29 Haziran 2013 Cumartesi

Yaşadıklarımdan öğrendiğim çok şey var

Geçtiğimiz bir ayda çok şey öğrendim, en çok da çocuklarımı nasıl yetiştirmem gerektiğini...

Oğlumun insan sever bir insan olması için elimden geleni yapacağımı biliyordum, bunu daha önce de yazmıştım hatta. Karşısındaki kişiye baktığında önce onun insan olduğunu görmeyi bilsin istiyordum. Daha önce oturduğumuz semtte farklı milletlerden insanlarla bir arada yaşıyorduk, Ada'nın kreşinde çok fazla "yabancı" çocuk vardı bu sebeple. Bunun bir şans olduğunu düşündüm hep ve şansımıza şu an yaşadığımız sitede de durum böyle.

 Ada'nın arkadaşları farklı milletlerin, farklı dinlere inanan, farklı diller konuşan çocukları. Din konusu şu an Ada için bir şey ifade etmiyor ancak dil konusuna özellikle son birkaç aydır takmış durumda. Çoğu zaman arkadaşlarına "bu ne demek" "bunu demek istersem ne demem gerekiyor" dediğine kulak misafiri oluyorum. Kendi kendine öğreniyor bir arada yaşamayı ve kimseden farklı olmadığını. Bunun aslında düşündüğümden çok daha önemli olduğunu öğretti bu son bir ay bana...

Onları fanatizmden uzak, ancak inandığı şeyi savunabilecek insanlar olarak yetiştirmem gerektiğini öğrendim. Hiçbir şeyin insan hayatından daha önemli olmadığını bilmeli ancak idealleri için gerektiğinde savaşa bilmeliler.

Gücün düşünebilmek olduğunu öğretmeliyim. Yalnızca başkasından daha iyi düşünebildiğinde ondan daha üstün olabileceğini, paranın, silahın, dinin, ırkın, milletin, mesleğin, nerede bulunduğunun, ne kadar harcadığının, ne kadar öldüre bildiğinin değil, kim olduğunun seni güçlü yapabileceğini öğretmeliyim.

Onlara hatalarını kabullenmeyi öğretmem gerektiğini öğrendim. Her insanın hata yapabileceğini ve "Evet hata yaptım, bunu yapmamam gerekiyordu, çok üzgünüm" diyebilmenin büyük bir erdem olduğunu öğretmeliyim. Yanlışta ısrar etmenin kendilerine de başkalarına da zarar verebileceğini anlatmalıyım.

Onlara dünyanın merkeziymiş gibi davranmamalıyım ki kendilerini çok fazla önemsemesinler. Evet, benim için dünyanın en önemli varlıkları olabilirler ancak  hiç kimseden daha önemli ya da değerli değiller.

Oğluma, hiçbir kadının kendisinden daha az insan olmadığını, kızıma hiçbir erkeğin ondan daha fazla insan olmadığını öğretmeliyim.

Ülkelerini çok sevmelerini ancak bu ülkede birlikte yaşadıkları insanları daha çok sevmeleri gerektiğini öğretmeliyim.

Dünyanın onların olmadığını, üzerinde yaşayan her canlıya, hayvan, insan, bitki fark etmeksizin, zarar veremeyeceklerini öğretmeliyim.

Babasının ve benim inançlarımızı öğretmeli, ancak onların neye inanacağını belirlememeli, başkalarını neye inandıklarına göre değerlendirmelerine izin vermemeliyim.

Yalnızca kendi hatalarından değil, anneleri gibi, başkalarının hatalarından da ders almayı öğretmeliyim...






Not. Başlık, Ataol Behramoğlu'ndan esinle.



Bumerang - Yazarkafe