13 Mayıs 2017 Cumartesi

Bağlanma Konusunda Doğru Bildiğimiz Yanlışlar

11 Mayıs Perşembe günü HT Hayat.com Nilüfer Devecigil'in konuşmacısı olduğu "Bağlanmalarımız" konulu bir seminer düzenledi.

Nilüfer Devecigil, ebeveynlik sürecimde fikirlerinden en çok etkilendiğim insan. Yeni anne olduğumda, kişiliğime uygun kitaplar ve ebeveyn grupları ararken keşfettiğim bir doğal ebeveynlik grubunda tanışmıştım kendisiyle. Sonrasında çok etkilendiğim yazarlarla da (Aletha Solter ve Naomi Aldort gibi) Nilüfer Devecigil sayesinde tanıştım. Bana kazandırdığı farkındalık ve ebeveynliğime kattıklarının çok fazla olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle uzun zamandır hayranı olduğum Nilüfer Devecigil'i dinlemek üzere orada olmak beni çok fazla heyecanlandırdı ve mutlu etti. HtHayat'a ve canım Perihan Gürer'e bana bu fırsatı verdikleri için tekrar teşekkür ederim.

Yıllardır kendisini aşkla takip eden ve kitabını çıktığı hafta okumuş sıkı bir takipçisi ve bağlanma konusunda takıntılı bir insan olarak can kulağıyla dinledim Nilüfer Devecigil'i. 

Bağlanma konusu yeni yeni farkına varılan bir konu ve her yeni anlaşılmaya başlanan şey gibi kafa karıştırıcı olabiliyor. Bazı şeyler karıştırılabiliyor veya yanlış anlaşılmış olabiliyor.

Bir çocuğun annenin gidişine tepki vermeyişi ya da hiç tanımadığı bir ortama (kreş, okul vs) ilk girdiği anda korku tepkisi göstermeyişi özgüven olarak değerlendiriliyor ve bu davranışın annesinin onu asla bırakmayacağına dair sarsılmaz inancından kaynaklandığı düşünülüyor mesela.

Oysa bu bir güvensiz bağlanma tepkisi olabilir. 

Yapılan çalışmaların sonuçları bu yönde.

Nilüfer Devecigil'in de örneğini verdiği Mary Ainsworth'un "Yabancı Durum" deneyinde; yabacı bir odada anne ve bir yabancı ile bir süre geçirdikten sonra anneleri yanlarından ayrılan bebeklerin davranışları inceleniyor. 

Çalışmada araştırılan üç davranış şu şekilde; 
- Anne odadayken bebek etrafına ilgi gösteriyor mu? 
- Anne odadan ayrıldıktan sonra bebek tepki veriyor mu? 
- Anne döndükten sonra bebek tepki veriyor mu?  

Bebeklerin bazılarının anne odadan çıktıktan sonra tepki gösterdiği ve anne dönünceye kadar ağladığı, anne döndüğünde bebeğin hızlıca ona yönelip kucağına atıldığı, bazı bebeklerin annelerin çıkışına hiç tepki vermediği görülmüş. 

Videoyu bağlanma hakkında bir şey bilmeden izlediğimizde ikinci grubun kendine ve annesine daha fazla güvendiğini düşünmemiz normal ancak durum öyle değil: Çocukların yüzde altmışının annesinin peşinden ağladığı ve anne döndüğünde sakinleştiğini yani "Güvenli Bağlandığını" diğer çocukların annelerinin odadan çıktığının ve geri döndüğünün farkına varmamış gibi davrandığını ya da anne odaya döndükten sonra bile korku duymaya devam ettiklerini yani "Güvensiz Bağlandığını" ortaya koyan bu çalışmada güvenli bağlanan çocukların; anneyle odaya girmelerinden sonra bir süre anneye yakın dursalar da zamanla odayı incelemek üzere anneden ayrılabildikleri, (odanın güvenli bir yer olduğuna emin olduktan sonra keşfetmeye başlıyor) oynarken zaman zaman annelerine baktıkları ya da onlara doğru yöneldikleri ama genel olarak kendilerinden emin şekilde oyuncaklarla oynadıkları, anne odadan çıktığı anda korkuya kapıldıkları ve ağlamaya başladıkları ve anne geri döndüğünde hızlıca sakinleştikleri görülmüş. 

Güvensiz bağlanan çocukların ise başlangıçta annelerine güvenli bağlanan çocuklar gibi yakın durdukları ancak aradan ne kadar zaman geçerse geçsin odayı keşfetmek için annelerinden uzaklaşmadıkları, anne odadan çıktığında korkuya kapılıp ağlamaya başladıkları ancak anneleri döndükten sonra da bu korkularının devam ettiği ve sakinleşemedikleri ya da anneleri odadan uzaklaştığında da odaya geri döndüğünde de kayıtsız davrandıkları (kaçınmalı bağlanma) görülmüş. Youtubedan bulduğum bu video "normal bebek davranışını" gösteriyor. Yani bizim "anneye bağımlı" dediğimiz ancak ileride bağımsız ilişkiler kurabilecek bir bebeği;





Nilüfer Devecigil diyor ki; bebek ihtiyaç duymayı bıraktığında sizi de bırakacaktır. ( Bu benim şimdiye kadar blogda yazdıklarıma çok benziyor evet) Bağımlı olmak ve bağlı olmak başka şeylerdir. Annesiyle (ya da bağlanılan kişiyle) güvenli bağlanabilen bireyler dışa bağımlı olmayan özerk kişilikler geliştirirler. İlişkileri daha samimi, güven içerikli ve pozitif olur.

