Her "Bebek" doğduğunda bir "Anne" doğar.

Bu Blogda Ara

Bloga Üye Ol

Beylikdüzü Mekanları

Işığını Takip Edenler

Beylikdüzü Anaokulu

Bumerang - Yazarkafe

Mayıs 10, 2017

Doğru yolun peşinde kendi yolunu unutmak



Bugün Risus Yaşam Merkezi'nde Ebeveyn ve İlişki Koçu Serpil Ünal önderliğindeki "Çocuklarımızı Tanıyalım Mı?" başlıklı ebeveyn atölyesinde "Uyumsuz çocuk var mı?" üzerinde konuştuk.

İnteraktif içerikli ebeveyn atölyelerini seviyorum çünkü oturup dinlediğin -ve genelde artık hepsinin birbirine benzemeye başladığı- seminerlerden çok daha faydalı oluyor. Çünkü gerçek ebeveyn/çocuk iletişimini dinliyorsun. Gerçek sorunlar üzerine konuşuyor, yaşanmış bizden çözümlere (kendi bulduğun) odaklanıyorsun. Ebeveyn kitaplarında yer alan, kalıplaşmış ve hiçbir evde konuşulmayan cümleler, gösterilmeyen davranışlar çözüm yolu olarak hazır paketler halinde sunulmuyor.

Program çok sıkıydı; iyi hazırlanmış bir içerikle ve fışkıran enerjisiyle Serpil Ünal üç saatlik atölyeyi ritmi düşürmeden yürüttü. Zaten büyük bir kısmını da Facebook ve Instagramdan canlı olarak yayınladım ve yazı bitiminde Facebooktaki kısmını paylaşmış olacağım. Ancak bu yazının konusu tam olarak bu atölye değil. Atölyeye katılan ebeveynlerden birinin paylaşımının bana düşündürdükleri.

Bu tatlı anne, kızının davranışlarından mustarip olarak aramızdaydı ve kızının "uyumsuz" olduğunu düşünüyordu. Şöyle ki; ailelerindeki değer yargılarıyla oluşturdukları davranışa göre; ihtiyaçları olmayan bir şeyi satın almıyorlardı ve çocuk okula başlayıncaya kadar bu değer yargısını özümsemiş görünmekteydi. (Beni sosyal mecralardan takip eden arkadaşlarım bu konuda sıklıkla söylediğim özlü sözümü anımsıyordur: "Çocuğunuz ilkokula başlamadan çocuk yetiştirdim demeyin".Çocuklar kendi sosyal yaşamları oluşuncaya kadar ailenin değerlerine uygun davranabilirler. Çünkü ailede herkes böyle yapıyordur. Başka bir model yoktur. Ancak aileden dışarı çıktıklarında (bu da genellikle okulla olur) "başka bir dünyanın mümkün olduğunu" keşfederler. Bir süre arkadaşlarının ve ailelerinin değerleri arasında gidip geldikten sonra kendi değerleri oluşur.)

Küçük arkadaşımız artık arkadaşlarında gördüğü renkli-cıvıltılı şeyleri "ihtiyacı olmamasına rağmen" istemekte hatta bu konuda diretmekteydi ve anne de yedi yıldır verdiği emeklerin boşa gittiğini düşünmeye başlamıştı. "Çocuğu neden böyle uyumsuz davranıyordu, birden bire ne olmuştu da çocuğunun davranışları değişmişti?" bunun peşine düşmüş ve bu arayış da onu bu atölyeye getirmişti.


Dışarıdan bakıldığında normal bir çocuk davranışı görüyoruz oysa ki. Her çocuk gibi gördüğü değişik ve renkli şeyler ilgisini çekmiş ve her çocuk gibi bu ilgiyi kaybedinceye dek onları almak istiyor. Burada olan şey aslında ailenin doğruya (kendi değerlerine göre doğru olana) çok fazla sarılması ve başka bir ihtimal daha olabileceğini düşünmemesi. Soruna odaklandığınızda yalnızca sorunu görürsünüz. Nedenine odaklandığınızda çözümler de kendiliğinden ortaya çıkar.

Çocuğa "ihtiyacımızdan fazlasını satın almıyoruz" davranışı bir erdem olarak öğretilebilir - ki ben de dilerim bu erdeme sahip çocuklar yetiştirelim. Ancak bunu onların çocukluklarını "ailem benim istediğim şeyleri alabilecek durumda olmalarına rağmen almazdı." cümlesiyle hatırlayabilecekleri biçimde yapmayı sanırım hiçbirimiz istemezdik. Bir davranışı ne kadar sık tekrarlarsanız, bu çocuğunuzun "çocukluğuna dönüşür." Peki aradaki denge nasıl kurulacak?

Yapılacak şey odak noktasını unutmamak.

Çocuğunuz bunu neden istiyor?
Siz buna neden karşı çıkıyorsunuz?
Çocuğunuza vermek istediğiniz mesaj ne?

Burada "doğru davranış şu olmalıydı." şeklinde bir çözüm sunmayacağım çünkü ailenin dinamiklerine, bu davranışla neyi amaçladıklarına vakıf olabilecek kadar uzun vakit geçirmedik. Yalnızca kendi ailem üzerinden "ben olsaydım şöyle yapardım" diyebilirim. (Akıl verme güdümü yenmeyi başardığımda çok iyi bir koç olacağımı ümit ediyorum.)

Eğer "ihtiyacımızdan fazlasına sahip olmak (ya da bunu istemek) erdemli bir davranış değildir." inancına sahipsem ve çocuğumu bu bakış açısıyla büyütmek istiyorsam fakat çocuğumun zorlandığını görüyorsam şöyle bir ortak nokta bulmayı tercih edebilirdim; "madem bunu istiyorsun, o zaman sende olanı ihtiyacı olana verelim." Bu bir orta yol. Benim yolum. Doğru olan yol olmayabilir ama benim değerlerime ve çocuğuma vermek istediğim mesaja uygun olan bir yol.


Başka bir yol da, kendinde olan ve arkadaşında olanı değişimli kullanmalarını önermek olabilir mesela. Çünkü çocuklar sahip olmayı bilmez. Onları ilgilendiren tek şey meraklarını ve isteklerini giderebilecek kadar o şeyi incelemektir.

Biz ebeveynler genellikle çocukların davranışlarına kendi zihnimizdeki anlamların yordamıyla açıklama getiriyoruz. "Çocuğum ihtiyacından fazlasına sahip olmak istiyor. Eyvah! Hırslı bir çocuk yetiştiriyorum. Eyvah! Doyumsuz olacak. Eyvah! Hayatı boyunca -her gördüğünü- isteyip mutsuz olacak. Eyvah! Savruk olacak." Oysa çocuk yalnızca arkadaşındaki kalemin rengini beğenmiş. Bazen durum bu kadar basit oluyor.

"Neden" sorusu, muhteşem bir sorudur. Eğer çözüm istiyorsanız, kullanmayı alışkanlık haline getirin. Sizi doğru olana odaklanmaktan alıkoyacak ve kendi yolunuzu bulmanıza yardımcı olacaktır.



Risus Yaşam Merkezi'ndeki atölyenin bir kısmına linkten ulaşabilirsiniz: 
https://www.facebook.com/birannedogdu/videos/1338427589540354/