Her "Bebek" doğduğunda bir "Anne" doğar.

Bu Blogda Ara

Bloga Üye Ol

Beylikdüzü Mekanları

Işığını Takip Edenler

Beylikdüzü Anaokulu

Bumerang - Yazarkafe

Mayıs 22, 2012

Bana tarzını söyle, sana nasıl bir ebeveyn olduğunu söyleyeyim!

Aylardır evde yatıyorum malum. Bu süre içinde en yakın arkadaşım da dergiler oldu. Dünya kadar dergi yığıldı evde. Moda, bebek, kadın dergileri başucumda yığıla dursun, öğrendiklerimi blogda paylaşmak için yanıp tutuştum bunca süre içinde. Oturmak yasaktı bir süre o yüzden yazamadım sonra da bir yorgunluk sardı bünyeyi. Gebelik midir, bahar mıdır yoksa tam kan sayımında çıkan demir eksikliği ve düşük kan değerleri midir müsebbibi bu yorgunluğun bilmiyorum ama bir türlü kendimi toparlayıp da kalkamadım.

Şimdi artık içim rahat, öğrendiklerimi paylaşmaya başlayabilirim...

Gördüğüm kadarıyla dergilerde bu ara moda konu annelik stilleri. Çeşit çeşit annelik yöntemi varmış meğer. Ben bir ikisini biliyordum bunların sadece. Okudukça şaşırdım, bir kısmını saçma buldum, bir kısmını makul geldi.

Ne miymiş bu annelik ekolleri;


Kaplan Anne
Çinli bir anne babanın Amerika'da doğup büyüyen dört kızından biri olan Amy Chua'nın yazdığı "Kaplan Annenin Zafer Marşı" kitabıyla birlikte anneler arasında moda olmuş bu akım. Kaplan anne, disiplinli, çıtası yüksek, herşeyi beğenmeyen anneleri tanımlayan bir sıfat. "Benim çocuğum en iyisi olmalı" güdüsüyle çocuklarını kurstan kursa koşturan, onlara göz açtırmayan anneler bu grupta değerlendirilmiş. Türk annelerine uygun olmayacak kadar sert tutumlar içinde olduğunu anladım yazıdan kaplan annenin. Kitabı alınacaklar listeme kaydettim gerçi çünkü inanılmaz merak ettim. Amy Chua'nın çocuklarına bilgisayar ve televizyon yasakmış, arkadaşlarında kalmaları yasakmış, söz dinlememeleri halinde büyük cezalara katlanmak zorunda kalıyorlarmış yazıya göre ve içimi cız ettiren bir anısını da anlatmış; Keman çalması için zorladığı kızı 13 yaşında isyan ediyor ve asıl istediğinin tenis oynamak olduğunu haykırıyor, böylece Amy Chua biraz kendine geliyor.

Çocuğu konuşmayı sökmeden fikrini almaya başlayan anneler olarak bu tür bir annelik stili bize doğru gelmiyor olabilir ama söz konusu olan bir insan yetiştirmek olduğunda kesin doğru diye bir şey olmadığını düşünüyorum. Farklı şekillerde yorumlanarak uygulanabilecek yönleri de olabilir bu tarzın. Kaplan Anne'nin zafer marşını okumalı bunu anlayabilmek için de.

Slow Parenting (Yavaş Ebeveynlik)
Tom Hodgkinson'un The Idle Parent (Kaygısız Ebeveyn) kitabından hareketle ortaya çıkan bu akım da kaplan annenin aksine rahat ebeveynlerin çocuklarının daha mutlu ve başarılı olduğu iddia ediliyor. Tom Hodgkinson'a göre mutlu bir çocuk yetiştirmenin tek yolu, çocuğun yakasından düşmek! H

erşeyi önüne sererek, problemleri onun için çözerek, her istediğini elde etmesine izin vererek mutlu bir çocuk yetiştiremeyeceğimizi söylüyor. "Eve çocuklu arkadaşlarınızı çağırın, böylece herkes kendisini oyalasın" diyor mesela. "Standartlarınızı düşürün, kendinizi sorun çözücü olarak görmekten vazgeçin, zayıf olun, herşeyi birden yapamayacağınızı kabul edin" de diyor. Kaçımız yapabilir bunu bilmiyorum ama okuyunca kulağa hoş gelmiyor değil. "Aman canım" deyip elinde kahve ile arkasına yaslanmak eminim ki bir çoğumuzun hayallerini süslüyordur. Çocuğunuzla alengirli aktiviteler yapmak yerine, ev işlerini birlikte yapın, şekeri çikolatayı serbest bırakın falan şeklinde bana uçuk gelen tavsiyeleri de var kendisinin.

Yutan Anne
Psikolog Nesrin Dilbaz'ın en tehlikeli anne olarak tanımladığı anne grubu bu. Çocuğunun hiçbir şeyi kendisinin yapmasına izin vermeyen, her konudaki kararı kendisi vermek isteyen, her konuda kendisine danışılmasını isteyen anneler bu gruba giriyormuş. Bebeğinden ayrışamayan, çocuğun bireyselleşmesine izin veremeyen anneler, bebeklerini doğuramayan, hala içinde tutan, dolayısıyla yutan anneler oluyormuş. Bu tür anneler aşırı sevgi sebebiyle bebeğini kendisinden ayrı bir birey olarak göremiyor, aşırı koruyucu davranarak çocuğun bireyselleşmesini engelliyormuş (yavaş ebeveynlerin tam tersi ve çok rastlanan bir annelik türü bence) Üstelik çocuğun bireyselliğini engellerken bir yandan da kendini fedakar, çocuğunu aşırı seven,çocuğu için herşeyi yapabilecek, onu çok güzel koruyup kollayabilen bir anne olarak gördüğünden kendisiyle gurur duyuyormuş bu anneler.


Şimdiye kadar Ferberciler, Montessoriciler, Doğal Ebeveynler, Helikopter anneler (ki helikopter anneler yutan annelerin bir alt modeli gördüğüm kadarıyla), Denizaltı anneler (bu da yavaş ebeveynlerin bir alt modeli) gibi bir sürü ebeveynlik türü öğrenmiştim. Bunlar da eklendi üzerinde şimdi. Yutan anne, kaplan anne, yavaş ebeveyn.. ben hala hangisi olduğuma dair karar verebilmiş değilim.

Korkarım ki ben de bir isim uydurup kendi yöntemimi çıkartacağım sonunda...

Hele bir Deniz doğsun da, belki acemilikten anlamamışımdır nasıl bir anne olduğumu, bir de deneyimli halime bir bakayım nasıl bir anneymişim...

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Fikrinizi paylaşın