19 Eylül 2013 Perşembe

Kaybolan Ebeveynler

Günlük işlerin yoğunluğu içinde kaybolmuş çok sayıda  ana-baba vardır ve bu şekilde evin içinde kaderine terk edilmiş binlerce çocuk.
 Mehmet Murad Döğüşgen- Çocuk ve Ergen Gelişiminde Pozitif Terbiye
 
 
 
Yukarıdaki cümleyi ilk okuduğumda fazla abartılı buldum, ancak üzerine biraz düşününce anlatılmak istenenin daha başarılı bir şekilde anlatılamayacağını anladım, abartılı değil, evet tam olarak, durum bundan ibaret...
 
Ada, pazartesi gününden itibaren her sabah gözlerini açar açmaz aynı soruyu sorar "Anne, pazara kaç gün kaldı?" Babasıyla vakit geçirebildiği tek gün pazar çünkü ve her gün eksilmiş olan gün sayısını duyunca mutlu olur, sonra kendince planlar yapmaya başlar. Babasıyla önce şunu yapacaktır, sonra bunu yapacaktır, şu oyunlarını gösterecektir falan... Aynı şekilde benden birşey isteyeceği zaman da "anne işin bitti mi?" diye sorar. Şimdiye kadar bu sorulara hiç takılmamıştım. Okuduğum bu cümleler üzerine düşünürken o kadar acı geldi ki bu iki soru bana, gün içinde oğlumla daha fazla vakit geçirme kararı almama sebep oldu. Kaldı ki, ben zaten 7/24 onlarla birlikteyim, ancak birlikte olmak ile vakit geçirmek arasında ciddi farklar var, bunu bir kez daha hatırladım.
 
Eşimin çok yoğun çalıştığı zamanlarda ilişkimizin nasıl gerildiğini, kendimi nasıl yalnız ve mutsuz hissettiğimi düşündüm, halbuki ben sosyal hayatını kontrol edebilir durumda bir yetişkinim. Buna rağmen, sevdiğim insanla vakit geçiremiyor olmak apayrı bir biçimde mutsuz ediyor beni.
 
Çocukların ise tek şansı biziz. Sosyal hayatları bizden ibaret. Bildikleri tek şey oyun oynamak ve bunu sevdikleri, ihtiyaç duydukları insanlarla yapamıyor olmak onlar için nasıl zordur kimbilir?
 
Genellikle çocukların yaşadığı sorunların altından çıkan sebep de bu oluyor aslında. Bu amaçla kullanılan "7/24 annelik" diye bir program da var hatta. Ne zaman denesem yaşadığımız sorunu çözdü. Bu programda öncelik çocuğunuz oluyor. Bol bol sarılma, bol bol kucaklaşma, bol bol öpücük, birlikte bolca vakit geçirmek (birlikte vakit geçirmek yanyana olmak değil tabii, evcilik oynamak, futbol oynamak, ama oynamak, içinizden gelerek, zevk alarak ve gerçekten orada olarak) Çocuğunuza işlerden kalan vakti vererek değil, çocuğunuzdan arta kalan zamanlarda iş yaparak onunla birlikte olmak demek bu.
 
Çok kolay gibi görünse de değil. Çalışan anneler için değil, evde olan anneler için de değil.
 
Günlük sorumluluklar öylesine sarıyor ki insanı, evin içinde oradan oraya koştururken, sana beklenti dolu gözlerle bakan minik şeyleri unutuveriyorsun. Yaptıklarını onlar için yapıyor olman vicdanını hafifletse de, aslında onların senden beklediği bu değil. Ben buna şöyle bir çözüm buldum kendimce, her saat 15 dakikamı Ada'ya ayırıyorum. Deniz zaten istediği ilgiyi söke söke alacağı bir yaşta. Kucak istiyorsa kucağa almak zorundasın, meme istiyorsa emzirmek zorundasın. Bekletemiyorsun çünkü anlamıyor. Ancak Ada hep beklemek zorunda. Yemek yapmamı beklemek zorunda, çamaşırları asmamı beklemek zorunda, kardeşini doyurmamı beklemek zorunda... Sonunda da benden birşey isteyeceği zaman önce "anne işin bitti mi?" diye sormayı bulmuş çözüm olarak. Bunu sorduğunda artık "bitmesin, iş önemli değil, ne istiyorsun?" diyorum, yüzünde kocaman bir gülümseme oluşuyor hemen, sonra isteğini söylüyor, işimi bırakıp yapınca da çok mutlu oluyor. "Benim için önemli olan sensin" mesajını aldığını düşünüyorum böylece...
 
Keşke bunu daha önce fark etseydim.
Bu soruyu bulmasına gerek kalmayacak kadar önce...
Ya da bu soruyu ilk sorduğunda neden sorduğunu anlayabilecek kadar üzerinde düşünseydim. Sorumluluklarımın içinde kaybolmadan önce...
 
Siz de bir düşünün...
Kaybolmuş bir ebeveyn misiniz? Öyleyseniz kendinizi bulun ve çocuğunuza armağan edin, lütfen.
 
 
 
 
Bumerang - Yazarkafe