Her "Bebek" doğduğunda bir "Anne" doğar.

Bu Blogda Ara

Bloga Üye Ol

Beylikdüzü Mekanları

Işığını Takip Edenler

Beylikdüzü Anaokulu

Bumerang - Yazarkafe

Mayıs 03, 2016

Merhaba, ben anne. Tanışalım mı?

Merhaba Anne,

Şu anda muhtemelen kalbinde ya da karnında  ya da kucağında bir bebek büyütüyorsun, onu daha mutlu etmen,kendini daha rahat hissetmen için yazıyorum bu yazıyı.

Yazıyı okumaya başlamadan önce, bu güne kadar sana öğretilenlerin tamamını unut. Hepsini.




- Bebeğini doğduğu anda kucağına al. Bunu doktorunla mutlaka konuş. Her şey yolundaysa - ki çoğu zaman öyle olur- doğar doğmaz memeyle buluşsun bebeğin. Yıllar önce o hastanedeki hiçbir şey yoktu ve hala da çoğu bebek senin bebeğinin yaşayacağı tıbbi şeyleri yaşamadan hayata tutunmayı başarıyor.  Doktorundan bebeğini iste.Doğduğu anda. Annesinin sıcaklığı onun için bu dünyadaki her şeyden daha önemli. Sana yeni doğan bebeğin yıkanması gerektiği öğretildi. Ama bu sana kavuşmadan önce olmak zorunda değil.

- Bebeğin için en doğru ve en güzel besin senin sütün. Doğada, emzirebilen her canlı -biyolojik bir sorun yoksa- bebeğini doyuracak kadar süt üretir. Tenine temas eden bebeğin emdikçe vücudun daha çok süt üretecek*. Sana mama vermenin bebeğini doyurmak için daha garanti bir yol olduğu öğretildi.Ama sen onu emzirdiğin sürece böyle olmak zorunda değil.

-Bebeğini kucağında büyüt. O talep ettiği sürece kucağından indirme. Kucak isteğinin sebebi duygusal açlıktır. Bebeğin kucağa alışmaz, aksine sana psikolojik olarak doyduğunda senden daha kolay ayrılır. Karnı doyan insan nasıl ki daha fazla yemek istemez, kucağa doyan bebek de daha fazla kucak istemez. Sana bebeklerin kucağa alıştığı öğretildi. Oysa bebeğin bu dünyaya ağlayarak güvensiz şekilde alışmak zorunda değil.

- Bebeğini kat kat giydirme. Eldivenler, çoraplar, yelekler, battaniyeler o kadar da gerekli değil. Sadece senden daha az hareketli olduğu için kendi giydiğinin bir kat fazlasını giydirmen onun için yeterli. Sen donarak ölmüyorsan, bebeğin de üşümez. Bebekler için eller dünyayı tanıma yoludur. Bir bebeğe eldiven giydirmek, bir yetişkinin gözlerini bağlamakla aynı şeydir. Bırak dokunsun, tanısın, beyni yeni bağlantıları bu şekilde geliştirecek. Sana o bebek eldivenlerini takmak zorunda olduğun, ayağına çorap giydirmek zorunda olduğun, kat kat battaniyelere sarmak zorunda olduğun öğretildi. Oysa soğuk sıcaktan iyidir. 




- Bebeğini yere koy,oyuncaklarını ağzına sokmasına izin ver. Birazcık mikrop iyidir. Sana mikroptan korkman, her şeyi kaynatman, sürekli bebeğinin ellerini silmen öğretildi. Oysa birazcık mikrop, bağışıklık sistemini güçlendirir. Sana bebeğinle ilgilenmediğini söyleyecekler. Sana bebeğini hasta ettiğini söyleyecekler. Sana kötü anne olduğunu söyleyecekler. Kulak asma. Onun yerlerde yuvarlanırken aldığı mikroplar onun doğal aşıları. Güçlü ve mutlu bir bebeğin olacak. Bu daha önemli.

- Çocuğunu büyütürken sürekli etrafında dolaşma, çocuğuna yapışma. Bırak, kendisi keşfetsin. Neyi nasıl yapacağını, sorunlarını nasıl çözeceğini, yolunda nasıl yürüyeceğini kendisi bulsun. Sen sadece izle. Sana onun için her şeyi yapman öğretildi. Ama her şeyi sen yaparsan, o hiçbir şey öğrenemez. Doğada insan dışında bir canlı, çocuğuna yapışmaz. Kendi ayakları üzerinde durduğunda serbest bırakır. Yavru yaşama becerisini kazandıktan sonra kendi başınadır. Yalnızca insan çocuğuna yapışır. Sonra da yaptıklarını fedakarlık olarak görüp çocuğundan beklentiler geliştirir. Sana ilgisiz anne diyecekler, çocuğunun yalnız büyüdüğünü söyleyecekler, bunlara kulak asma. Çocuğunun iç sesi olup ona ne yapması gerektiğini sürekli söylersen, kendi iç sesi oluşmaz. Kendi kararlarını kendisi veren, ne istediğini bilen ve iç sesi olan bir çocuğun olacak. Bu özellikteki insanlar dünyayla daha kolay başa çıkabilir. Başkalarına bağımlı olmaz. 

- Sana ağlayan çocuğunla ilgilenmemen ya da en iyi ihtimalle dikkatini başka yöne çekmen öğretildi. Oysa bu çocuğuna duygularının önemsiz olduğunu öğretir * Duygularını anlayabilen, anlatabilen, üzerini örtmeyen ve ileriki yaşlarında bunların altında kalmayan* bir çocuğun olmasını istiyorsan, çocuğunun duygularını önemse. "Çocuktur anlamaz" diyecekler. "Şımartıyorsun" diyecekler. Kulak asma. 





- Çocuğuna "hayır" demekten korkma. Doğru yerlerde, doğru şekilde söylediğin "hayır" çocuğuna dünyanın kendi etrafında dönmediğini ve daha da önemlisi "hayır" diyebileceğini öğretir. Tepki gösterecek, yerlerde tepinecek ama sonra alışacaktır. Sınırlar çizilirken biraz zorlayıcı olabilirler. Çocuğun yerlerde tepinip ağlarken onu senden daha fazla düşündüğünü zannedenler olacak,sana çocuğunla ilgilenmeni (!) söyleyenler olacak, sana acımasız olduğunu söyleyenler olacak. Kulak asma. 

- Çocuğunu serbest bırak ama denetimsiz bırakma. Gözlerin sürekli üzerinde olsun. Ölümcül sonuçlar doğurmayacaksa bırak denesin. Sana çok özgür olduğunu söyleyecekler. Çok şımarttığın söyleyecekler. Çok rahat olduğunu söyleyecekler. Kulak asma. 

Diğerlerinin ne dediğini umursama. 

Başkalarının seni nasıl gördüğüyle ilgilenme.

Herhangi birinin ne söylediği bebeğinin ne hissettiğinden daha önemli değil.

Ve unutma;

"Suyun üstünde dahi yürüsen, yüzme bilmiyordu diyecekler olacak.*"





Notlar:
1- Emzirme kampı hakkında bilgi için; http://bebekyapimbakimonarim.blogspot.com.tr/2013/02/tomrisin-emzirme-notlar-1-merhaba.html

2- Duygular hakkında bilgi için; http://birannedogdu.blogspot.com.tr/2013/12/duygular-yasamak-icindir-dostum-3-ve.html

3- "Üzerini örttüğümüz her şeyin altında kalırız" Alice Miller

4- Bu sözü kimin söylediğini bilmiyorum ancak bundan daha güzel ifade edilemezdi.







Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Fikrinizi paylaşın