22 Şubat 2012 Çarşamba

Anne Edebiyatı

Epey zamandır yazacağım bu konuyu içime dert oldu zira, ancak bir türlü fırsat bulup pc başına oturmak kısmet olmadı...

Neyse ki sevgililer gününde bir netbookum oldu da (ara metin hava atma kısmı) artık bulduğum boş vakitlerde yahut iki işi bir arada yaparak (bakınız şu an hürrem seyrediyorum) bloguma giriş yapabileceğim.

Çook evvel bir zamanda Ada ile ilgili girdiğim twitlerden birine "bırakın bu çalışmayan anne ayaklarını çalışsanız görürdüm sizi" gibi bir cevap gelmişti. (Onca zaman ben bu lafı içimde nasıl tuttum hayret!) 

Dün yine bunun kavgası çıkınca dedim ki, eyvallah artık içimde şişmesin bu laf, kapağını vereyim; Anneliği karakter belirler zaman değil!

Evet, ben çalışmayan bir anneyim, tüm enerjimi oğluma harcıyorum, bunu seçtiğim için de mutluyum ancak seçmeyen yahut seçemeyen anneleri de eziklemek çok saçma zira ne çalışmayan anneler gördüm ki anneliği çalışmakla bağdaştırmanın mantıksızlığının kanıtı gibiydiler. Dolayısıyla çalışan annelerin de çalışmayanlara söyledikleri garibime gidiyor biraz.

Evet ben kalori cetvelleriyle, etkinlik takvimleriyle, gelişimine göre oyuncak takipleriyle büyüttüm Ada'yı. Çalışsam da yapardım bunu eminim zira çevremde gördüğüm nice çalışan anne de böyle yapıyor.

Çalışan arkadaşlarımdan birinin çocuğu için diyetisyene liste hazırlattığını ve evdeki yardımcısına listenin uygulanması için kök söktürdüğünü biliyorum mesela.

Çalışan arkadaşlarımdan bir başkasının ekran görüntüsünün ay ay çocuk gelişimi tablosu olduğunu biliyorum.

Bir başkasının alacağı oyuncakları günlerce araştırdığını biliyorum.

Bir başkasının her akşam oğluyla bir kaç saat oynamak için tüm işlerini ertelediğini ve her gece saat üçte yatıp ertesi gün yedide kalkıp işe gittiğini biliyorum.

Oğlunun (kızı olan arkadaşım yok mu benim yahu!) öğlen yiyeceği çorbayı günlük çorba içsin bakıcı uğraşmaz diye sabah gün ağarmadan kalkıp yapan (bunu oğlu 6 aylıkkenden itibaren her gün yapan ve şu an oğlu iki yaşında olan) bir başkasını biliyorum.

Öğle yemeğinde çocuğunun kreşine koşup onu uzaktan izleyen bir başkasını..

Kreş öğretmenlerinin tamamının telefonunu ele geçirip saat başı arayan bir başkasını...

Bunların hepsi çalışan anneler.  Hepsinin anneliği benimkiyle aynı!

Annelik tarzını belirleyen tek şey, karakterdir. Çalışsam da bu kadar pimpirikli olacaktım ben. Nasıl bir insan isen, öyle bir anne oluyorsun hepsi bu... Çalışan annenin edebiyatı nasıl bilmiyorum ama yazdığımı çalışmayan annenin edebiyatı olarak nitelendiren arkadaşa; Bengi Semerci'nin bir sözüyle veda etmek isterim; "Annelik fedakarlık değildir"

İyi anneliği yapılanlarla ölçemiyorum ben, ne kadar iyi birer anne olduğumuz ancak evlatlarımız birer yetişkin olduğunda ortaya çıkacak bence.

Bunun kavgasını şimdiden yapmak abesle iştigal zira tükürdüğünü yalayabilirsin sevgili edebiyatçı anne.

Öperim.

Ben çalışan annelere, buna cesaret edemediğim için, sezaryen olanlara sezaryenden deli gibi korktuğum için acayip saygı duyuyorum bu arada. dip not olarak bunu da söyleyeyim.
Bumerang - Yazarkafe