28 Şubat 2014 Cuma

Ne günü arkadaşım? Bize öyle bir bilgi gelmedi!!



Önceki akşam, oturmuş sakin sakin kitabımı okurken, telefonum çaldı. Tanımadığım numaraları cevaplamak gibi bir alışkanlığım olmamasına rağmen nedense açtım,  "kiminle görüşüyorum?" diyen gayet kaba ses tonu karşısında bir toparlandım, adrenalin seviyem yükseldi, "kimi aradınız siz?" diye sordum aynı kabalıkla, "karımın telefonunu kontrol ediyordum, stet diye kayıtlı bu numarayı gördüm, kimsin?" dedi yine. İçimden yükselip gelen küfürü durdurup "Sana ne?" dedim ve telefon suratıma kapandı.

Sınır Tanımayan Ebeveynler Topluluğu'nun danışanlarından bazılarını, şahsi numaramdan arayıp dertleştiğimden, nadiren de olsa böyle "kontrol amaçlı" telefon dönüşleri alabiliyorum yurdumun nadide koca tiplemelerinden. Eğer o an, çocuklarla ilgileniyor olsaydım, telefonu eşim açmış olsaydı ne olurdu diye düşündüm. Muhtemelen bu meraklı arkadaş konuşmadan kapatacak ve bunun hesabını karısından sormakta bir sakınca görmeyecekti. Çünkü karısının telefonunu kontrol etmekte bir sakınca görmüyordu. Hakkı vardı buna. Eğer bu şifreli kayıt karşısında (halbuki bir kısaltma bu sadece), telefonda bir erkek sesi duysa, karısından bunun hesabını sormaya da hakkı vardı. (böyle olduğunu düşünmeyen biri neden kontrol etsin ki? Hesabını soracak, cezasını verecekti belli ki)

Sınır Tanımayan Ebeveynler Topluluğu'na ait cep numarasına günde onlarca kadın çağrı bırakırdı. Hepsi konuşmaya beni kurtarın diye başlardı. Çare bulmaya çalışıldığında hepsi bir sebep sunarak vazgeçerdi; "boşanırsam ailem beni öldürür" "çocuklarım var ayrılamam" "çalışırsam kocam beni keser"  Hayatlarını değiştirmek isterdi hepsi ancak hiç biri buna cesaret edemedi.

Çok hayat hikayesi dinledik.
Dövülen. Tehdit edilen. Baskı uygulanan. Sokağa çıkması yasaklanan. Vurulan. Bıçaklanan.
Hepsi aynı cümleyle konuşmaya başlıyor, aynı cümleden sonra ağlamaya başlıyordu. "Çok çaresizim, beni kurtarın"

Bu kadınların yarısından fazlası anneydi.
Kendilerini güçsüz zannediyorken, dünyayı değiştirecek gücün kendilerinde olduğunu farkında değillerdi. 

Anne, dünyayı değiştirecek kadar güçlüdür. Geleceği değiştirecek kadar güçlüdür. Çünkü gelecek onun ellerinde şekilleniyor. Farkında değil ama, hem kendini, hem dünyayı kurtaracak olan kendisi, biz değiliz.

Oğlunu kadınlardan, hayvanlardan, bitkilerden daha değerli olmadığına inanarak yetiştirmek onun elinde. Kendisi dışındaki insanların  da duyguları, düşünceleri, istekleri olduğunu öğretmek onun elinde. Kimsenin onun hizmetkarı olmadığını, insanların bu dünyada onu memnun etmek için bulunmadığını öğretmek onun elinde. Sevmenin saygıyla birlikte olursa bir işe yarayacağını, "o elmayı seviyor diye elmanın da onu sevmek zorunda olmadığını" öğretmek onun elinde. Çıkarttığı çorabı, yemek yediği tabağı kaldırmanın erkeklikle alakalı bir durum olmadığını, karısının onun hayatını kolaylaştırmak için değil, onunla hayatı paylaşmak için var olduğunu anlatmak onun elinde. Sevdiği kadını ne kadar seviyor olursa olsun eşya gibi sahiplenemeyeceğini öğretmek onun elinde. Oğluna tabanca tüfek, kızına oyuncak bebek almamak onun elinde. Rollerini minicik bebekken yazıp ellerine vermemek onun elinde. Kızına kendine saygı duymayı öğretmek, komşular ne derse desin, benim için senin ne istediğin önemli demek, yalnızca okula göndermek değil, donanımlı bir kadın olsun diye araştırmayı, düşünmeyi, okumayı öğretmek onun elinde. Namuslu olmanın "yalan söylememek, başkalarını incitmemek ve başkalarının hakkına el uzatmamak" ile sınırlı olduğunu, güçlü olmanın başkalarını ezebilmek değil, başkalarının acılarını paylaşacak kadar yürekli olabilmek anlamına geldiğini, tüm insanların sevilmeye değer olduğunu, tüm canlıların yaşam hakkı olduğunu öğretmek onun elinde...

Bu yazıyı neden yazıyorum, çünkü 8 Mart geliyor.
Afişlerde boy boy dayak yemiş kadın pozlarını göreceğiz, makyajla gözlerini morartınca çok duyarlı olduğunu zanneden sanatçıların. Markalar "kadınlar günü geliyor kendinizi şımartın anacığım" başlıklı mailler atmaya başlayacak.

Ve kim bilir bu bir haftada, kaç kadın tecavüze uğrayacak, sokakta öldürülecek, evire çevire dövülecek, kadınların yetiştirdiği erkekler tarafından.

Bu gün benim umurumda değil.
Ülkemdeki görseli dayak yemiş kadın olan bir günü kutlamak için bir sebep bulamıyorum çünkü.


Bu hafta benim oğlumun doğum günü haftası.
O yüzden bu yazıyı bu kadar erken yazdım. Fırsat bulamam belki diye. O görselleri değiştirecek adamlardan biri bu yıl 5 yaşına basıyor.
Bumerang - Yazarkafe