Her "Bebek" doğduğunda bir "Anne" doğar.

Bu Blogda Ara

Bloga Üye Ol

Beylikdüzü Mekanları

Işığını Takip Edenler

Beylikdüzü Anaokulu

Bumerang - Yazarkafe

Kasım 20, 2013

Naomi Aldort - Çocuğunuzla Birlikte Büyümek vs Alice Miller- Yetenekli Çocuğun Dramı

Bu kitabı sanırım beşinci okuyuşum...

Yaklaşık iki-üç ebeveyn gelişimi kitabı okuduktan sonra üzerine bu kitapla cila yapıyorum ki, tüm o çocuğa sınır koyma, çocuğu disipline etmeye çalışma, çocuğu kalıba sokmaya çalışma cümlelerini sindirebileyim. Evet, her anne gibi ben de uslu bir çocuğum olsun, beni yormasın, üzmesin istiyorum, ancak bu isteğe kapılmamak için arada sırada Naomi'nin beni silkelemesine ihtiyaç duyuyorum.

Kitabı bu kadar sık okuyorken bloga neden hiç hakkında yazmamışım bilmiyorum. Muhtemelen hızlıca yazmak istemeyip beklettiğim konular arasında kaynayıp gitmiş.

Kitap kendini daha sevgili Nilüfer Devecigil'in kaleminden dökülen önsöz ile belli ediyor zaten; "Naomi'nin söyledikleri ebeveyn olarak sağlıklı bir birey yetiştirmekle sınırlı değil sadece; kendi içimizdeki çocuğu da büyütmemize yardımcı oluyor. İçimizdeki çocuk cezalarla, ödüllerle büyümüşse kendi çocuğum beni kızdıran bir davranışta bulunduğunda, altında yatan sebebi anlamak adına nasıl sakin kalabilirim! Önce onu anlamalı ve sakinleştirmeliyim. Bunu da sevgiyle yapmalıyım ama bunlar sabır istiyor, zaman istiyor, ilgi istiyor. Çocukluk dönemlerinin her birinin orada olmasının bir sebebi var. Naomi şöyle söylüyor; eğer bir dönemin ihtiyacına saygı ve sevgi ile cevap verebilirsek çocuk o dönemi atlatıp bir sonraki döneme geçiş yapabilir. Bu söylem, ağlayan çocuğu bırak ağlasın söyleminden ne kadar da farklı! Bebek kucak döneminde tamamen anneye bağlı, çünkü bu dönemin ihtiyacı tamamen anneye yakın kalması. Eğer anne bu dönemin bağımlılığına izin verirse bebek bir sonraki döneminde bağımsızlığa doğru adım atabiliyor. Böylece ebeveyn olarak işim, her dönemin ihtiyacına olduğu gibi değiştirmeden cevap vermeyi öğrenmem. Ve bunu yaparken içimdeki kontrol etme duygusu, öfke, acelecilik gibi bir çok davranışı izlemek için derin bir nefes almam. Derken ne mi olacak? Çocuğum büyürken ben de büyüyüp olgunlaşacağım."

Çoğu ebeveyn kitabını bir cümle ile silkeleyip atmış ayrıca Naomi. İstediği kadar pozitif olsun, çocukla işbirliği yapmayı önersin, istediği kadar sempatik bir hale getirilmiş olsun; eğer kitap çocuğun davranışını değiştirmeye yönelik ise Naomi için yalnızca ebeveynin kontrol isteğini ve çocuğu yönlendirme çabasını tatmin ediyor. Ona göre bu çaba, çözmeye çalışılan sorunu daha büyük hale getirmekten başka bir işe de yaramıyor. Ebeveyn olarak yapılması gereken tek şey, çocuğumuzu kontrol etmeye çalışmadan onunla sakin ve mutlu yaşamayı öğrenmek.

Çocuğu olduğu gibi kabullendiğin zaman, hayatını kendisi çizen bağımsız bir çocuk yetişeceğini ve bu biçimde yetişen bir çocuğun da yapıcı bir şekilde davranacağını, çünkü bunu isteyeceğini, dahası bunu sizden korktuğundan değil, size olan sevgisinden ve bağlılığından dolayı yapacağını öne sürüyor.

Daha fazla öğrenmeye ve daha az öğretmeye cesaretiniz varsa, ebeveynlik olgunlaşmanızı ve büyümenizi sağlar.

Daha huzurlu, iletişim kurabilen, kendinin farkında bir insan olabilme yolundaki bu gelişiminiz eski halinize olan bağımlılığınızdan ve kontrol etme ihtiyacından kurtulabilmenize bağlıdır diyor Naomi Aldort. Görevlerini yerine getirmesini, sessiz olmasını, ağlamaya son vermesini, yemeğinin tamamını bitirmesini....vs...vs.. "nasıl sağlayabilirim?" diye sorduğunuz anda çocuğunuzu kontrol etmek istediğinizi farkına varın. 

Bunların tamamı "ebeveynin" isteğidir, çocuğun bunları yerine getirmesi kendi isteğinden vazgeçmesi anlamına gelmektedir.

S.İ.D.O.T adı verilen bir formulü var Naomi'nin. Düşüncelerini farkına varabilmeyi öğrenmek için önce bunu uygulamayı öğrenmek gerekiyor.

S- Sessizce bekle ve gerçekten neyi neden düşündüğünü fark et
İ- İlgini çocuğa yönlendir
D- Çocuğunu dinle
O- Onayla
T- Teşvik et.

Bu aşamaların en koyı S imiş gibi görünse de aslında insanı en çok şaşırtan ve zorlayan aşama bu. Çocuğuna kızdığında durup düşüncelerini gözden geçirmek, kızdığın şeye aslında kızmadığını, başkalarının ne düşüneceğinden korktuğun ya da zamanında annen bunun kızılacak birşey olduğunu öğrettiği için böyle hissettiğini fark etmek insanı oldukça hırpalıyor.

Terapi odasında bir gün "anne olduğunda insan kendi çocukluğunu da büyütüyor" demişti psikolog, konu Naomi Aldort'a oradan da yarım bıraktığım ilk ve tek kitap olan Alice Miller'in "Yetenekli Çocuğun Dramı" kitabına gelmişti.

Eğer kontrolsüz öfkeniz, saçma kızgınlıklarınız, durup dururken parlamalarınız varsa, belki içinizde bir yerlerde bazı yaralar vardır. Bu iki kitabı okuyun derim.

Nilüfer Devecigil de demiş zaten; Müthiş bir içsel yolculuğa hazırsanız, bana da artık tek şey söylemek kalıyor; iyi okumalar.

ben de aynı fikirdeyim. iki kitap için de.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Fikrinizi paylaşın