Her "Bebek" doğduğunda bir "Anne" doğar.

Bu Blogda Ara

Bloga Üye Ol

Beylikdüzü Mekanları

Işığını Takip Edenler

Beylikdüzü Anaokulu

Bumerang - Yazarkafe

Nisan 19, 2011

Emzirme Dönemi ve Beslenme


Anne sütü insan organizmasının büyümesine, gelişmesine, olgunlaşmasına yarayan her türlü besin öğesine ve diğer maddeleri içeren en uygun besin ve doğal beslenme şeklidir.

Emzirme fizyolojik bir olaydır. İnsan sütünün salgılanması, sürdürülebilmesi ve devamlılığı çeşitli faktörler tarafından belirlenir.

Bunlar;
 Meme dokusunun anatomik yapısı, süt üreten hücrelerin (alveoli) gelişmesi, kanallar, sütün dağıtımı ve üretiminin yapıldığı meme uçları,
 Süt salgılanmasının başlaması ve sürdürülmesi,
 Süt üreten hücrelerden meme ucuna sütün çıkması.


Memenin Yapısı ve Gelişimi
Memeler, bebeğin belli bir gelişim aşamasına kadar besin ihtiyacını karşılamak üzere süt üretmekten ve salgılamaktan sorumlu yapılardır. Gebelik döneminde östrojen hormonu üretiminin daha da artması memelerin büyümesine ve bazen hassaslaşmasına neden olur.

Meme Dokusunun Yapısı
Meme dokusu temelde vücut ter bezlerinden türemiş bir yapıdır ve göğüs bölgesinde 2. ile 7. kaburgalar arsına yerleşmiştir. Dış kısmı cilt ile kaplı bu dokunun iç yapısında salgı bezleri, yağ dokusu ve bağ dokusu bulunmaktadır. Meme dokusunun hemen arkasında bulunan pektoral kasın kılıfı ile yer alan boşluk, meme dokusunu nispeten hareketli bir organ haline getirir. Memelerin her birinde ortada meme başı adı verilen koyu renkli yuvarlak bir yapı vardır. Bu yapının ortasında da meme ucu adı verilen silindir şeklinde, sütün esas boşaldığı yapı yer alır. Meme başında yer alan salgı bezleri kaygan bir sıvı salgılayarak bu bölgenin esnek kalmasını ve enfeksiyonlardan korunmasını sağlar. Her meme lob adı verilen 15-20 adet bağımsız süt üreten birimden oluşur. Her lob kendi içinde 20–40 adet daha alt birime ayrılır. Bu alt birimler yine kendi içlerinde esas süt üreten hücrelerin toplandığı çok sayıda bölüme ayrılır. Meme dokusu içinde üretilen sütü dışarıya taşımak için çok sayıda süt iletim kanal ve kanalcıkları bulunur. Böylece üretilen süt üretim yerinden kanalcıklara, kanalcıklar birleşerek daha büyük olan kanallara geçer. Kanallarda bulunan süt bebek emdikçe bebeğin diş etleri ve dudaklarının yaptığı baskıyla hemen meme başında yer alan süt depocuklarına ve buradan da meme ucunda yer alan çok sayıda minik deliklerden bebeğin ağız boşluğuna akar.Memede süt üreten birimleri birbirine bağlayan ve meme dokusuna sağlamlık kazandıran yapılara Cooper bağları denir. Meme dokusu hem kan damarları hem de lenf dolaşım sistemi açısından oldukça gelişmiş bir yapıya sahiptir ve dokunun lenf kanalları koltuk altlarında yer alan lenf bezlerine taşınır.

Süt Salgısını Etkileyen Hormonlar
Doğumdan sonra, süt salınımında rol oynayan iki refleks vardır. Bunlar;
-Süt oluşumu refleksi (prolaktin sağlar)
-Sütü salgılayan refleks (oksitosin hormonu sağlar)


Prolaktin
Sütün salgılanmasını uyaran hormondur. Prolaktin çeşitli proteinlerin ve yağların sentezini başlatır. Sütün devamlılığında rol alır. Bu nedenle doğumdan hemen sonra anne ve bebeğin birlikte olması ve bebeğin emzirilmesi gerekmektedir. Bebeğin emmesiyle meme ucundan duygusal ileti beyne giderek hipofiz bezinin ön lobundan prolaktin kan yoluyla memeye gider ve süt salgılayan hücrelerin süt salgılamasını uyarır. Prolaktin geceleri daha fazla yapılır. Bebeği gece emzirmek anneyi gevşetir ve rahatlatır.8. haftasından itibaren prolaktin düzeyleri kanda artmaya başlar ve en yüksek düzeyine ulaşır (200-400 ng/ml). Prolaktin memenin büyümesini uyarır ve gebelik esnasında süt kanallarından klostrum adı verilen ve halk arasında “ağız” da denilen maddenin de yapımını sağlar. Gebelik sırasında kanda yüksek oranda bulunan progesteron hormonu tam manası ile süt yapımını engeller. Doğumdan sonra progesteron hormonu salgılanmadığı için süt üretimi başlar. Bu nedenle doğumdan sonra sütün gelmesi 72 saati bulabilir.

