26 Şubat 2013 Salı

Doğru okulu seçmek ne zormuş...

Ada önümüzdeki hafta 4 yaşına giriyor. Bu yeni yaşla birlikte hayatımızda yeni bir sayfa açılıyor...

Şimdiye kadar hep "66 aylıkken ilkokula gönderme" konusunda tereddütte olduğumuzdan, çok üzerinde durmamıştık hangi okula göndereceğimizin. Ancak Ada'nın zihinsel ve duygusal gelişimi son bir yılda bizi 66 aylık ilköğretime başlayabileceği konusunda ikna etti, hatta ilköğretime başlamazsak geç kalacağımız şeklinde bir korku bile oluşturdu zira okumaya ve basit matematik işlemlerini yapabilmeye başladı son zamanlarda...

Durum böyle olunca bu eylülde anasınıfına başlaması gerekecek, çünkü biz istiyoruz ki, ilkokula başlayacağı okulun anasınıfında öğrenim hayatına başlasın, zaten küçücük olacak ilkokula başladığında, bir de yeni bir çevreye alışma stresi girmesin işin içine. Alışkın olduğu ortam ve arkadaşlarla yeni bir duruma alışması daha kısa sürecek,  adaptasyon sorunu yaşanmayacak diye düşünüyoruz...

Teoride pek çok şey kafamızda oturmuş olsa da pratiğe dönüştüğünde nasıl olacak göreceğiz ancak ben okul arayışına başlarken, her konuda yaptığım gibi defterimi önüme çektim ve başladım yazmaya... "Ne istiyorum, ne istemiyorum..."

Aslında listem çok net, sorun böyle bir okulu bulup bulamayacağımız.

- Sınav başarısı önemli bir kriter zira biz istemesek de tüm hayatını bu sınavlar şekillendirecek, ancak bu başarı kesinlikle ezberlenerek elde edilmiş şeylerden oluşmamalı, önce öğrenmeli.

-Müfredata bağlı olabilir ancak çocuğumun öğrenebileceği şekli bilmeli ve ona göre bir yol çizmeli (birebir eğitim aldırmak mı gerek bunun için bilemedim ya da aynı çizgide olan çocukları aynı sınıfta bir araya getiren bir okul var mı?)

- Dersler kadar bilim, sanat ve spora da yönlendirilmeli, okul içinde hobileri olmalı.

- 40 dakika boyuna sıraya yapışıp oturması istenmemeli, dersin içinde olmalı, dersi yaşamalı.

- Okulun fiziki şartları çocuğumla uyuşmalı.

- Arkadaş ve ebeveyn profili çocuğumla ve bizimle aynı çizgide olmalı. (Çocuğuna bizim kadar önem veren ailelerin çocuklarıyla okumalı, arkadaşlarının karakteri çocuğumun karakterini biçimlendirecek şeylerden biri olacak zira)

"Ne istiyorum/Ne istemiyorum" listem bittiğinde iş bu aşamayı geçmiş ebeveynlere danışmaya geldi, hemen hepsinden aynı şeyi duydum; "böyle bir devlet okulu bulamazsın!"

Durum gerçekten bu derece kötü mü bilemiyorum, daha önce böyle bir tecrübem olmadı ancak danıştığım hemen herkes aynı şeyi söyledi, "okulu boşver, iyi bir öğretmen bul" Peki, iyi öğretmeni bulduk, idealist bir öğretmen olsun, çocuğumla çok ilgilensin, öğretmeye hevesli olsun, hatta bir adım öteye geçeyim, zira benim oğlum bunu istiyor "geleceğin bilim insanlarını yetiştirme heveslisi" olsun... Peki okulun fiziki şartlarının hiç mi önemi yok? Öğretmen deney yaptırmak isterse laboratuvar bulamazsa ne anlamı kalacak? Peki öğretmen çok çok iyi, sınıfındaki arkadaşları sigara içiyor, kapı ağzında uyuşturucu satılıyor (ilkokula kadar düştü yaşı malum) tolere edebilecek mi "çok iyi öğretmen" bunları?

Bu endişeleri sıralayınca da laf hazır "Sen çocuğunu iyi yetiştirirsen bir şey olmaz" Teoride öyle evet, ama hepimiz biliyoruz ki anormale ne kadar maruz kalırsan o senin için o kadar normalleşir. Ben bunu istemiyorum. Çocuğum maruz kaldıkça bu tür şeylerin normal olduğuna ikna olabilir korkusuyla yaşamak istemiyorum.

Durum böyle olunca da "otobüsü beğenmiyorsan taksi tutsaydın" zihniyeti devreye giriveriyor; özel okula gönder o zaman! Hayır, göndermeyeceğim zira özel okullarda çocuğumun kayırılmasını, üzerine oynanmasını istemiyorum. Çünkü olacak olan bu. Eğer çocuğunuz standardın az üzerindeyse "reklam metası" az altındaysa "para kaynağı" olarak görülüyor özel okullarda. Başarılı bir öğrenci olacağının garantisi yok elbette, henüz 4 yaşına girmek üzere olan bir çocuk hakkında konuşulunca hiçbir şeyin garantisi yok ancak elimdeki verilere bakarak standardın az üzerinde olduğunu biliyorum Ada'nın.

Oğlum bilim insanı olmak istiyor, hayali "arka bahçede bilim" programındaki gibi deneyler yapabilmek, bunu ona sağlayabilecek bir okul hayal olmamalı aslında. Hele bunun "devlet okulu" olması hiç hayal olmamalı zira bir devletin geleceğini çocuklar oluşturacağına göre "eğitim ve öğretim" hayatının da buna göre şekillendirilmiş olması gerektiğini düşünüyorum. Düşünüyordum desem daha yerinde olacak sanırım. Çünkü işin içine girince öyle olmadığı açıkça görülüyor.

Önce okul-öğretmen forumlarında gezindim, öğrencilerin okulları hakkında sağda solda yazdıklarına baktım, durum içler acısı gibi görünüyor. Devlet okullarından mezun olanlar hiç bir şey öğrenemediklerinden yakınıyor kolejlerden mezun olanlar çocukluklarını yaşayamadıklarından, sürekli ders çalıştırıldıklarından.

Sonra Müfredat Laboratuvar okulları diye bir kavram öğrendim. Dünya Bankasından alınan kredi ile Türkiye'nin kalkındırılması projesi kapsamında 208 okulun seçilerek yeniden yapılandırıldığı, eğitim ve fiziki şartlar konusunda diğer devlet okullarından çok iyi durumda olduklarını okuyunca içim biraz olsun rahatladı. Gerçekten bu okulların internet sitelerine girildiğinde bir çok projeden, yarışmadan bahsedildiğini, okulda aktif kullanılan labaratuvarlar olduğunu, spor salonu ve branşları olduğunu falan görüyorsun. "Öğrenci odaklı eğitim" denen bir sistemden de bahsediliyor bu okullarda ayrıca. Türkiye standartlarının üzerine çıkmak için bir çaba harcandığı belli. Böylece araştırma alanım biraz daralmış oldu. En azından elimde okul isimleri varken araştırmak daha kolay olacak.



Konu çetrefilli, yazacak şey çok... Devam eder bu..











Bumerang - Yazarkafe