Bu çalışmayı geçtiğimiz yıllarda düzenlediğimiz "Güvenli Bağlanma" seminerinde Psikolog Vesile Çetin'den de dinlemiştim. O zaman da çok şaşırmıştım. 

Şaşırtıcı olan şu ki; bizler bu konu hakkında bir şeyler öğreninceye kadar sağlıksız olanın sağlıklı olduğunu zannediyoruz. Neden böyle zannettiğimiz hakkında bir fikrim yok şu an. Seminerden çıktığımdan beri bu konu üzerinde düşünüyorum. Buna neden ve ne zaman inandık? Annesine yapışan ve annesinden beş dakika bile ayrılmak istemeyen bebeği zorla annesinden ayırma fikrini kim ortaya attı? Ya da kreşin kapısında çılgın gibi ağlayan çocuğu "ağlar ağlar alışır" fikriyle kim annesinin kucağından ayırdı? "Kucağına alma alışır" cümlesini kim uydurdu? Ağlamayan bebeğin uslu olduğuna bizi kim inandırdı?

"Bebekler seslerinin duyulmadığını anladıklarında ağlamaktan vazgeçer" diyor Nilüfer Devecigil. "Ağlamak bebeklerin konuşma şeklidir. Bir şeyden rahatsızsa bunu ağlayarak, itiraz ederek, ilgi isteyerek belli eder."  Oysa bize köşe minderi gibi oturan bebeklerin makbul olduğu öğretildi. Bebeğiniz ağlamıyorsa sizinle konuşmaktan vazgeçmiş olabilir mi? Nasıl olsa duyulmadığı, anlaşılmadığı için kendini ifade etmeye, yardım istemeye çalışmaktan vazgeçmiş olabilir mi? 

Çünkü bir bebeğin annesinin arkasından ağlaması, korkuya kapılması normal. İsteklerini ağlayarak (çünkü konuşamıyor) belli etmeye çalışması normal. Çocuk sizden ümidi kestiği ana kadar bu normal davranışları sürdürecek. Sadece dozu azalacak. Kaç yaşında olursa olsun insan annesinden ayrılırken hüzünlenmez mi? Tabi ki annesiyle güzel bir ilişkisi varsa. Ya da kaç yaşında olursa olsun insan sorunlarını karşısındakiyle paylaşmak istemez mi? Tabii ki konuşmanın (ya da ağlamanın) bir işe yaramadığını öğrenmediyse. Bağlanmaya bu şekilde baktığınızda bebeğinizin davranışlarını Nilüfer Devecigil'in "regülasyon" olarak bahsettiği açıdan görebilmeye başlıyorsunuz. Ne kadarını regüle edebiliyorsa o kadar tepki veriyor. Kendi kendini sakinleştirmeyi beceremediği yıllarda siz odadan çıktığınızda kendini yerden yere atarak ağlarken üniversite için evden ayrılırken size sımsıkı sarılarak sessizce ağlıyor. Güvenli bağlanmanın yaptığı şey anne ve çocuk arasında güçlü, sevgi ve güven içeren bir bağ kurmak. Sonra da çocuğa bu ilişkiden öğrendiklerini diğer insanlarla olan ilişkilerinde kullanma fırsatı vermek. 

Çocuğunuzla güvenli bağlanma şansını kaçırdığınızı düşünüyor olabilirsiniz zira bu soru hep soruluyor; "kaç yaşına kadar?" Nilüfer Devecigil ise "bağlanma şekliniz karakteriniz değildir, her zaman değiştirilebilir" diyor. Çocuğunuza davranışlarınızı değiştirdiğinizde çocuğunuzla olan bağlanmanız da değişecek dolayısıyla çocuğunuzun karakteri de değişecek. Ancak önce içte olanı yani sizin hissettiğinizi, yani sizin bağlanma şeklinizi değiştirmeniz gerekiyor. Bunu ilişkide olduğunuz herhangi biriyle başarabilirsiniz üstelik. "İlişkilerde iyileşirsiniz. Eşinizle, arkadaşınızla ya da terapist yardımıyla. Yalnızca bağlanma şeklinizi fark etmeniz ve üzerinde çalışmanız gerekiyor.

Seminerden kaydedebildiğim kadarını sizlerle paylaşmak istedim; genel olarak bağlanmayı anlatıyor.






Nilüfer Devecigil'i mutlaka tanıyın. 

Bağlanma kuramını kurgulayarak yarattığı kitabı Işığın Yolu'nu mutlaka okuyun. 

Karakteriniz zannettiğiniz şeyler, annenizle bağlanmanızdan kaynaklanıyor olabilir çünkü ve eğer bunları fark edip çözmezseniz çocuğunuzla bağlanmanızı ve dolayısıyla çocuğunuzun davranışlarını da etkileyecektir.









Bumerang - Yazarkafe