Her "Bebek" doğduğunda bir "Anne" doğar.

Bu Blogda Ara

Bloga Üye Ol

Beylikdüzü Mekanları

Işığını Takip Edenler

Beylikdüzü Anaokulu

Bumerang - Yazarkafe

Ağustos 17, 2018

Slime Ebeveynlik


Son zamanlarda ebeveynliği davranış biçimlerine göre isimlendirmek moda oldu. Helikopter ebeveynler ile başlayan bu isimlendirme hevesi, kategori aşkımız şiddetlendikçe çeşitlenerek artıyor. Ben de bu modaya uymakta mahsur görmedim ve gözlemlediğim ebeveynlerin bir davranışını, davranışa uygun bir biçimde ve isimde bir kategori yaratarak içine sokuşturuverdim.

Yeni moda ebeveynlik stilimizin adı: Slime Ebeveynlik.

Ebeveyn olup da slimenin ne olduğunu bilmeyen olduğunu zannetmiyorum ama yine de biraz bahsedeyim, belki öyle şanslı bir azınlık vardır. Slime, oyun hamurunun biraz sıvı hali. Girdiği kabın şeklini alan, yıvış yıvış (böyle bir kelime var mı bilmiyorum ama başka bir tanım gelmedi aklıma) akan ama yapışmayan tuhaf bir şey. Yayılması ve bulunduğu yeri tamamen zaptetmesi ebeveynleri kategoriye sokmama neden olan özellikleri.


Slime ebeveynler nasıl davranıyor? Tam da bir slime gibi. Çocuğun duygusal ve fiziksel yaşamında boşluk bırakmayacak şekilde o alanlara sızıp orayı doldurarak. Çocuğun elinden o boşlukları fark etme ve doldurma becerisini alarak yapıyorlar ebeveynliği. 

Tam burada artık benim için bir fenomen haline gelen "sticker travması"nı anmak istiyorum. Çocuğun okuldaki yarışmada sticker alamadığı için travma yaşayacağını düşünen, paniğe kapılan ve çocuğunun bu hayal kırıklığı ile baş etme becerisini göstermesine müsaade edemeyen ebeveynlerden. İşte bu ebeveynler tam da slime ebeveyn tanımına uyan ebeveynler. (Konumuz okulda sticker dağıtmanın ne kadar mantıklı olduğu değil bu arada. Bence okulda rekabet ortamı yaratılmasının ve küçük dozlarda hayal kırıklığının bir zararı yok ancak bunu ödül olarak değerlendiren ve karşı çıkanlar da mutlaka olacaktır. Ödül ve ceza konusunda Alfie Kohn ne diyorsa doğrudur. Ancak bu ödül o ödül değil.) Neyse konumuza geri dönersek; slime ebeveyn çocuğunun mutsuzluğuna, hayal kırıklığına, gözyaşına, canının sıkılmasına, mızmızlanmasına, üzülmesine, keyfinin kaçmasına o kadar tahammül edemiyor ki bu duyguları yaratacak yerlere sızıp orayı doldurarak çocuğun bu duyguyu yaşamasını ( ve doğal olarak tanımasını ve başa çıkmasını) engelliyor. Bunu tamamen iyi niyetiyle ve çocuğuna duyduğu büyük aşk yüzünden yapıyor olsa da ve travma kelimesinin "uzmanlarca" ayağa düşürülüp ebeveynlerin korkularını tetiklemeleri nedeniyle gayet haklı olsa da çocuğunun  yaşam boyunca elde etmesi gereken en büyük beceriyi elinden alıyor: yaşamla baş etme becerisi.


Bir yerde mi okudum, derslerde mi duydum çok emin olmadığım bir cümle, bu durumun çocuklarda yarattığı sonucu anlatmak için en uygun cümle gibi geldi, onunla bitireceğim: "Nasıl ki bedeni kuvvetlendirmek için küçük egzersizler gerekir, ruhu kuvvetlendirmek için de bunun gibi küçük üzüntüler ve hayal kırıklıkları gerekir."




Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Fikrinizi paylaşın