6 Aralık 2010 Pazartesi

Kendine zaman ayırmak

Çoğumuz anne olmadan önce beylik laflar etmişizdir. "kucağa alıştırmayacağım" "kendi kendine uyumayı öğreteceğim""şımartmayacağım"... neler neler... Ben çok konuştum anne olmadan önce yapacaklarım hakkında... Sonra da söylediklerimi güzelce yedim!

"Anne olmak" bambaşka bir şey... Mantık götürür yanı yok bu işin.

Yanlarıma yastık dayayıp, Ada kucağımda,göğsüme yaslanmış vaziyetteyken oturur şekilde uyuduğum zamanlar bile oldu (bu konuda ne kadar kesin konuştuğumu bilenlerin nereleriyle güldüğünü düşünmek bile istemiyorum)... Çevremdekilere çocukları için "azıcık ağlasın göbeği çatlamaz herhalde" diyen ben; Ada'yı ağlatmamak için çevresinde pervane oldum... Annelik içgüdüsü denen şeyin hiç susmadığını bilmeden kurduğum o cümleler; bana karşı kullanılan eğlencelik malzemeler oldu...

Ama beni en fazla şaşırtan; tuvalete bile makyajsız gitmeyen kadının (bu ben oluyorum!) birden bire parka, alışverişe, hatta çoğu zaman gezmeye bile eşofmanlarla ve saçı başı duman halde gidiyor olması oldu...

Kendimi tam anlamıyla dağıttım...

Evet!

Neden?

Çünkü -gereksiz bir biçimde- tüm enerjimi Ada'ya harcadım!

Gereksiz; zira böyle yapmasam da çok iyi bakabilirdim ona. Saçımı toparlayacak, iki ruj-kalem sürecek vaktim tabii ki her zaman vardı. Canı isteyince insan her şeye vakit bulur.

Yapamadım değil.

Yapmadım!

Elizabeth bu konuda diyor ki; "kendine iyi bak ki çocuğuna ve kocana da iyi bakabilesin"

Ben tam aksine onlar iyi ve mutlu olsun ki ben de olabileyim diye düşününce; işler istediğim gibi gitmemeye başladı.

Bir kadın (hele ki ben!) dip boyası gelmişken mutsuz olur, kuaföre uzun süre gitmezse deşarj olamaz, alışveriş yapmazsa seratonin salgılayamaz, kitap-gazete-dergi okumazsa hayattan koptuğunu hisseder, film izlemezse olmaz... Bunları unuttum bir anda.

Anne Oldum!

İyi de ya kim -kadın- olacak... Kim - ortam böceği - olacak... Olmazsa nasıl mutlu olacak...

"Vaktim yok" deyip kendimi kandırdım bir süre...

Vaktimiz var aslında, yaratılabilir ; Elizabeth de bu vakit yaratma konusunda ip uçları vermiş;

Uçakta hosteslerin "önce maskeleri çocuklarınıza takın; sonra eşinize takın; çevrenizde yeterince önem verdiğiniz kimse yoksa, şimdi maskenizi kendinize takabilirsiniz" dediğini bir düşünün...

Çok saçma değil mi?

Peki hayatta neden böyle davranıyorsunuz!

Her gün sadece kendiniz için biraz zaman ayırırsanız, daha iyi bir ebeveyn, daha sevecen bir eş, daha iyi bir yönetici, daha candan bir arkadaş, kısacası daha iyi bir insan olursunuz.

Belki de şimdi "dalga geçiyor olmalı, ev-iş-çocuklar, kendime nasıl zaman ayırayım!" diye düşünüyorsunuz.

İşte bazı öneriler;

Evle ilgili standartlanızı biraz değiştirin ya da yardım alın;
Ev işlerinin büyük bir kısmı zaman kazanmak için değiştirilebilir, sadece biraz yaratıcı olun!

Gün boyu ne yaptığınızı bir gözleyin ve "bu gerçekten gerekli mi" sorusunu kendinize bir sorun.

Eğer her gün çamur içinde yuvarlanmıyorsa çocuğunuz gün aşırı yıkanabilir.

Oyuncakları bütün gün toplamak yerine onların sadece belli bir alanda kullanılmasını sağlayabilirsiniz.

Belli yiyecekleri gereğinden fazla hazırlayarak dondurucuya koyabilirsiniz.

Haftanın bir akşamını pizza ya da sandvich akşamı yapın.

Eğer bir yardımcı tutmak size maliyetli gibi görünüyorsa; bütün gün evde oturan bir komşu ya da bir akrabanıza bunu -minik bir ücret karşılığı- önerebilirsiniz.  Sadece ütü için; cam silmek için ya da yemek yapmak için para kazanmak onların da hoşuna gidecektir.

Bundan 20 yıl sonra kimse sizin evinizin düzenli olup olmadığını hatırlamayacak fakat eşinize, kendinize, çocuklarınıza ayıracağınız vaktin karşılığını alacaksınız.


TV zamanlarını azaltın!
Ne kadar süre TV izlediğinizi bir sayın. Zannettiğinizden daha fazla olduğunu göreceksiniz.

Gerektiğinde Hayır deyin!
Başkaları için ne kadar vakit harcadığınıza bir bakın. Kendinize "vaktim yok" demek yerine sizden bir şeyler isteyen birine "vaktim yok" demek daha çok işinize yarayacaktır.

