerde 6. ay itibariyle bile başlayabilir.) Genel olarak 1,5 yaş civarında biter. Burada dikkat edilmesi gereken nokta çocuk 3,5-4 yaşından sonra hala bir yabancı gördüğünde ağlıyorsa veya yabancı bir ortama girdiğinde annesinin dizinden ayrılmıyorsa bir uzmanla görüşmekte yarar vardır.

Korkularla İlgili Oyunlar

Karanlıkta mum ışığında ellerle gölge oyunu.(karanlık bir odada mum ışığında ellerle şekiller yapılır. Bu şekilde yapılan şekillerin gölgesi duvara yansır.)

Körebe oyunu: (bir kişi ebe olur ve gözleri bağlanır. Ebe oyundaki diğer kişileri yakalamaya çalışır. Kimi yakalıyorsa ebe o olur. Kendisi ebelikten kurtulur.)

Burnunu takip et oyunu: (3 yaş ve yukarısı için) (odanın bir yerine kokulandırılmış bir pamuk parçası koyulur.) çocuk ya da çocuklar ‘burunlarını takip edip’ pamuğu bulmaya çalışırlar.) 

Balkabaklarının içini oyup birer birer beyaz örtünün altına girip hayalet olma oyunu.( kıyafetlerden karanlıklardan ve kötü suratlardan fazla korkmayan çocuklar korkutucu oyunlar oynayarak balkabaklarının içini oyup üstüne gözler ve ağız delerek ve içine bir mum koyarak üstüne hayalet elbiseleri giyip ellerinde cep lambalarıyla gece maceraları yaşayarak birazcık korku hissetmenin zevkli olabileceğini görürler.)

Hayalet kardan adamlar: ( 4 yaş ve yukarısı için) kardan adam hayaleti yapıldıktan sonra gövdesini oyup içine mum koyabilir, iki kömür parçasından da göz yapabilirsiniz. 

El feneri.( 5 yaş ve yukarısı için). ( Karanlıkta bir el fenerini ağzınıza soktuğunuzda ve ışıklandırdığınızda ürpertici ve ilginç bir görüntü oluşur. Ellerinizi de korkutucu bir şekilde alttan ışıklandırabilirsiniz.)

İçe dönük çocuklarda kukla oyunları oynanabilir.

Preuschoff, Gisela, (1998), ‘Çocukların İçindeki Korkular’, 1. Basım, İstanbul, Beyaz Yay.


Bumerang - Yazarkafe