24 Ağustos 2011 Çarşamba

Çocuklu tatilde dinlenmek...

Kulağa şehir efsanesi gibi geliyor değil mi; üstelik söz konusu çocuk 2,5 yaşına yeni giriyor.

Ben devamını "mümkün" olarak kuruyorum bu cümlenin: Çocuklu tatilde dinlenmek mümkün! Tecrübe ettim; gayet başarılı bir şekilde dinlendim zira.

Ağustos başlarında tatildeydik. Ayvalık'ta. Yalnız benim anlatacaklarımın otelle, mekanla falan pek alakası yok. Çünkü ekstra bir faydasını görmedim. 

Benim faydasını gördüğüm daha ziyade "kum" , "deniz", bir de "baba" oldu tatilde. Süper bir performans göstererek şezlongdan hiç kalkmadan tatil yapmanın keyfini çıkarttırdı bu üçlü bana. Eğer kocanızdan böyle bir performans beklemiyorsanız; bakıcı tutabilirsiniz. Bakıcı dediğim; sizin yanınızda dolanacak, kumda, denizde oynarken çocuğun yanında duracak o kadar. 

Tatil öncesi ben de oldukça gergindim. Önceki tatillerimizin hiç biri "çocuklu tatil" sayılmıyordu zira birinde henüz 3-4 aylıktı diğerinde 14-15 aylık, yeni yeni yürümeye başlamış; gördüğü bir karıncayı bile yarım saat oturup izleyen bir bebekti o zamanlar Ada. Asıl performansını şimdi görecektik. 


Öncelikle ben üzerime düşeni yapmalı ve onu eksiksiz götürmeliydim; öyle yaptım. Kocamın "yok artık, kamyona mı yükleyeceğiz bunları!" itirazlarına rağmen Ada için 2 koca valiz götürdüm tatile. Listemiz şöyleydi;

- Derece 
- Ateş Düşürücü
- Lasonil 
- Yara bandı 
- Baticon 
- Pamuk
- Şapka (2-3 tane)
- Baharlık hırka
- Yatak koruyucu bez
- Banyo havlusu 
- Plaj havlusu
- Şampuan 
- Bebe yağı 
- Güneş kremi 
- After Sun
- Saç fırçası 
- Tırnak Makası
- Diş fırçası 
- Diş macunu
- Pişik kremi
- Pudra
- Sevdiği oyuncakları 
- Kitapları 
- Uyku arkadaşı 
- Yastık kılıfı
- Bolca külot
- Dvd oynatıcı 
- Elmo CDleri
- Terlik

Bu liste sayesinde, arabada mızmızlanma, otel odasında sıkılma, uyku sorunu yaşama gibi ihtimalleri tamamen ortadan kaldırmış olduk. 

Risk yönetimci anne; hayatını hem kendisi hem de çocuğu için kolaylaştırıyor galiba. Babaya kalsa, yol boyunca sıkıntıdan çişi, kakası, mızmızlanası gelen bir çocukla yolculuk edecek, gece yabancı bir odada uyutmak için ter dökecek, sabahları biz hazırlanıncaya kadar bizi beklemesi için dil dökmek zorunda kalacaktık... 

Bunların hiç biri olmadı. 


Otele yerleşir yerleşmez, girerken göz ucuyla gördüğü havuza koşmak için yalvarmaya başladı. Babası ile aşağıya indiler; o gün bir daha yanıma uğramadı Ada. Yemek saatlerinde görüştük, bir de çişi/kakası geldiğinde. Ertesi gün daha süper bir şey oldu ve otelin arkasındaki sahil kısmını keşfetti. Kum ve su! Dayanamayacağı iki şey! Böylece benim tatilim de başlamış oldu. Kovasını, küreğini, şekillendirme kalıplarını sabah erkenden çantaya dolduruyor babasının elinden tutup gidiyor, öğle yemeği vakti geri geliyor, delirmiş bir iştahla yemeğini yiyor, öğle uykusunu uyuyor sonra tekrar ver elini deniz ve kum! 

Bu arada ben 2 kitap bitirdim tatilde söylemesi ayıp. Şezlongdan neredeyse hiç kalkmadan tatili bitirdim. 


İlle de otel tavsiyesi diyecekler için; Grand Temizel diyorum. Her şey dahil tatiller, otelden neredeyse hiç çıkmadan geri dönmeler pek bana göre olmasa da ben tatili değil seyahati sevsem de; süper bir tatil geçirdik bu yıl. 

Öğrendiklerimin önümüzdeki yıllara da faydası olacağını düşünüyorum. Mesela; "Çocuk ne kadar yalvarırsa yalvarsın, parmak arası terlik alma" kuralını, tatile giderken çocuğa daha önce denemediği şeyleri alma! şeklinde yazdım kafama. Sizin de aklınızda olsun. Denenmemiş şeyleri deneme yeri kesinlikle tatil değil.


Bumerang - Yazarkafe