Her "Bebek" doğduğunda bir "Anne" doğar.

Bu Blogda Ara

Bloga Üye Ol

Beylikdüzü Mekanları

Işığını Takip Edenler

Beylikdüzü Anaokulu

Bumerang - Yazarkafe

Ekim 05, 2010

Emzirmeye Veda



O kadar uzman birden bire kesilmemesi lazım derken ben birden bire kestim. Evet, yaptım bunu. Çünkü başka türlü başa çıkamayacağımı düşündüm.

Zaten öğrendiklerimden anladığım; memeden kesilme öyküsü, anneyi ne kadar etkiliyorsa bebeği o kadar etkiliyor. Yani anne ne kadar olumsuz etkilenirse bebeği de o kadar etkileniyor. Onun için asıl olan annenin psikolojisini korumak.


Kararımı verdim ve her büyük karar gibi pazartesi uygulamaya başladık...

20 Eylül Pazartesi..

Öğlene kadar meme vermedim. Normalde kahvaltısını etmez, daha mama sandalyesine oturur oturmaz meme diye ağlamaya başlar, kıyamaz alır emzirirdim. Bu kez bin türlü oyunla iki yudum yiyecek sokabildim ağzına. Sonra mızıltılar dayanılmaz hale gelince kucaklayıp odasına götürdüm. En sevdiği oyuncaklarıyla biraz oyaladım. Allahtan çabucak kanıyor çocuklar. Saat 12 ye kadar onla bunla oyaladım, baktım uykusu gelmeye başladı, alıp balkona çıktım, bir yandan kucağımda sallıyorum bir yandan kuşları izliyoruz falan, esniyor, gözler devriliyor, ama yok uyuyamıyor. Bilmiyor ki emmeden nasıl uyunur...

Kıyamadım, geçtik salona, her zamanki meme yerimize, daha oturur oturmaz uyudu. İki yudum emdi emmedi. Uyanınca da meme emmeden ayılamama sorunumuz var o biraz korkuttu beni.

Saat 2 gibi uyandı, beklediğim gibi meme istiyor, kucağıma yatmaya çalışıyor, aldım pencereden dışarı baktırdım biraz. Kuşlara bulutlara bakarken sakinleşti; yavaşça kulağına "annecim sen artık büyüdün, bundan sonra meme emmene gerek yok" dedim, baktı şöyle "meme yok" dedim, "meme yok" dedi, döndü kuşları izlemeye devam etti. İyice sakinleştiğine emin olunca alıp mutfağa getirdim ve öğlen yemeğimizi yedik. - evet yemek yedi, hem de iştahla- acıkınca oluyormuş demek ki...

Saat 4de ikindi kahvaltısına doğru da bir acıkır meme ister, onu bakalım nasıl atlatacağız derken, saat 4de 10 kala geldi, dizlerime kafasını koydu, meme istemiyor ama, öyle yattı, böyle yattı olmadı; "meme yok" dedi. Şaşırtıcı, hala hatırlıyor söylediğimi. "evet bebeğim sen artık büyüdüğün için meme yok" dedim. "ama onun yerine kucak yapabiliriz" kucağıma aldım, sarıldım, öptüm, kokladım, havalara uçurdum, eğleniyor ama göz dekolteden içeride :)

saat 4de "hadi bakalım mama zamanı" dedim, atladı kucağımdan koşturarak mutfağa gitti. ağlayacaktım sevinçten. ikindi kahvaltısında beni şok ederek 2 dilim kek ve 1 bardak meyve suyunu mideye indirdi.

Akşam üzerine doğru iyice sardı meme hasreti ve sonrası biraz problemli geçti. Sarılıp, öpüp, kucaklayıp unutturdum her seferinde fakat uykusu geldikçe iyice direnmeye başladı. Ağlamıyor fakat huzursuz, bulduğum oyunlar tükenince çaresiz en sevmediğim şeye başvurdum; Televizyon... 23:45 de televizyon karşısında kucağımda uyuyakaldı...

Gece uyanmalarını düşünerek ve korkarak yatırdım yerine; ama korktuğum gibi olmadı. Saat 02:00 de kalktı ama uyanık değil, meme arıyor, kıyamadım emzirdim. Saat 04:00 de uyandı, bu kez uykusu açıktı, cesaret edemedim tekrar aklına düşürmeye, sarıldık, öptüm, pışpışladım uyudu. Sonra da sabah 6,30 a kadar uyanmadı bir daha...



21 Eylül Salı

Muhtemelen acıktığı için 6,30 da uyandıktan sonra bir daha uyutamadım, mızmızlanmaya başlayınca saat 9 daki kahvaltısını daha erkene çektik. İlk kez tabağındakilerin tamamına yakınını yedi. Kahvaltıda karnı iyice doymuş olacak ki kahvaltı sonrasındaki meme faslında aklına bile gelmedi. Saat 11e kadar da istemedi. Erken uyandığından olacak, uykusu erken gelince saat 11 de meme direnci başladı. Mutsuz mutsuz dolanmaya başlayınca parka çıkmayı teklif ettim gözleri parlayarak kapıya koştu. Saat 14.00 e kadar dışardaydık, uykusuzluktan iyice bunaldı fakat uyuyamadı.   Saat ikiyi biraz geçmişti, baktım başka çare yok; gel televizyon izleyelim dedim, yanına uzandım, televizyon karşısında uyudu...

