8 Ocak 2015 Perşembe

Anne Olmak Meselesi

Sevgili Sağlık Bakanı'mız "Annelik kadının en birinci kariyeridir" buyurdu buyuralı konu ile ilgili hırsımı çıkartmak üzere bir yazı yazmayı planlıyordum ancak, bir türlü fırsat bulamamıştım. (malumunuz üzre kar tatili)

Kadın = Anne yalanı yüzyıllardır yavaş yavaş empoze edildiğinden olsa gerek, anne olan kadının bir anda ulvi bir varlığa dönüşmesi, kuluçkaya yatmış tavuk misali, çocuğu poposunun dibinden beş dakika ayırmaması, sürekli çocukla ilgili tetikte olması vesaire mucizevi şeyler bekleniyor kadından. Hayır, "iki insanın çocuğunun olmuş olması, neden tek kişiyi ilgilendirmek zorundaymış" diye bir soru da yaratmıyor bu, bazı bünyelerde. Ben aslında tam tavuk anneyim o yüzden benim için fark eden birşey yok ama, diğer annelerde benim gibi davranmak zorunda oldukları baskısını yaratmayı hak göremiyorum kendimde. Kadın olduğum halde. Anne olduğum halde. Tam toplumda, kadından beklenen gibi bir anne olduğum halde. 

 Birileri (genelde üzerine vazife olmayan ve haddini bilmeyen bir takım insanlar) çıkıp "Annelik öyledir, böyledir" diyor, birlik olup o kişiye haddini bildirmesi gereken annelerse "aha diğerine laf sokmaya ve anneliğimi kanıtlamaya fırsat buldum" sevinciyle birbirine giriveriyor.

Annelik; (en iyi ihtimalli tarifiyle) kadının kendi istediği, kendi seçtiği bir zamanda, kendi istediği ve kendi seçtiği bir adamdan, bir çocuk doğurmasından başka birşey değildir

Hepimizin kişisel gelişim kitaplarından, seminerlerinden, en olmadı, mail zincirlerinden bildiği bir hikaye vardır;

Profesör derse girer ve:
"Çocuklar, size anlatacağım olayı dikkatlice dinlemenizi ve yorum yapmanızı istiyorum," der. Anlatmaya başlar:


"Hastamız ne konuşuyor ne de denileni anlıyor. Saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor... Zaman ve kişi kavramı yok. Yalnız nasıl oluyorsa adı söylendiğinde tepki veriyor! Son altı aydır, onun yanındayım. Ne görünüşü için bir çaba sarfediyor, ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor... Onu, hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor. Dişleri bile yok! Yiyeceklerinin püre haline getirilmesi gerekiyor. Gömleği, salyalarından dolayı sürekli leke içinde. Yürümüyor, uykusu düzensiz. Gece yarısı uyanıp, çığlıklarla herkesi uyandırıyor... Ama çoğu zaman mutlu ve sevecen. Fakat bazen ortada bir sebep yokken sinirleniyor. Biri gelip onu yatıştırana kadar feryat figan bağırıyor."


Profesör, sınıfa döner:
"Böyle birinin bakımını üstlenmek ister misiniz?" diye sorar.

Öğrenciler, hep bir ağızdan:
"Hayır" diye bağırır...


Profesör, bu işi büyük bir zevkle yaptığını onların da yapması gerektiğini söyleyince öğrenciler şaşırır. Daha sonra profesör, hastasının fotoğrafını sınıfta dolaştırmaya başlar. Fotoğraftaki, doktorun altı aylık kızıdır..

Durum tamamen bundan ibaret. 

Yaradan bakmış ki, bu haliyle bu iş süreklilik arz etmeyecek, kadına prolaktin denen bir hormon vermiş -ki doğurduğu canlıya deli divane aşık olsun. Zaten dünya üzerindeki en saçma iki duygu da aşk ve annelik. İkisi de hormonlardan kaynaklanan mantıksızlıklar silsilesi zira.

Anne oldum, çok mutluyum diyen kadın benim gözümde gerizekalının önden gidenidir. Anne oldum, yorgunluktan, endişeden, üzerimde yaratılan baskıdan dolayı çok mutsuzum  ama, doğurduğum şeye deli gibi aşık oldum diyen kadınsa dürüsttür ve ne yaşadığının farkındadır.

Bir kadının anne oldum diye mutlu olmasının, içinde yaşadığı dünyayı ve çocuğunu zerre kadar umursamamasından ya da cehaletinden başka bir sebebi olamaz benim gözümde. Dünyanın her geçen gün çivisi biraz daha çıkarken, ülke almış başını gidiyorken, yediğimiz ekmek, içtiğimiz su zehirleniyorken, dünyaya bir canlı getirdiğin için (üstelik tamamen savunmasız ve senin korunmana muhtaç bir canlı) sevinebilmek için bilincinin tamamen kapalı olması gerekiyor bence.

Toplum ve devlet de, eğer bana anne olduğum için ekstra hak vermiyorsa (çocuğumla sokağa çıkabilmek, sağlık ve eğitim hizmeti almak, çocuğuma hak ettiği gibi bir yaşam sunmak benim için eziyetse) benim elimdeki hakları alamaz, bana ne yapacağımı söyleyemez.


Annelik bence kutsal birşey falan değil. Kutsal olan tek şey, çocuklarım. Dolayısıyla çocuklarım  dışında kalan herşey hakkında söylenme, şikayet etme, kendim olma ve onlara bir (fizyolojik ve/veya psikolojik) zararı olmadıkça istediğimi yapma hakkına sahibim. Buna çalışmak da dahil. 




Not: Kaygı bozukluğu olan ve kontrol delisi olan bir insan olarak çalışmamak kendi hür kararımdır.

Not2: Annelik dersi veren erkekleri doğurmaya ve büyütmeye davet ediyorum.

Not3: Herkes kendi işine baksın, hayat daha çekilir olur. Kesin bilgi.
 
 
Bumerang - Yazarkafe