Her "Bebek" doğduğunda bir "Anne" doğar.

Bu Blogda Ara

Bloga Üye Ol

Beylikdüzü Mekanları

Işığını Takip Edenler

Beylikdüzü Anaokulu

Bumerang - Yazarkafe

Şubat 24, 2011

Ömrümü yedin montessori!



Montessori felsefesi okuduğum, öğrendiğim çocuk yetiştirme öğretileri içinde anneliğime en uygun olanıydı. Hala da pek çok yönüyle öyle. Ada ile bir şeyler yapmaktan, öğrenmekten, öğretmekten hoşlanmaya devam ettiğim sürece de aksi mümkün olmayacak diye düşünüyorum fakat son zamanlarda sinirlerimi ve bedenimi çok zorlamaya başladı Bayan Montessori!

Ya ben bir şeyleri yanlış anlayıp yanlış yapıyorum, ya da gerçekten Montessori çocukları hayal çocuklardan ibaret. 

Ada'nın odası montessori felsefesinde anlatılan "her şeyi kendisinin yapabileceği şekilde" kuralına göre düzenlendi. Ada'nın boyuna uygun bir gardrobu var mesela. İstediği kıyafetleri seçebilsin diye. Bizdeki durum pek öyle değil ama. Ada'nın boyundaki dolapta katlı kıyafetler genellikle o dolapta durmuyor, odanın ortasında yığılıyor. Anne topluyor, kıyafetler geliyor, birlikte toplanıyor, kıyafetler geliyor, Ada topluyor, kıyafetler geliyor, dolabın giyinme-soyunma dışında açılmaması isteniyor, kıyafetler geliyor, giysilerin yerlere atılınca kirlendiği söyleniyor, kıyafetler geliyor. Her gün bir kaç posta dolap toplanıyor.

Ada'nın boyuna uygun, kendi istediği kitabı kendisinin seçebileceği bir kitaplığı var. Bizdeki durumda kitaplar mutfakta, salonda, yatak odasında hatta banyoda. Kitaplıkta bir tane kitap yok! Anne kitapları topluyor, kitaplar kayboluyor, birlikte kitaplar toplanıyor, kitaplar kayboluyor, Ada kitapları topluyor, kitaplar kayboluyor, kitapların okuma saatleri dışında yerinden alınmaması rica ediliyor, kitaplar kayboluyor, kitapların "hemen" bulunup yerine dizilmesi emrediliyor, kitaplar kayboluyor. Bizim Montessori kitaplığında asla kitap durmuyor!

Ada'nın montunu asması için bir askılık, ayakkabılarını koyabileceği alçak bir dolap var. Ada'nın montu ve ayakkabıları gün içinde 3-4 sefer evi dolaşıyor!

Ada'nın büyük eşyaları arasında kendini kaybetmemesi için küçük bir iskemlesi var. İstediğinde otursun diye! Ada onu vitrindeki bardaklara, mutfaktaki tezgaha uzanmak için, konsolun üzerine, masanın üzerine tırmanabilmek için kullanıyor!

Birlikte oynanan her oyundan sonra özenle yerleştiriliyor oyuncaklar ki Ada da kendisi oynadıktan sonra yerine yerleştirmeyi öğrensin. Fakat Ada oyuncaklarını öylesine dağıtabiliyor ki, kendine yer açmaya üşendiğinde üzerlerine odasındaki halıyı örtüp yamuk yumuk duran halının üzerinde oynamaya devam edebiliyor!

Ada kendi suyunu kendisi içebilsin diye damacananın yanındaki alçak dolap üzerinde bir su bardağı duruyor! Ada oradan o bardakla su taşıyıp salonda koltukları yıkıyor!

Bunları okurken "sen ne yapıyorsun peki" diye düşünenler için söylüyorum; Montessorinin buyurduğu üzre izliyorum!

Hatalarını telafi etmesine izin verin diyor; birlikte temizlemeyi öneriyorum. Pek çok kez reddediliyor ve kendim yapıyorum. Eğer hala sinirden ağlamıyorsam, yapılmaması gerekenleri açıklıyorum.

Sonra da karar veriyorum; ben bu işi beceremiyorum!

Dönüyorum kitaplara bakıyorum.

Bu durumlar hiç olası görülmemiş olacak ki kitaplarda böyle bir durum için çıkış yolu yazmıyor! Ya da ben anlamıyorum!