Saat 2 de zar zor uyuduğu öğlen uykusu, kısmayı unuttuğum telefonun sesiyle bölündü. Ev telefonumuz holde ve odasının kapısını da ağlarsa duyamayabilirim diye kapatmadığım için uyku saatlerimizde telefonumuzun sesi genellikle kapalı olur fakat bu değişiklik oğlumun olduğu kadar benim de kafamı karıştırmış sanırım, unutmuşum bu kez. Zorla daldığı uykudan 2 saati dolmadan uyandırılınca haliyle çok keyifsizlendi. Ağladı, uyanma sefasına ısrar etti, baktım olmayacak, üstümüze bir şeyler alıp bakkala indik, atıştırmalıkları görünce keyfi yerine gelir gibi oldu beyefendinin fakat eve çıktığımızda kaldığımız yerden devam etti mızıldanmaları. Yine de meme vermeden atlatabileceğim şiddettelerdi, fındık, fıstık, kuru üzüm tabağı hazırladım oyalansın diye, bayıla bayıla yedi. Allahtan abur cubur olarak zararlı şeylere alıştırmamışız...

Akşam üzeri iyice şiddetlendi mızmızlar ama meme istediğinden değil ne yapacağını bilmediğinden sanırım, çünkü hiç gelip meme istemedi. Baktım benim de sinirlerim bozulmaya başladı, komşu teyzemizi çağırdım akşam kahvesine. Oğlum da çok sever kendisini. Biz kahvelerimizi içerken, oğlum da yeni marifetlerini ve oyuncaklarını gösterdi teyzemize. İki saat de böylece oyalanmış olduk...

Saat 7 den sonra mızmızlanmaları iyice arttı ve ağlarken "meme yok" diye sayıklamaya başladı. Zaman zaman direncim kırılsa da, kendimi sakinleştirerek ve meme vermeden dayanmaya çalıştım.


Tam artık yorulmaya başladığımı düşündüğüm anda bir mucize oldu, oğlum uyuyuverdi. Bu kez saat 09:45 de pes etti.

Bakalım gece nasıl geçecek...

Çok kötü bir geceydi. İlk geceden daha çok ağlama ve sabah 5 de meme kriziyle uyandık. Pijamamı çekiştirerek ve meme diye ağlayarak, hiç geçmeyecekmiş gibi duran bir kriz. Bir an direncim kırılır gibi oldu, uzaklaştım odadan sonra kendimi ve oğlumu biraz sakinleştirdikten sonra -meme falan vermeden tabi, pencereden baktık, evde dolaştık, tv izledik- tekrar uyutmaya çalıştım fakat nafile. Bugün mesai saat 5 de başladı. Bakalım devamı nasıl gelecek....

Annem 3 gece demişti... 3 gece dayanırsan unutur memeyi. Bu 2. gecemizdi ve bu kadar kötü geçtikten sonra 3. gece nasıl olacak merak ediyorum.



22 Eylül Çarşamba

Kahvaltısını muhteşem yaptı. Ağzına sürmediği yumurtasını bile iştahla yedi. Sabah çok erken uyandığı için biraz mızmızdı. Yine de idare edebildi canım benim. Gurur duyuyorum onunla.... Uyku saatlerimiz dışında çok da zorlanmadan geçiriyor bu süreci...

Sabah erken uyanınca uykumuz da erken geldi haliyle, 10:30 gibi mızmızlanmalar iyice içinden çıkılmaz bir hal alınca biraz uyanıklık yapıp en sevdiği şarkıyı buldum netten ve mucize gibi ama; 10:35 de uyudu kucağımda.


Öğleden sonramız çok koşturmacalı geçtiği için anne oğul pek anlayamadık. 

Artık ya unuttu ya da ememeyeceğinin farkına vardı; hiç meme istemedi benden. Doktor randevumuz vardı dün, yaşı itibarıyle yabancıların kendine dokunmasından pek hoşlanmadığı için son randevumuz çok sıkıntılı geçmişti, daha muayenehaneden çıkmadan sakinleşmek için memeye saldırmıştı. Onun için çekiniyordum biraz yine o kadar ağlarsa ve meme diye tutturursa kıyamazdım çünkü, biliyordum. 

Hiç de düşündüğüm gibi olmadı. Evet, yine doktoru görür görmez ağlamaya başladı ve muayene boyunca da katılırcasına ağladı fakat sonrasında yüzünü boynuma gömüp kendi kendini sakinleştirdi. Şaşkına döndüm. Oğlumun artık sakinleşmek için memeye ihtiyacı kalmamıştı, biraz da üzüldüm bu duruma aslında, bana da ihtiyacının kalmayacağı günlerin başlangıç adımı bu çünkü...

Özledim de üstelik onunla o kadar yakın olmayı, belki de diretsin istiyorum... Sarılıp öpmek yetecek sanıyordum ama, o bambaşka bir yakınlıkmış; insan özlüyormuş. Onun için gerçekten kendini hazır hissetsen de biraz yıpratıcı olabiliyor...
En şaşırtıcı olan kısmı ise geceydi. Uykusu geldiğinde koltuğa çıkıp yattı. Biraz orda kestirdikten sonra bana seslenip dişlerini fırçalama hareketi yaptı, gidip dişlerimizi fırçaladık, bezini değiştirdik, pijamalarımızı giydik, iyi geceler öpücüklerimizi alıp sarılıp koklaştık ve yatıp uyuduk. İnanılmazdı. Eski alışkanlığım gereği 2 saatte bir uayndım ve her uyandığımda oğlumu mışıl mışıl uyurken buldum. İlk kez kesintisiz bir uyku uyudu. Sabah altıda uyandı ve yanıma gelmek istedi, saat sekize kadar da kucak kucağa uyuduk.
Sekizde uyandığındaysa ilk yaptığı koşarak buzdolabına gitmek oldu.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Fikrinizi paylaşın