22 Kasım 2010 Pazartesi

Hayatı Nasıl Algılıyoruz?

Yaşamın içinde gördüğümüzü, yaşadığımızı zannettiğimiz her şeyin kendi kurgumuz olduğundan habersiz bir biçimde yaşayıp gidiyoruz. Yani, gördüğümüz herhangi bir şeyi olduğu haliyle, ham ve çıplak haliyle görmüyor olmamız, hayata bakışımızın gördüğümüz şeyi şekillendirmesi oluşturuyor çevremizdeki dünyayı. Ve biz bunu gerçek zannediyoruz. Oysa o gerçekliği biz oluşturuyoruz. Herhangi bir olayı, herhangi bir kişiyi, herhangi bir nesneyi kişisel değerlendirmemiz olmaksızın görebilmeyi başarabilsek, ön yargılarımızdan kurtulmayı başarabilsek, ancak o zaman saf bir görüşle bakabileceğiz hayata. Ama başaramıyoruz. 

Bir durumu değerlendirme yapmaksızın düşünemiyoruz. 

Mesela, bebeğine mama veren bir anne gördüğümüzde annenin emzirmiyor oluşuna kendi değer yargılarımızla değerlendirmeler yapıyor ve bebeğin mama alıyor oluşunu "bebeğin mama alıyor oluşu" olarak değil, "yetersiz bir anneye sahip oluşu" olarak görüyoruz.

Aynı şekilde çocuğumuza "yaramaz" derken yaptığımız genelleme çocuğun tüm davranışlarını gözden düşürüyor. Halbuki yalnızca "koşmayı seviyor" ya da "kurcalamayı seviyor" oluşu bizim gerçekliğimize yaramazlık olarak yansıyor. Çünkü bu davranışları değerlendirişimiz bu şekilde. Çünkü hareketli çocukların yaramaz olduklarını öğrenerek büyüdük. 

İnsanlarla ilişkilerimizi de bu bakış açılarımız yönetiyor ne yazık ki. 

Birine "çok bencildir" derken aslında "bir kaç sefer yardım istediğim halde yardımcı olmadı" dan bahsediyoruz. Öğrendiğimiz davranış biçimi başkalarına yardım etmeyenleri bencillik çatısı altında değerlendirmemizi öğütlediği için aslında belki çok iyi arkadaş olabileceğimiz birini bu değerlendirme ışığında yerleştiriyoruz yaşamımıza. Ve uzak duruyoruz.

Durumun ne kadarının kendi değerlendirmeniz ne kadarının gerçekte olan olduğunu durup bir düşünmediğiniz taktirde, kendi pencerenizden bakmayı bırakmanız mümkün değil. Oysa hayat genellemelerle geçiştirilecek kadar basit bir şey değil. 

Değerlendirmenizi kişilerden, olaylardan sıyırabilmek için genelleme yaptığınızı fark ettiğiniz an "her zaman mı?" diye bir sorun, cevabının "hayır her zaman değil" olduğunu göreceksiniz.

Mesela suratsız olduğunu düşündüğünüz o komşunuz hiç mi gülmez?

Kötü bir anne olduğunu düşündüğünüz o arkadaşınız hep mi yanlış davranıyor?

İnsanların her zaman doğru ya da her zaman yanlış davranabilmesi, her zaman haklı ya da her zaman haksız olabilmesi, bir durumun her zaman bu şekilde olabilmesi mümkün değildir. Her anı kendi içinde ve kendi şartlarıyla değerlendirmeye çalışın. 

Genellemeleri ve değerlendirmeleri hayatınızdan çıkartın. 

Kısa bir sürede daha mutlu bir insan haline geldiğinizi göreceksiniz.





Bumerang - Yazarkafe