23 Mayıs 2014 Cuma

Bu zamanda anne olmak

Bugün oğlum, bilgisayarda okuduğum haberi görünce, haberin fotoğrafındaki, kan gölünün ortasında yatan adamı görünce "anne o da mı ölmüş?" diye sordu. Benim oğlum 5 yaşında. Ölümü hiç bilmemesi, duymaması gereken yaşta, ölümü kanıksadı. Çünkü her gün, neredeyse her gün, gözümde yaşlarla bilgisayarın ekranına bakarken görüyor beni.

Oğlum 5 yaşında. Kızım 1.5

Ben onları çok büyük umutlarla doğurdum. Çok bekleyerek, çok isteyerek ve onlara pırıl pırıl bir yaşam vereceğimi düşünerek.

Şimdi onları getirdiğim dünyaya bakarken, onlara bunların hesabını nasıl vereceğimi düşünüyorum.

Fotoğraftaki polisleri görünce "polisler mi vurmuş anne?" diye sordu. Benim ona öğrettiğim şey; polislerin görevinin insanları korumak olduğuydu çünkü.

Ben iki çocuk büyütüyorum, onları korumakla, iyi , mutlu ve sağlıklı birer yetişkin haline gelmelerini sağlamakla sorumluyum. Birileri onları kandırmasın diye, kandırıp bir köşede işkence edip öldürmesin diye, insanlardan kendilerini korumayı öğretmek zorunda kalmam ne acı. Oysa ki insanları sevmeyi öğretmekti amacım. İnsanları seven, ülkesini seven, canlıları seven çocuklar yetiştirmekti. Şimdi o kadar çok korkuyorum ki, canlarının yanmasından, canları yanmasın diye onlara insanların yapabilecekleri kötülükleri anlatıyorum.

Ekmek paralarını kazanmak için çalışırken yaşamlarından olmasınlar diye, okuyun diyorum, mutlaka okuyun, diploma her şeydir. Çünkü eğer elinizde o kağıt olmazsa, ucuz işçi olursunuz. Ucuz işçi olursanız, birileri para kazansın diye ölürsünüz. Oysa ben sevdikleri işi yapsınlar istiyorum. Sanatla uğraşsınlar. Paradan uzak dursunlar. Yaşamdan zevk alsınlar. İnandıklarımı çocuklarıma öğretirsem, bunların bir gün canlarını yakacağını düşünmek zorunda kalmam ne acı.

Sokakta oynarken ölmesinler diye, çalışırken ölmesinler diye, ekmek almaya gittiklerinde ölmesinler diye, bildiğim, öğrendiğim, inandığım şeyleri anlatamıyorum onlara. Korkularım yönetiyor anneliğimi artık çünkü. Bebeğimi beklerken öğrendiğim gibi annelik içgüdülerim değil.
Bilincim değil.
Sadece korkularım ve utançlarım.

Anne- Baba ile aynı sofrada yemek yemeli çocuk, aynı masada yemek yemeyen aileler kopuk olur diye öğrendim ben. Akşam yemeğinde herkes aynı masada olacak. Bunu çocuklarıma sağlamaya çalışmaktan utanıyorum, her gün bir sürü çocuk babasız kalıyorken...

Hayatlarında eksik bir şey kalmasın diye çabalamaktan utanıyorum.
En sağlıklısını yesinler diye düşünmekten utanıyorum.
En iyi okullarda okusunlar diye düşünmekten utanıyorum.
İstedikleri oyuncağı alırken, yeni ayakkabı alırken, gece üstlerini örterken utanıyorum.

Utanmayan insanların dünyasında, kendi halinde yaşayıp giden bir anneyim oysa.  
Bumerang - Yazarkafe