Emzirmeyen annelerde ise doğumlardan sonra 7 günde kan düzeyleri normal gebelik öncesi seviyelerine iner. Gebelikte prolaktinin bebeğin akciğer gelişiminde rol oynadığı ve yine bebeğin anne tarafından yabancı cisim olarak algılanıp atılmasını engellediği düşünülmektedir. Bebek anne memesini ne kadar çok emerse, prolaktin etkisi ile bir sonraki emzirmede o kadar fazla süt yapılmış olur. Bu nedenle bebek sık sık emzirilmelidir. Annenin bebeği görmesi, onunla birlikte olması, dokunması, sesini duyması, sütün salınmasını sağlarken, bebeğinden ayrı kalmak, ağrı, endişe, sütün yetmediğini düşünmek gibi olumsuzluklar sütün akmasını engeller.

Oksitosin
Beynin tabanındaki hipofiz bezinin arka lobundan salgılanır. Sütün memede süt kanallarından ilerlemesini ve doğumdan önce doğumun gerçekleşmesini sağlamak için rahim kasılmalarını sağlayan hormondur. Doğumdan sonra ise rahimin (uterus) toparlanmasını sağlar.Zürih Üniversitesi’nden Ernert Fehr ile Iowa Üniversitesi’nden Antonia Damasio, annelerin beyninde yavrusuna bağlılığını sağlayacak biyokimyasal işlemler başlatan oksitosin hormonunun, güven duygusuyla da doğrudan ilişkisi olduğunu belirlemiştir. Oksitosin hormonu beynin, vücut sıcaklığı, açlık ve susuzluk gibi fiziksel  tepkimeleriyle korku ve öfke gibi büyük duygusal patlamaları ayarlayan hipotalamus kısmında sentez edilmektedir.

Emzirme Döngüsü
Bebeğin anne memesini emmesi, anne bedeninde birçok hormonun salınmasına ve bunların etkilerine yol açar. Birçok kadının kendisi çocuk doğurmadığı halde bebek bakmak durumunda kalması ve bebeğe meme emzirmesi sonucunda; süt salgılamasının başlaması mümkündür. Emme sonucunda hipofiz ön lobu etkilenerek prolaktin salgılanmasını artırır ve memedeki süt bezlerinde süt yapılmaya başlanır. Emme devam ettiğinde hipofiz arka lobu uyarır, oksitosin hormonu salınır ve yapılmış olan süt kanallara geçerek dışarı akmaya başlar. Bu mekanizmaya annenin psikolojik durumu etki eder. Ruhsal olarak sıkıntılı, kaygılıolmak süt salgılanmasını da azaltır. Emziren kadınların ruhsal olarak sağlıklı olmaları süt salgılamaları için gereklidir.

Kolostrum (Ağız Sütü)
Doğumdan sonraki ilk 3-5 günde salgılanan koyu kıvamlı ve sarı renkli süttür. Hamile kadının bebek doğar doğmaz bebeği emzirebilmesi için prolaktin hormonu hamileliğin 8.haftasından itibaren kanda artmaya başlar. Prolaktin hormonu bu amaçla hamilelikte meme dokusunun büyümesini uyarır. Bu hormonun etkisiyle gebeliğin 16. haftasında koyu, yapışkan ve sarımsı bir madde olan kolostrum (ağız sütü, ilk süt) üretilir. Kolostrumun miktarı az olduğundan ilk kez anne olan bazı anneler bebekleri için sütü olmadığını düşünerek doğumdan sonraki ilk saatlerde çok değerli olan bu sütü emzirmemektedir. Kolostrum bebek için ideal ve konsantre bir besindir. Bebeklere bu süt miktarı az da olsa mutlaka ilk yarım saat içinde emzirilmelidir. Bebek emdikçe miktarı giderek artacaktır.

