11 Ekim 2011 Salı

Israrcı Çocukla Baş Etmek (3-6 yaş dönemi hırçınlıkları)

Okul öncesi dönem, özellikle 3‐6 yaş dönemi, çocuğun anne‐babadan fiziksel ve duygusal olarak ayrışıp, “birey” olma yönünde ilk adımlarını attığı yıllardır. 3 yaşından itibaren çocuklar giyinme, yemek yeme vb. ihtiyaçlarını karşılamaya başlayıp, dil gelişimi ile çevre ile daha çok iletişim kurmaya başlarlar ve kendi ihtiyaçlarını ifade edebilir hale gelirler. Bu dönem çocuklar için “merak ve girişimde bulunma” dönemidir. Çocuğun fiziksel ve motor gelişiminede bağlı olarak, artan bağımsızlık duygusunun da etkisiyle çevreyi keşfetme ve anne babadan bağımsız karar alma eğiliminde olabilirler.
 
Yaşamının ilk 3 yılında istekleri anne‐baba tarafından eksiksiz olarak yerine getirilen çocuk, 3 yaş sonrasında da eskiden olduğu gibi dürtü ve isteklerinin anında yerine getirilmesini ister. Üstelik bu dönemde çocukların ilgi alanları ve keşfetme duygularının artmasıyla orantılı olarak talepleri fazlalaşır ve bu durum kimi zaman ebeveyni zor durumda bırakacak “tutturma” davranışına yol açabilir. Bu dönemde; dışarıya çıkma, istediği bir oyuncağın alınması, parktan eve gelmek istememe vb. durumlarla sık sık karşı karşıya kalan ebeveynler çocuklarının bu tutumları karşısında kendilerini çaresiz hissedebilirler. Hatta çocuğun duygusal ve sosyal gelişimine zarar vermemek, arkadaşları karşısında mahcup olmaması ya da ev dışında yaşanan bir “tutturma” davranışında çevreden gelebilecek tepkileri düşünerek ellerinden geldiğince çocuğun isteklerini yerine getirmeye çalışabilirler. Oysa bu durum anne‐babayı zor durumda bırakan bu davranışın pekişip, çocukta alışkanlık haline gelmeye başlamasına neden olabilir.  Oysaki çocukların okul öncesi dönemde olduğu gibi, her yaş döneminde kurallara ve sınırlandırılmaya ihtiyacı vardır. Kural ve sınırların olması çocuğun kişilik gelişimine katkıda bulunur, onu dış dünyaya daha hazır hale getirir. Çünkü dış dünyada, kreşte, yuvada, okulda uyulması gereken kurallar ve sınırlar vardır. Bu disiplin çocuğa ebeveyn tarafından erken yaşlarda verilirse çocuk içinde bulanacağı sosyal ortamlarda kendisini daha rahat hisseder. Tabi ki okul öncesi dönemdeki çocuklar her ne kadar birey olma yolunda ilerleseler de, bu sınırları kendi başlarına belirleyebilecek olgunlukta değildirler. Bu nedenle, kişilik gelişimlerinin ilk dönemlerini tamamlayana kadar onlara sınır ve kural koyan, çeşitli düzenlemelerle hayatlarını güvenli hale getiren ebeveynlere ihtiyaç duyarlar.

Kural ve Sınırları Önceden Belirlemek Olası Krizleri Engeller
3‐6 yaş dönemi ve sonrasında çocuklar hem bilişsel hem de fiziksel olarak oldukça aktiftir. Artan yetkinlikleri sebebiyle ebeveynlerinin sınırlarını her fırsatta dener, konulan kuralları test ederler. Bu nedenle ebeveynlerin hem çocuğu korumak hem de istenmeyen davranışların önüne geçmek için dikkat etmeleri gerek bazı noktalar vardır. Çocuğunuzla kural ve sınırları önceden belirlemeli ve bunları belirlerken:

- Neyin “yapılmaması” gerektiğini değil neyin “yapılması” gerektiğini anlatın. Dilinizi olumluya çevirmek çocuğun da kurala uyma isteğini artırıp onu motive edecektir. Sizi de sürekli sınırlayan, kızan ebeveyn konumundan kurtaracaktır.
- Tutarlı olun. Yapılması istenilen davranışa anne‐baba beraber karar vermeli ve uygulamalıdır. Eğer bir kural bazen kesin uygulanılıyor bazen esnetilebiliyorsa bu çocuk için kafa karıştırıcı bir mesaja dönüşür. Bu durum ebeveynin yetkinliğine gölge düşürdüğü gibi kural‐sınır koymayı genel anlamda da güçleştirir.
- Onu önceden hazırlayın. Alış‐verişe çıkmadan ya da misafirliğe gitmeden önce çocuğa konuşulan kuralları tekrar hatırlatmak olası krizleri engelleyebilir. Bunu ona dikte etmek yerine, kendisinin söylemesini isteyin. Bu çocuğun davranışı içselleştirmesini kolaylaştıracaktır.
- Olumlu davranışı ödüllendirin. Çocuğunuzu gün içinde takip edip, isteklerini erteleyip, kurallara uyduğu durumlarda onu sözel olarak ya da küçük ödüllerle ödüllendirin.
- Model olun. Uygulanan kural ve yasakların inandırıcı olması için anne‐babanın da bunlara uyuyor olması çok önemlidir.
- Kriz anlarında sakin olun. Çocuğunuz koyulan kurallara rağmen, yine bir tutturma davranışı sergilediğinde sizin soğukkanlı davranmanız önemlidir. Ağlamasını ya da öfkesini gidermek için istediğini yapmak yerine; onu sakinleştirip ya da sakinleşmesini bekleyip onunla konuşun. Duygusunu anladığınızı ifade edin, ağladığında ya da bağırdığında “onu anlamanızın zorlaştığını ve bu şekilde davrandığında istediği şeyi gerçekleştirmenizin mümkün olmadığını” sakin bir şekilde anlatın. Sizin sakinliğiniz çocuğunuza geçecektir ve anlaşıldığını hisseden çocuk daha kolay sakinleşir.
- Kararlı olduğunuzu hissettirin. İstenilen davranışı anlatırken “lütfen, rica etsem,yalvarırım” gibi söylemler yerine, kararlı ancak sert olmayan bir ses tonu ile ,“.......yapmanı bekliyorum” deyin. Böylece çocuğunuz sizin kararlı ve yetkin olduğunuzu görecektir.
- Davranışının sonucunu yaşatın. Sakin ve tutarlı tavırlarınıza rağmen çocuğunuzun istenilen davranışı yapmayı reddettiğinde davranışının sonucunu yaşayacağı duruma yine öfkelenmeden sakin bir şekilde yönlendirin. “Bu şekilde ağladığın/bağırdığın için ne istediğini anlamakta zorlanıyorum ayrıca isteklerini ağlayarak dile getirdiğinde bunu yapamayacağımızı konuşmuştuk, bu yüzden eve dönüyoruz.” Diyerek davranışının sonucunu yaşamasını sağlayın.
- Çocuğunuzu dinleyin. Kural koyarken ya da bir davranışın yapılmasını isterken çocuğunuzun da fikrini almanız istenilen uygulamaların benimsemesi için önemlidir.

Ceren Şad
Psikolojik Danışman
GÜNCE Psikolojik Danışmanlık ve Grup Çalışmaları Merkezi

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...