8 Kasım 2010 Pazartesi

Çocuk "yetiştirmenin" temel taşları


Tracy (Hogg) bir dönem anneleri arasında inanılmaz bir ekol, onun yatır-kaldır yöntemini duymayan ve "bebeklere fısıldayan kadın" tanımlamasından haberi olmayan anne yoktur sanıyorum. Bazı konuarda Tracy ile ters düşsem de; bazı söyledikleri kafama çivi misali çakılıyor. Çocuk büyütmedeki temel taşları da kafama çaktıklarımdan biri... Bakalım ne demiş Tracy;


"Her bebek Bireydir; Doğduğu günden itibaren, bebeğin bir kişiliği, sevdikleri, sevmedikleri vardır. Bu nedenle hepsi için geçerli olan bir yöntem yoktur. Çocuğunuza uygun olanı bulmalısınız. "Evet; bu konuda sonuna kadar katılıyorum Tracy'e Ada doğduğu günden beri; bebek değil Ada olarak bahsedildi ondan evde. Varlığına saygı gösterildi. Hatta "şöyle yapın rahat edersiniz, böyle davranın rahat edersiniz" diyenlere; "kendi rahatımızı düşünseydik çocuk sahibi olmazdık keyfimize bakardık" şeklinde çemkirdiğimiz bile oldu karı-koca. 


Oğlumuz doğduğu günden itibaren evin bir bireyi oldu. Kendimizi ve evimizi onun tercihlerine göre düzenledik. Doğduğu günden beri parlak ışık sevmez Ada mesela; o doğduktan sonra evdeki beyaz ışıklar değişti, evimiz artık loş ve hepimizin rahat edeceği şekilde.


"Her çocuk saygı ister-başkalarına saygı göstermeyi de öğrenmelidir.Eğer bir yetişkinle ilgileniyorsanız; ondan izin almadan ve ne yapacağınızı açıklamadan ona dokunmaz, onu kaldırmaz, soymaz ya da giydirmezsiniz. Bu neden çocuk için farklı olsun? "


Ada doğduğundan beri onunla konuşuyorum ben; hem de bir yetişkinle konuşur gibi; yanından ayrılırken izin alarak; bir şey yapılacağı zaman haber vererek. 

Bunu daha önce okumuştum bir yerlerde. Çocuğa saygıyı öğretmenin tek yolu ona saygı göstermektir diyordu.


"Çocukları izlemeye, dinlemeye ve onlarla konuşmaya zaman ayırın. "

Çocukların ne zaman neyi anladığını, neyi ne kadar anladığını bilemezsin... Bu sebeple yanında konuşurken de; onunla konuşurken de dikkatli olmakta fayda var. Onunla konuşurken her zaman göz hizasında olmaya ve gözlerine bakmaya dikkat ederim; o bana bir şey söylerken de; elimde ne varsa bırakıp onu dinlemeye... En sevdiğim şey onunla sohbet etmektir. Cevap vermediği dönemlerde bile çok sevdim Ada ile konuşmayı... Şimdi adeta bağımlısıyım. O bana cevap verdikçe zevkten ölüyorum bile denebilir.

Ada'ya benim için ne kadar önemli olduğunu her zaman hissettirmeye çalıştım. 

Annemin dalga geçişlerine aldırmadan; dışarı çıkarken iki kazak gösterip hangisini giymek istediğini sordum mesela; hangi ayakkabıyı giymek istediğini; şapkasını apartmandan çıkmadan mı, çıktıktan sonra mı takacağını... 

Çoğunda anlamsız anlamsız baksa da, hep konuştum onunla. Umuyorum ki bir kaç sene içinde o da bana aynı saygı ile yaklaşacak.

Her zaman söylediğim gibi; onu "yetiştirmek" için elimden geleni yapıyorum. "büyüdüğünde" benimle gurur duysun diye.
Bumerang - Yazarkafe