Kolostrumun İçeriği - Önemi
1.Antikordan zengin Bulaşıcı hastalıklar, enfeksiyon, alerji ve diğer hastalıklardan korur.
2.Akyuvarlar Enfeksiyonlardan korur.
3.Müshil etkisi Mekonyumu (bebeğin ilk dışkısı) temizler,sarılığın önlenmesini kolaylaştırır.
4.Büyüme faktörü Bağırsağın büyümesini ve olgunlaşmasını sağlar.
5.A vitamininden zengin Enfeksiyonların daha kolay geçirilmesini sağlar. Göz hastalıklarından korur.
6.Vitamin ve mineralden zengin Bebeğin vitamin (D, B12), mineral (Sodyum, çinko) ihtiyacını karşılar.
7.Sindirimi kolay Bebek için en ideal besindir.
8.Bebeğin sindirim sistemini kaplar Bebeği enfeksiyonlardan (solum, idrar) korur.
9.Laktoferrin proteinini içerir.Laktoferrinin bakteri öldürücü özelliği vardır. Demiri bağlayarak bakterinin demiri kullanarak üremesini engeller. Ayrıca demirin emilimine yardımcı olur.
10. Normal süte (olgun süt) oranla.daha çok protein, daha az yağ ve şeker içerir. Bebek için en uygun besindir.
11.Bebeğin belirli bir ritimle emme, yutma ve nefes alma yeteneğini kazanması içinpratik yapmasını kolaylaştırır. Ritmin yakalanmasına bağlı olarak bebeğin iştahı ve emdiği süt miktarı artar.


Kolostrum hamileliğin 7. ayından sonra sağılabilir. Bu aylarda duş altında memenin ayla kısmına (meme başı etrafında bulunan koyu renkli kısım) baş ve işaret parmağıyla yapılacak kısa masajlar süt kanallarının açılmasına yardımcı olabilir. Gebeliğin 2. yarısında (20. hafta) itibaren memelerden berrak – sarı renkli kolostrumun geldiği görülebilir. Bu durum memelerin bebeğin emzirmeye hazırlık yaptığının işaretidir ve normal kabul edilir. Kolostrum meme uçlarında kuruduğunda temizlemek için alkol veya sabun kullanılmamalıdır. Bu maddeler meme uçlarını tahriş edebilir. Ilık suyla  ıslatılmış bezle temizlemek yeterli ve uygundur. Kolostrum akışı fazlaysa ped kullanılmalı ancak bu pedler her ıslandığında değiştirilmelidir. Kolostrumun olup olmadığını anlamak için meme uçları kesinlikle sıkılmamalıdır. Kolostrum, bebeğin ilk aşısıdır. Doğumdan sonra miktarı azda olsa mutlaka bebeğe verilmelidir.

Süt Salgılamasına Etki Eden Etmenler
Annenin ruhsal durumu
İlk beslenmeye başlangıç zamanı: Doğumdan sonra süt gelmese bile en kısa  sürede ilk meme emzirilmeye başlanmalıdır. Bu, refleksin oluşmasını ve sütün salgılanmasını sağlayacaktır. Emzirme süresi ve aralıkları: 15–20 dakikalık bir emzirme süresi ve bunun 1–2 saatlik aralıklarla yapılması süt salgılamasını artırır.
Uygun ortam ısısı: Soğuk ortamlarda damarlar büzülerek süt salımı azalır. Aşırı sıcakta ise anne bedeni ter ve solunumla sıvı kaybeder. Bu da süt salgılanmasını azaltır.
Yeterli beslenme ve sıvı alımı: Protein, yağ ve karbonhidratların karışık yenilmesi, uygun miktarda vitamin ve mineral kayıplarının karşılanması gerekir. Anne sütünün % 88 ’i sudur. Dolayısıyla anne kendi doğal gereksinimi dışında süt salgısı için yetecek sıvı almaktadır. Normalde bir insanın mevsimine göre sıvı alımı 1,2–2 l ek olarak da süt salgısı düşünülerek 3–4 l sıvı alması gerekmektedir.

Emziren Kadının Günlük Süt Salgılama Miktarı
Yeterli ve dengeli beslenen emzikli bir kadın günde yaklaşık 700 – 850 ml kadar süt üretir. İyi beslenmeyen ve sık doğum yapan kadınlarda günlük süt tüketimi azalır ve 400 ml’ ye düşer. Bazı kadınlarda ise günlük süt salgılaması bir litrenin üzerine çıkabilir.

Anne Sütünün Kesinlikle Verilmediği Durumlar
 Ağır kalp yetersizliği, ağır solunum yetersizliği, ağır böbrek yetersizliği olan annenin emzirmesi kendisi açısından sakıncalıdır.
 Çok nadiren görülen psikoz, ağır depresyon durumlarında emzirme, annenin olumsuz davranışları nedeni ile bebeğe zarar verebilir.
 Çalıştığı yerde sürekli kurşun, cıva, arsenik teması olan anneler bebeklerini emzirmemelidir.
 Kanser ve epilepsi tedavisinde kullanılan bazı ilaçları alan anneler bebeklerini emzirmemelidir.
 Galaktozemi, fenilketonuri gibi özel diyet tedavisi gerektiren bir hastalığın varlığında emzirilmemelidir.


