Her "Bebek" doğduğunda bir "Anne" doğar.

Bu Blogda Ara

Bloga Üye Ol

Beylikdüzü Mekanları

Işığını Takip Edenler

Beylikdüzü Anaokulu

Bumerang - Yazarkafe

Mart 19, 2012

Üç yaş nasıl bir şey?


Üç yaşın gümbür gümbür hüküm sürdüğü evimizde Ada'nın dönüştüğü "çocuk" hallerinin keyfi, geride kalan terrible twonun rahatlığı ve yeni Ada hallerinin şaşkınlığı var. Ada artık tam anlamıyla bir çocuk. 

Neler yapabiliyor; kendi giyinip soyunuyor, yemeği masada "büyüklerin sandalyesinde" yiyor, çatal, kaşık hatta bıçak kullanımı muntazam düzeye ulaştı, okula giderken giyeceklerine kendi karar veriyor ve kendi giyiyor yani bir yetişkinin yapabildiği hemen hemen her şeyi yapıyor.

Sohbet etmesi eğlenceli bir çocuk oldu-ki böyle olacağını tahmin ediyorduk zaten. 

Terrible Two krizleri gitmiş gibi görünse de sadece yaş itibariyle daha kolay ikna olur hale geldi zira artık mantık yürütebiliyor, sunduğun gerekçe mantıklı geliyorsa uzatmıyor meseleyi (tabii uykusu yoksa. Allah tüm anneleri uykusu başına vurmuş çocuktan korusun) Eğer bahane olduğunu anlarsa ya da mantıklı bulmazsa o zaman iki yaş krizlerini bile kıskandıracak nitelikte krizler yaşayabiliyor-ki artık üç yaş itibariyle dikkatini başka bir şeye çekme imkanı/ihtimali de kalmadı. Dolayısıyla daha uzun ve daha nitelikli(!) krizler yaşanabiliyor evde.


Kız-Erkek ayrımına vardı ve evde şöyle konuşmalar geçmeye başladı;
-Bu kız şeyi!
-Ben kız oyuncağıyla oynamam!
-Kızlar pembe sever!
-Erkekler baba olur, kızlar anne olur. Ben büyüdüğümde baba olacağım!
-Kızlar araba kullanmaz(!!!)
-Kızlar bu oyuncakla oynayamaz!
-Ben baba olunca Tuana da anne olacak! (bak sen!)

Bir bencilliktir aldı yürüdü bu arada; "Ben", "Benim", en sık kullandığı iki kelime. En sevdiği peynirden biz yiyemiyoruz mesela o ONUN! Benimsediği koltuğa oturamıyoruz. Oyuncaklarına dokunamıyoruz. Herhangi bir eşyasının yerini değiştiremiyoruz. Bunların hepsi potansiyel kriz sebebi. Öncesinde izin alırsan ve ikna edersen izin verebiliyor ancak. Uzlaşmaya açık neyse ki.


Bez konusu tamamen bitti. "Çişimiz tuvalete, kakamız tuvalete" modundayız uzunca bir süredir. 

Bazı şeylerden korkmaya ya da onun deyimiyle -rahatsız olmaya- başladı. Mesela böcekler -bunun sebebi muhtemelen benim-, mesela karanlık... Üzerine gitmemeye ve korkacak bir şey yokmuş gibi davranmaya çalışıyoruz.


TV konusunda kuralları kendisi koyuyor; sevdiği ve izlediği çizgi filmleri var; Dinozor Treni, Afacan ve yedi kafadarlar, Bilim çocuğu Sid favorileri. Bunlar dışında eğer canı TV izlemek istiyorsa oturup izliyor ancak pek fazla takıldığı söylenemez. 


Üç yaşın oyuncakları; Play Doh oyun hamuru setleri kesinlikle can kurtarıcı özellikle pizza seti ve dişçi seti ile saatlerce oynayabiliyor. Hala su ve kum vazgeçilmez oyuncakları, kum havuzu ile hala oynuyor-ki kesinlikle verdiğimiz parayı hak etti o oyuncak- Ayrıca kumu ve suyu birleştiren harika bir oyuncak keşfetmiş babası; aqua sand! Şiddetle tavsiye ederim. Sökülebilir cam boyama setleri ile de güzel vakit geçiriyoruz. Ayrıca Winnie ve arkadaşlarıyla öğren ve benzeri kitaplara da bayılıyor.


Okula çok severek ve isteyerek gidiyor. Okulun ona çok şey kattığını düşünüyorum. Hala aşırı hareketli, kural tanımaz ve zaman zaman da hırçın olsa da, birlikte oynamayı, ekiple çalışarak bir şeyler yapmayı, sırasını beklemeyi daha doğrusu "beklemeyi" öğrendi.Onun hayata hazırlandığını görüyorum okulda ve iyi ki başlamışız diye düşünüyorum. Bir şey istediğinde öğretmenlerine söyleyebiliyor, bir ihtiyacı olduğunda yardım isteyebiliyor, arkadaşlarına yardım edebiliyor. 

Zaman zaman "çok erken başlattınız çocuğu okula" diyerek sinirlerimi bozan insanlar olsa da, onun kendi ayakları üzerinde durabilir bir çocuk olduğunu gördükçe iyi ki yapmışız diyorum.

Oğlum büyüyor ve ben onunla gurur duyuyorum.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Fikrinizi paylaşın