28 Şubat 2011 Pazartesi

Tatil Valizi

Hayat bir tatil valizi gibi kadınlar için...

Başlangıçta içinde sadece yanında götürdüklerin var. O zamana kadar zaten senin olanlar ve senin olmasını senin seçtiklerin...

Gün 24 saat... Sorumluluğun yokken yetiyor. 12 saat uyuyorsun en az. Hem de günün istediğin saatinde!

Okul bitip de iş hayatı başlayınca; en iyi ihtimalle "sabah 9 / akşam 5" bir işe giriyorsun... Bu, valizde en çok yer kaplayan şey oluyor o an için. Ama yine zamanın var... Gecelerin sana ait. Sabah erken kalkmak dışında uyanma telaşın yok... Hafta sonların sana ait... Ev toparlanacak, alışveriş yapılacak kaygın yok...

Sonra evlilik giriyor işin içine... Valize atılan ek bir eşya gibi..

Akşam 5 iş dönüşünden sonra sana kalan zaman; gece 9 a çekiliyor zira akşam yemeği hazırlanacak, ki bu halihazırda kadının görevi (nedense!), yemek yenecek, mutfak toplanacak...

Oraya buraya atılanları toplayan anne yok, iş dönüşü koltuğa fırlattığın çanta oradan alınacak... Kocanın çorapları koltuk altlarından alınacak, en iyi ihtimalle banyoda ya da yatak odasında bıraktığınız çamaşırlar çamaşır sepetine atılacak, hafta sonu yıkanacak, kurutulacak, ütülenecek, yerleştirilecek...

Artık kendi zamanlarından çalınacak...Ev temizlenecek. Bulaşık yıkanacak. Ondan sonra zaman kalacak sana. Hafta sonunda "fırsat kalırsa" sinemaya, tiyatroya bakılacak...

Sonra çocuk gelecek ardından... Tatil beldesinden aldığın kocaman, çok değerli bir hediye gibi... Valizin neresine sokacağını bilemeyeceksin...

Halihazırda valizde olanları çıkartmak???

Hayır! Çocuk da yaparsın kariyer de!

Aralara sıkıştırmak!

Mümkün değil, ona zarar vermek istemezsin!

Gece 9 dan 11 lere kayacak beklediğin kendi zamanların... İşleri yapmak için bebeğinin uyumasını bekleyeceksin çünkü... Onunla bir saniye daha fazla zaman geçirebilmek için aradaki her şeyi erteleyeceksin... O uyuduktan sonra mutfak toparlanacak, ertesi gün yiyecekleri hazırlanacak, ortalıktaki oyuncaklar parmak uçlarına basılarak odasına bırakılacak, hala uyumadıysa kocayla karşılıklı birer kahve / çay içilecek, iki sohbet edilecek... Hala yorgunluktan ölmüyorsan sevişilecek...

Gece on kez uyanılacak...

Valiz bu noktadan sonra artık kapanmıyor işte...

Kapatmak için zorlarsan ya içindekiler bozuluyor, ya da valiz...


Bazı kadınlar valizdekilerden çıkartmayı yeğliyor... Ben ve bir çok arkadaşım gibi... En büyük parçayı alıp kenara koyuyor. Şunca yıl okudum, bunca dirsek çürüttüm demeden...

Bazı kadınlar "ek çanta" almayı yeğliyor... Yardımcı buluyor kendine. Güvenebileceği, sevebileceği birini bulana kadar hırpalanıyor...

Bazı kadınlarsa ısrarla o valizi kapatmaya çalışıyor. Kan ter içinde kalıyor...

Herkes kendisi için en mantıklı bulduğunu yapıyor...

Ama tatil beldesine götürülen valiz, hangi yolu seçersen seç eskisi kadar kolay geri dönmüyor!
Bumerang - Yazarkafe