20 Ocak 2012 Cuma

Öfke ile baş etmek

Bir cümleyi üst üste kaç kez söylediğinizde sinirlerinizin sınırları zorlanmaya başlıyor? 

On?

Yüz?

Bin?


Çocuğunuz büyümeye başlayıp kafa tutmayı öğrendiğinde bu rakamların hepsini tek tek deneyeceksiniz cevap vermekte acele etmeyin bence...


- oğlum çıkma oraya
- oğlum çıkma
- oğlum 
- düşeceksin oğlum
- oradan iner misin!
- çıkma dedim sana hemen in ordan!


tanıdık geldi mi bir yerden?  Hiç duymuyor arkadaş bu esnada sizi, çıkıtığı yetmiyor bir de zıplıyor orada; Bu duruma kitaplar ne diyor? "Ebeveyn sağırlığı" Peki ne yapmak gerek, "Fazla konuşmayacaksın!" Ne oluyor ki fazla konuşmayınca, arkadaş dinliyor mu söyleneni; ben denedim; hayır dinlemiyor... Ebeveyn sağırlığı ile başa çıkmak için bir kaç adım var;
- istediğini net olarak söyle
- bir kez uyar
- yapılması gerekeni yap sorun çözülsün... 

Ne kolay di mi... Uzaktan hoş geliyor davulun sesi bence. Denedim diyorum; eğer ben beceriksizin dik alası değilsem, zerre kadar işe yaramıyor! Olay şöyle işliyor;


-Oğlum oraya çıkma, tehlikeli, düşebilirsin... (sallamıyor tabii ki arkadaş)
-Oraya çıkarsan seni odana göndermek zorunda kalacağım... (duraksama, sonra eyleme devam etme)
- Anne kalkar, bebesini alır, odasına götürür, "oraya çıkmamayı kabulleninceye kadar içeri gelmeyeceksin" 

Bebe 5 dakika sonra odasındaki yatakta zıplamıyorsa ben de ne olayım! Üstelik salona döndüğünde de yapacağı şey yine tırmanmak! İşlemiyor o kitaplardakiler bizim bebelere!


Üç aşamayı denedim, hiç uyarmadan bir kez söyledikten sonra uygulamak dahil her şeyi denedim; yok annem yok olmuyor!


En temizi kabullenmek; evde 3 yaşında, duracell yutmuş bir arkadaş varsa; tırmanılacak şeyleri kaldır, tırmanılamayacak duruma getir, ya da bırak tırmansın düşsün... Olayımız budur. Yoksa; lazım olabilecek yerlerimizi yırtarak olmuyor, filmlerdeki ya da gelişim kitaplarındaki gibi "evet anne haklısın zıplamamalıydım özür dilerim" falan da demiyor çocuk kısmı. Kabullen rahat et: Çocuktur yapar! Boş yere kendini de çocuğu da germenin anlamı yok. Kabullenince sakinliyor insan, böyle bir rehavet falan çöküyor güzel oluyor yani...


İkincisi "benim çocuğum yapmaz" demeyeceksin; çocuğun senin olup olmamasıyla alakası yok zira durumun; çocuk olmasıyla alakası var. Aklına eser yapar. Beklentilerini minimumda tutacaksın; lokantada yemek yerken kaşık çatalı dan dun vuracağını düşüneceksin, misafirliğe gidilen evde dolap keşfine çıkacağını bileceksin, kendinden küçük çocuk gördüğünde delikanlılık damarının kabaracağını vurabileceğini bileceksin, priz görürse parmağını sokacağını bileceksin, arabada giderken koltuğuna oturtmadıysan kapıyı açmayı en az bir kez deneyeceğini bileceksin... Öncesinde bil; olunca sinirlerin zıplamasın...


Çoğu insan sakin anne olarak görüyor beni; doğrudur, sakinim... Bir tek eşim "çocuğa karşı çok sert" olduğumu söyler... Zira şöyle bir durum var ki; eğer Ada olmadık bir zamanda bulaşık leğenini doldurup içinde oyuncaklarını yıkamak istiyorsa cevabım direk "hayır" dır; bilirim ki, yıkanacak tek şey oyuncaklar değildir; koltuklar, üzerindeki kıyafetler, halılar... civarda su değmemesi gereken ne varsa değecek... Ada mızmızlanır, ağlar benim cevabım değişmez; babamız bulaşık leğenini doldurur getirir ve şöyle der "ıslatmadan oyna oğlum" Olur, evet. Islatmadan oynar 3 yaşındaki çocuk... Ada ördeğe doldurduğu suları kafasından aşağı dökmeye başladığında babamız kalkar elinden leğeni alır; Ada ağlar... 


Sonuç değişmez yani. Değişen tek şey babamızın zıplayan sinirleri olur.


Bense verebilecek durumdaysam leğeni getirir koyarım önüne; artık bir leğenin içine girip oturmadığı kalır, leğendeki su bitince de kaldırırım gıkı çıkmaz...

O leğeni veriyorsan ıslattıklarını kurulamayı göze alacaksın; yoksa çocuktan bekleyerek, çocuktan çocuk olmamasını bekleyerek olmaz o işler. 

Çocuğunuza kızmadan önce bir düşünün bunları; dışarıdan bir göz olarak duruma bir bakın; kızdığınız şey çocuğunuzun yaptığı şeyle mi alakalı yoksa sizin ondan beklentinizle mi alakalı...

Bir şeyi bir kez söyledikten sonra derin bir nefes alın; tekrarlar öfkeyi arttırmaktan başka bir işe yaramaz zira çocuk sizin ne söylediğinizle ilgileniyor olsa zaten ikinci, üçüncü kez söylemeye gerek kalmaz...


"Yapabilirim; öyleyse yapacağım!" dır çocuğun sloganı... 

Bu koltukta zıplayabilirim; öyleyse zıplarım...
Bu sandalyeye çıkıp, o biblolara uzanabilirim; öyleyse o bibloları alacağım!


Siz ne kadar yapma deseniz de umurunda değildir; yapmamalıyım diye düşünebilmesi için sadece "büyümesi" gerekiyor. Cezalandırılması değil.

Kendimi bu konuda sürekli eğitiyorum; zaman zaman sinir krizleri geçirdiğim de oluyor yalan değil, her şeye hazırlıklı olabilmek pek mümkün değil zira; hiç beklemediğin bir yerden vurabiliyor çünkü o "başka bir insan", "düşünebiliyor" ve yürümeyi başardığından beri de "yapabiliyor".

Ama bir şeyi öğrendim; "Öfke ile baş edebilmek" sadece öfkenin doğmasına izin vermediğinde mümkün olabiliyor.





Bumerang - Yazarkafe