İşleri birarada yapmaya çalışın!
Yolda harcanan zamanınıza bir bakın. Bazen uzaktaki ve daha ucuz olan bir market yerine yakındaki pahalı market daha kazançlı olabilir.

Yaşamınızı kolaylaştırmak için bazı alışkanlıklar kazanın
Alışkanlıklar her zaman işi kolaylaştırır. Örneğin alışveriş listenizi belli kategorilere ayırabilir ve bir kaç fotokopi halinde buzdolabının üzerine asabilirsiniz. Evde bir şeyin bittiğini fark eden kişi listeye bir işaret koyar. Böylece eksiklerinizi her zaman görür ve tam bir liste ile alışverişe çıkarsınız. Kategorilere ayrılmış düzenli bir liste marketteki süreyi azaltacaktır.

Bir hediye dolabı oluşturabilir ve denk geldikçe yakınlarınızın hoşuna gidebilecek şeyleri alıp saklayabilirsiniz. Böylece doğum günleri gibi özel zamanlarda alışveriş için vakit harcamanıza gerek kalmaz.

Yemeğini bitirenin tabağını mutfağa taşıması, hatta makineye koyması, herkesin çıkarttığı giysiyi çamaşır sepetine atması vs kurallar da işleri kolaylaştıracaktır.

Gerçekten istediğiniz şeyi talep etmeyi öğrenin
Kadınlar istediklerini direk söylemek yerine ipucu vermeyi tercih ederler. Eşinize isteklerinizi direk iletin "çocuklarla yarım saat ilgilenir misin ben de özel işlerimi hallederim" demek beklediğinizden iyi sonuçlar doğuracaktır.

Aklınıza iyi bakın
Sinirlendiğiniz; üzüldüğünüz şeylerin enerjinizi düşürmesine izin vermeyin; bundan 10 yıl sonra bunun bir önemi olacak mı diye düşündüğünüzde ne kadar önemsiz bir şeye enerji harcadığınızı görebilirsiniz.

Şunu aklınızdan çıkartmayın, kendinize sıkça söylemeye çalışın;

Ben iyi bir insanım

Yetenekliyim ve kendime güveniyorum

Seviyorum ve seviliyorum

Çocuklarıma her gece kitap okumak için zaman ayırdım ve şimdi onlar kitap okumayı seviyorlar (ya da gelecekte sevecekler)

Çocuklarımı seviyorum ve onlar için en iyisini istiyorum

Yaptığım hatalardan muhteşem ve değerli şeyler öğrenebilirim

Duygularımdan bir şeyler öğrenebilirim

Kendime sevgiyle ve bağışlayıcı bir şekilde davranabilirim

Çocuklarımın yaptıkları benim kim olduğumu belirlemez

Başkaları benim hakkımda ne düşünürlerse ve söylerlerse söylesinler; benim kişiliğim kendi içimdedir.


Bedeninize iyi bakın
İyi beslenin; egzersiz yapın (hayır çocukların peşinden koşturmak sayılmaz, gerçekten spor yapın!) ; kendinizi olduğunuz gibi kabul edin ve sevin!

Ebeveynlerin çocukları için yapabilecekleri en iyi şey birbirlerini sevmektir.
Güçlü ve dengeli bir evlilik için ilk önemli adımı atmalısınız; ona zaman ve çaba harcamalı ve üzerinde düşünmelisiniz.

Hep olumluyu görün; olumsuzu değil;
Yine geç kaldı! Yemekler soğudu! Benimle ilgilenmiyor! Bu beni deli ediyor!
Karşı görüş; Yine geç vakitlere kadar çalışıyor; ailesini geçindirmeye çalışıyor; bu çabasını takdir ediyorum.
1. cümlenin size hissettirdikleri; Öfke, ihmal edilmişlik, kullanılmışlık
2. cümlenin hissettirdikleri; Sevgi ve güven

Ben mutfağı temizlerken  o nasıl gidip içeride tv izler! Bu haksızlık!
Çocukları okuldan alması çok işime yaradı. Çöpü de her zaman hatırlatmama gerek kalmadan döker, ona bazı işler konusunda gerçekten güvenebilirim...
1. cümlenin size hissettirdikleri; Pişmanlık ve hayal kırıklığı
2. cümlenin hissettirdikleri; Memnuniyet ve güven

Eşinize her gün iki güzel söz söyleyin...

60 saniyelik okşama...
Her gün yaşamak için 4, iyileşmek için 8, büyümek için 12 kez kucaklaşmaya ihtiyaç duyarız...

İki gözünüzle ve iki kulağınızla dinleyin...

Her hafta sadece ikinize zaman ayırın...

İletişim kurarken sevgiyle yaklaşın...
geç kaldığında beni neden aramıyorsun!ne kadar düşüncesizsin! ---- geç kalacağın zaman haber verirsen çok sevinirim

çocuğa sürekli bağırıyorsun!tabii ki seni dinlemez! -----------daha sakin konuşursan seni daha iyi anlayacağından eminim.

Çamaşır sepetinin yerini bilmiyor musun! --------- Çoraplarını sepete atabilir misin?
Bumerang - Yazarkafe