Anne Sütünün Belirli Koşullarla Verilebildiği Durumlar
 Annede tüberküloz enfeksiyonu,
 Annede Hepatit- B hastalığı,
 Annede AIDS hastalığı,
 Mastit,
 Meme ucu çatlak ya da yaraları,
 Meme ucunda şekil bozuklukları,
 Annenin çalışması,
 Annenin sigara içmesi,
 Annenin alkol alması,
 Bebeğin prematüre olması,
 Bebeğin düşük doğum ağırlıklı olması,
 Bebekte yarık damak, yarık dudak gibi doğuştan anomali olması.


Anne Sütünün Anne İçin Yararları
 Erken emzirmeye başlayan kadınlarda doğumdan sonra rahim küçülmesi çabuklaşmaktadır.
 Gelişmekte olan ülkelerde emzirme, gebeliği önlemede büyük oranda yardımcı olmaktadır. Bebek doğduktan sonra 6 aya kadar yalnız anne sütü ile besleyen, gece ve gündüz en az 10 kez ve sürekli emziren, adet görmeyen kadınlarda gebe kalma riski oldukça düşük olmaktadır.
 Bebeğini uzun süre emziren kadınlarda, özelliklen menopoz öncesi yaşlarda meme kanseri, yumurtalık kisti ve kanseri, idrar yolu enfeksiyonlarına emzirmeyenlere kıyasla daha az rastlandığı belirlenmiştir.

Anne Sütünün İleri Yaşama Etkileri
 Anne sütünün olumlu etkileri sadece verildiği süreyle kısıtlı değildir, ileri yaşlarda da devam eder.
 Emzirme süresince sütteki yağ oranının artması bebeğin iştahını kontrol edebilir.
 Anne sütü alanlarda obezite (şişmanlık) ve koroner kalp hastalığı oluşumu azalır.
 Anne sütü ile beslenen çocuklarda konuşma problemlerinin daha az olduğu, matematik skorlarının daha yüksek olduğu rapor edilmiştir.
 Çene ve ağız gelişim bozuklukları, diş çürükleri ve orta kulak iltihabı daha az görülür.
 Bir araştırmada 6 aydan fazla anne sütü alan çocuklarda kan kanseri (lösemi) sıklığının daha az olduğu saptanmıştır.
 Uzun süre anne sürü ile beslenen çocuklarda şeker hastalığı riskinin düştüğü belirlenmiştir.


Besin Grupları ..........................Emzirirken Alınması Gereken Miktarlar
Süt ve Türevleri.................................................... 3-4- Porsiyon
Et ve Ürünleri, Yumurta, Kuru Baklagiller ..................3 Porsiyon
Taze Sebze ve Meyveler..................................... 5-7 Porsiyon
Tahıllar, Bulgur, Pirinç, Makarna ..............................2-3 Porsiyon
Ekmek................................................................ 4-7 Dilim


Emziren bir kadın için örnek mönü;
Sabah:
 1 su bardağı süt
 1 haşlanmış yumurta
 1 yemek kaşığı pekmez
 1 adet domates
 1 ince dilim ekmek


 Kuşluk:
 1 adet meyve


Öğle:
 1 porsiyon etli sebze yemeği
 1 porsiyon makarna
 1 kâse yoğurt
 1 ince dilim ekmek salata


İkindi:
 Peynirli, domatesli sandviç
 1 adet meyve


Akşam:
 1 kâse tarhana çorbası
 3 köfte, patates püresi
 1 porsiyon zeytinyağlı sebze yemeği
 2 ince dilim ekmek
 1 adet meyve
 Salata


 Gece:
 1 kâse yoğurt




KIRKINCIOĞLU Meliha, Çocuk Beslenmesi, Ya-Pa, İstanbul, 2003.DEMİRAL Bahtiyar, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Ankara, 1984. FENWİEK Elizabeth, Gebelik, Morpa Yayınları, 2005.SIZER Frances ve Elenor Whitney, Concept And Controversies, St. Paul,West Publishing Company, 1993.ZİEGLER Ekharde and L.J Fielerje, Present Knowledge İn Nutrition, ILSI Pres, 1996,www.ailem.com, www.anaçocuk.com,www.annecocuk.com,www.anneyiz_biz.com,www. bebekdokusu.com,www.bebegimveben.com,www.bedaf.net,www.cicibebe.net,www.cumhutiyet.edu.tr,www.denizli.saglik.gov.tr, www.diyetimiz.com,www.diyetinfo.com,www.DÜZENLABORATUVARLARGRUBU.com,www.gebelik_rehberi.com,w ww.gebiyim.com,www.gencbilim.com,www.gulum.net,www.gsk.com.tr,www.happycom.net,www.hekimim.com,www.hekimce.com, www.jinekoloji.net,www.kadinvegebelik.org

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Fikrinizi paylaşın