3 Aralık 2010 Cuma

Çocuğa Saygı Duymak...

Çocuğun bazı insanlar tarafından "hiç bir şey anlamayan" ve "eğitilmesi gereken" bir canlı olarak görülmesi fikri bana çok garip geliyor.

Ben hamile kalmadan önce okumaya başladım çocuklarla ilgili ve öğrendiğim bir şey var ki; çocuklar, anne karnından itibaren; duyar, anlar ve hissederler.

Daha -cenin-ken konuşurdum Ada'yla, onun hayatımıza girmesinden ne kadar mutlu olduğumuzu anlatırdım... Bunları yazdığım bir defterim bile var; zamanı geldiğinde oğluma vermek üzere saklıyorum. Varlığından haberdar olduğumuz andan doğumuna kadar; bütün hissettiklerimiz yazılı...

Anne karnına yerleştiği günden beri, 30 aydır; bizim için ne kadar değerli olduğunu ve onu ne kadar sevdiğimizi söylemekten hiç yorulmadım.... Bir ömür de yorulacağımı zannetmiyorum...

Ada; doğduğu günden beri seçimleri olan bir çocuk. Sıcağı sevmez, sıkıntıya gelemez; hastaneden eve getirdiğimiz gün, üzerini çok örttüğümüz için ağladığını anlatıncaya kadar, ne denediysek susturamamıştık mesela... 

Kundaklanmaya karşı çıktı. Ne zaman kundaklasak, kundak açılıncaya kadar ağladı... Emziğe -ben alıştırmaya çalıştığım- süre boyunca direndi; ben vazgeçip oyuncak haline getirdikten sonra bir gün kendi kendine emmeye başladı (yaklaşık 5 aylıktı) sonra kendi kendine bıraktı (8 ay civarıydı)... 

Bence çocukların tamamı böyle. Kendi seçimleri var. Kendi kararları var. Sadece -dinlemek- ve -görmek- gerekiyor. Dinlenmeyen çocuk arıza çıkartıyor. (bknz: Elizabeth Pantley ve tepki veren çocuk tespiti)

Genellikle çocuğun saygı görmediği , yeterli ilgiyi almadığı ve yeterince dinlenmediği ailelerde bir "çocuğum yaramaz" problemi var. Zaten çocuğuna gerekli saygıyı gösteren bir annenin böyle bir etiketleme yapabileceğini de düşünmüyorum. Çocuk yaramaz; çünkü çocuk ilgi çekmeye çalışıyor; sesini duyurmaya çalışıyor. "Anne beni gör" demeye çalışıyor.

Çoğu anne tarafından "kuzu gibi oğlun var konuş" şeklinde tepki görüyorum; evet; çok şükür ki, uyumlu ve sakin bir çocuğa sahibim... Bu Ada'nın karakteri. Ben farklı davransaydım değişebilir miydi bilmiyorum.

Anneliği iki tekerlekli bisikletin yanlarına destek için takılan o minik tekerlekler gibi görüyorum. Evet; sen nasıl davranırsan davran, bir şekilde -bütün- bir bisiklet var ortada. Ve bir şekilde ilerliyor. Sağa sola devrilmesini, dengesini kaybetmesini ise anne olarak bizim engellememiz gerekiyor. Tek görevimiz de bu bence... İşgüzarlık yapıp pusula görevi üstlenmek ya da direksiyonu çevirmeye çalışmak değil...

Mükemmel bir anne değilim. Hatta çok fazla eleştirilirim çevremdeki insanlar tarafından. Kimsenin ne dediğine kulak asmadığım ve kendi doğrularıma göre davrandığım için büyüklerimin kırıldığı günler oldu; annelik içgüdülerini dinlemek "ben en iyisini bilirim" demek gibi algılandığı için arkadaşlarımın küstüğü günler oldu... Olsun... Önemli olan -oğlumun iyi ve mutlu olması-

Önce -ben- diyen bir anne değilim; önce -oğlum- diyen bir anne de değilim.  Ada'ya yeterince olanak tanırsam kendi istediklerimi de sınırsızca yapabiliyorum; istediğim gibi geziyorum; istediğim gibi yaşıyorum; ama -oğlumla birlikte- olduğumu gözardı etmiyorum.

Bu yazıyı dün yaşadığım bir olaya istinaden yazdım... Çocuğum bir yerde bir hata yapsa yerin dibine girerim diyen bir anneye olan şaşkınlığımdan doğdu..

Ada mutlu ve hayatından memnun bir çocuk... Çok şükür ki böyle... Bununla övünmüyorum. Çünkü bu onun yapısı. Benden kaynaklandığını düşünmüyorum. Ada'nın yaptığı iyi şeyler elbette ki gururumu okşar; fakat bu onun başarısıdır. Ben böyle yetiştirdim diyemem. Yine yapabileceği kötü şeyler de onun seçimidir. Bir yerde bir hata yaparsa yerin dibine geçmek yerine; nerede hata yaptığımı gözden geçiririm. Oğluma neyi yanlış -öğrettiğimi- sorgularım. Onu eğitemediğimi(!) düşünmem, başkaları bunu düşünecek diye utanmam; -öğrettiklerimi- gözden geçiririm...

Zira çocuğumu yetiştirirken hata yapmamaya çalışıyorum. Onun hata yapmamasına değil...

Dolayısıyla çocuğu bir şey yapınca -yerin dibine geçmek- bana inanılmaz garip göründü... Belki de hiç bir anneyi çocuğunun davranışları nedeniyle suçlamak aklıma gelmeyeceğinden... Çünkü biliyorum ki; tahmin ediyorum ki; hiç bir anne çocuğu için -kötü- bir şey istemez ve yapmaz... Her şeyin en -doğrusunu- öğretmeye çalışır... Uygulayıp uygulamamaksa çocuğun  seçimidir.



Bunlar da ilgimizi çekebilir;
Çocuğa -Davranışı- öğretmek
Çocuk Yetiştirmenin Temel Taşları
Bumerang - Yazarkafe