5 Temmuz 2011 Salı

John Locke- Eğitim Üzerine Düşünceler

Evin kitap bütçesi Ada'ya ayrıldığından beri (çocuk kitapları neden bu kadar pahalı bir ara protesto etmek istiyorum bunu!) çok zaruri haller  (sevdiğim bir yazarın yeni kitabının çıkması yahut ortalığı kasıp kavuran bir kitabı merak etmem) dışında kendime kitap almıyorum. Alamıyorum desem daha doğru olur zira babamız isyan bayrağını her an çekebilir. Ada'nın kütüphanesi bizimkini geçmek üzere olduğundan yayınevlerine çalıştığını iddia etmeye başladı bile çünkü.

Hal böyle olunca da, okumayı seven her insan gibi fi tarihinde okuduğum / bir ara okurum diye aldığım kitaplara sarıldım. Evet önceden yedek kitap alma lüksüm vardı benim böyle...

John Locke... Eğitim Üzerine Düşünceler de bu kitaplardan biri. Alıp kenara koymuşum. 

Genel olarak yazıldığı dönemin özelliklerinden kaynaklanan bir günümüze / kültürümüze uymama sorunu olsa da kitabın içindeki pedagojik mesajların bir kısmı beni çok şaşırttı. 


Şimdi okuduğumuz kitapların babası sanırım bu kitap!


İşaretlediğim bazı kısımlarını paylaşmak istedim ben de;

Bölüm 34;  ........Gösterişli bir giysinin içinde gösterişli görüneceği söylenerek çocukta o giysiye karşı bir istek uyandırılır. Küçük kız yeni elbisesini ve ayakkabılarını giydiğinde annesi ona "benim küçük kraliçem" ya da "benim güzel prensesim" gibi laflar ederek çocuğun kendisine ilişkin değerlendirmelerini salt giysisi yahut görünümü ile yapabileceği düşüncesine yönlendirir. Böylece çocuklar daha elbiselerini kendileri giymeye başlamadan, onlarla gururlanmayı öğreniyorlar......


Bölüm 38:.........Öğrenecekleri ilk şey; herhangi bir şeyi sadece hoşlarına gittiği için değil, aksine kendilerine uygun olduğu için alabilecekleridir. Ana babalar onların yalnızca gereksinimlerine uygun olan şeyleri sağlarsa ve bağırıp çağırarak, yaygara kopartarak istediği şeye ulaşmasına izin vermeseler çocuklar (hoşnut olmasalar da) hırslarını dizginlemeyi öğrenebilirler.....


Bölüm 50:........ Çocuk başının üzerindeki ceza gölgesi sallandıkça boyun eğer ya da eğmiş gibi görünür. Ama korku uzaklaştığında ya da ceza görmeyeceğine ikna olduğunda (kimsenin onu görmediğini düşündüğünde yahut yakalanmayacağına inandığında) doğal eğilimine eskisinden fazla yönelir çünkü eğilimler zor kullanmayla, baskıyla hiç bir şekilde değiştirilemez. Aksine daha da geliştirilip güçlendirilir. Böyle bir zorlu aşamadan sonra daha büyük bir şiddetle patlar...... 


Bölüm 52:......... Aynı şekilde çocukları sevdikleri şeylerle ödüllendirmek ya da pohpohlamaktan da aynı şekilde kaçınılmalıdır. Çocuğu sevdiği şeylerle ödüllendirerek bir şeyi yapmasını sağlamak onun maddi şeylerden aldığı zevki onaylamak demektir. Çocuğu yapması gerekenler için ödüllendirirsek ona görevlerinin değil ödüllerin peşinden koşması gerektiğini öğretmiş oluruz......

Bölüm 55: ........ İtiraf ediyorum ki eğer çocuklar üzerinde etkili olmak istiyorsak onlara ödül ve ceza vaad edilmelidir. Ancak bu konuda en çok düşülen hata vaat edilen ödül ya da cezanın yanlış seçilmesidir. Fiziksel acı ve haz eğer çocukları eğitmek amacıyla ceza ve ödül olarak belirlenmişse kötü sonuçları da beraberinde getirir. Çocuğun bir haz için duyduğu açlığı ona başka bir haz sunarak karşılamaya çalışmakla nasıl bir erdem temeli atılabilir? Bir çocuk bağıra çağıra bir şeyi istiyorken anne baba onu daha az tehlikeli olan başka bir şeye yönlendirerek sadece kendi rahatlarını satın alırlar. Bu belki çocuğun sağlığını korur fakat bu kez de kişiliğini yaralar. Çünkü burada sadece arzu nesnesi değiştirilmekte, hırs için herhangi bir hamle yapılmamaktadır......

Bölüm 57:........ Çocukların ödül için değil, saygı ve değer için bir şeyleri yapması sağlanabilir. Öncelikle çocuklar belki de sandığımızdan daha erken dönemlerde övgü ve takdire karşı hassas olurlar. Saygı görmek ve değerlerinin bilinmesi hoşlarına gider. Bu sebeple çocuk istenen davranışı gösterdiğinde yeterli miktarda övgü ve sevgi ile karşılaşır, istenilmeyen davranışta reddedici ve soğuk tavırlar görürse aradaki farkı kısa zamanda anlayacaklardır. Bu tavır sürekli gösterilirse tehdit ve dayaktan daha iyi işleyecektir. Çünkü bedeni cezalar bir kez onlara alıştıktan sonra etkisini yitirir ve utanma duygusu ile desteklenmediğinden bir yararı da olmaz.... 
Bumerang - Yazarkafe