2 Kasım 2013 Cumartesi

Anne ben domestik oldum!

Evlendiğimde yemek yapmayı bilmiyordum (itiraf.com) değil yemek yapmak evlerin kendi kendini temizlediğini zannedecek kadar sorumluluk sahibi bir birey olarak yetişmiştim (urfada montessori vardı da biz mi okumadık!) Annem sağolsun, yemekti, çamaşırdı, ütüydü iş beklemedi bizden. Ben de hayat boyu hiçbirine ihtiyacım olmayacağını düşündüm.

Yemeği yapmak değil, yemek konusunda da pek başarılı değildim. Hayatım fastfoodlarda geçti. Üniversiteyi kazanıp başka şehire gittiğimde annemin hergün pilav, köfte, patates kızartması yapmaktan kurtulduğu için bayram yaptığı bilgisini aldım bazı kaynaklardan (kardeşim) Bir gün olsun masada bu yemek var, bu yenecek demedi.

Üniversitedeyken evim kurtlanmaya yüz tuttuğunda gelip evimi temizlerdi. Hafta sonları eve getirdiğim kirlileri, pazar akşamı tertemiz ve ütülü olarak çantama koyar geri dönerdim.

Evlenip de işler bana ben işlere bakmaya başladığımda ters giden birşeyler olduğu birazcık kafama dank etti. Eşim sabırla öğretmeye çalıştığı yemekleri azimle yedi. İlk aylarda lapa pilavlar, pişmemiş tavuklar (hatır için çiğ tavuk yenir cümlesini atasözü sanıyordum ben), dibi tutmuş tencereler evin içinde uçuşurken ufak ufak öğrendim yemek pişirmeyi. Bir yıl sonra evimize gelen arkadaşlarımı yemekleri dışarıdan getirtmediğime ikna etmek için bildiğim bütün yeminleri etmem gerekti bu yüzden de.

Annem harika bir anneydi, çocuklarını şımarttı, onlardan birşey beklemedi falan...

Eşimde de durumlar pek farklı sayılmazdı. Çıkarttığı çorapların banyoya kendi kendine gidebileceği inancına sahipti, hatta öyle ki onu aldatıp adamı da kirli sepetine saklasam yıllarca ruhu duymadan üçümüz aynı evde yaşayabilirdik, o derece uzaktı kirli sepetiyle olan ilişkisi.

Bu durumdan kayınvalideme yakınırken annemle hemen hemen aynı cümleleri kurdu; "ben çocuklarımın arkasını gururla topladım, hiç iş yaptırmadım onlara"

Anneler harikaydı, biz neden değildik peki?

Evimizde Şebnem Ferah kliplerindeki gibi garip öbekler oradan oraya uçuşmaya başlayıncaya kadar ev süpürmek, toz almak aklımıza gelmiyordu, giyecek birşeyimiz kalmadığında çamaşır yıkamayı akıl edip evin envai çeşit yerinden topladığımız giysileri banyoya yığdığımızda biz dışarıda kalıyorduk. Bir türlü rayına oturtamıyorduk düzeni. Derli toplu olmayı bırak, evi yaşanabilecek kadar bile düzenli tutmayı beceremiyorduk.

Bu da zamanla oldu.

Şimdi asgari hijyeni sağlanmış evimizde, derli toplu hayatımızda, iki çocuğumuzla, evimizde pişirip evimizde yiyerek, hatta abartıp yoğurdumuzu, reçelimizi evimizde yaparak yaşayıp gidiyoruz.

Annem, muhtemelen evlendiğimde böyle bir hayatım olsun isterdi. Ama benim bunu sağlamam neredeyse 7 yılımı aldı, çünkü hiçbir şey öğrenmemiştim, hiçbir sorumluluk verilmemişti yaşam içinde bana ve bu yüzden hala bile bunları yapıyor olmak çok yorucu geliyor, yapamadığımda mutsuz ve gergin oluyorum. Yaptığımda da çok yorgun.

Edindiğim tecrübeler sonucu Ada'ya sabahları uyandığında yatağını düzeltmek, pijamalarını çıkartıp katlamak (ben işe giderken bile ters düz vaziyette yatağımın yanına tepikler, akşam katlanıp yatağıma konmuş halde bulurdum mesela.. yaş:20) suyunu kendi alıp içmek gibi basit işleri kendisinin yapabileceğini anlattım. Şu an bunları yapıyor ve normali bu gibi geliyor ona. Yaptıklarının iş ya da yük gibi gelmiyor oluşu sebebiyle bu işler yaşam boyu etkilemeyecek onu.

Ben çok zorlandım, bilmediğim, öğrenmediğim şeyler yüzünden. Çocuklarım zorlanmasın istiyorum. Bu yüzden de, iyi bir anne olmaktan vazgeçtim zaten. Çocuklarım mutlu ve sorumluluk sahibi olacaklarsa ben de kötü bir anne olmaya çoktandır razıyım.

Çocuklara sorumluluk vermek, küçük yaşta kendi kendine giyinmeyi, çıkarttıklarını kirli sepetine atmayı, yatağını toplamayı, tabağını kaldırmayı öğretmek, ileride mutlu bir yetişkin olmaları için gerekenlerin bir parçası bence. Aksi halde bunları bir iş gibi görecek ve yapmaktan mutsuz olacaklar (kesin bilgi)











Bumerang - Yazarkafe