Her "Bebek" doğduğunda bir "Anne" doğar.

Bu Blogda Ara

Bloga Üye Ol

Beylikdüzü Mekanları

Işığını Takip Edenler

Beylikdüzü Anaokulu

Bumerang - Yazarkafe

Mart 31, 2011

Küçük Balık Yoksa Büyük Balık da Yok!

Bizim dönemin artık geyik olan bir sözü vardı! "Böyle kirli bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum" Evet biz o zamanlar idealisttik. Evlenmeyecektik de zaten!

Sonra o atıp tutan kızlar, evleniverdik. Aşktı, mantıktı bir şekilde oldu işte. Sonra aynı kızlar birer birer birbirimizi aramaya başladık. "Müjde! Hamileyim"

Ee dünya ne oldu? Temizlendi mi?

Çok sevdiğim bir söz vardı o zamanlar. Sağa sola yazar dururdum. Bir  kızılderili sözü; hemen hemen herkesin bildiği.

Ancak;
son ağaç kesildiğinde;
son nehir kirlendiğinde;
son balık avlandığında;
o zaman paranın yenmediğini anlayacaksınız...


Evet! Ancak o zaman anlayacağız belki!

Bugün marketten eve dönerken yolda iki greenpeace üyesi abi ile karşılaştı Ada. Abiler Ada ile çok ilgilendiler, ona etiketler verdiler. Sorular sordular. Ben de izledim.

Sonra bu projeden bahsettiler!


Bugün dünya denizlerindeki büyük balık türlerinin yüzde 90'ı, toplam balık türlerinin ise yüzde 60'ı tükenmiş durumda.

2050 yılına geldiğimizde ise dünyadaki balık stokları tükenecek. Türkiye'de durum farklı değil...Balık stoklarımız ve balıkçılık can çekişiyor. Endüstriyel avcılık arttıkça, yumurtlama zamanları ve yerlerinde avlanıldıkça balık stokları hızla azalıyor, balıklar azaldıkça daha çok yavru balık avlanmaya ve satılmaya başlanıyor. Yavru balık avlandıkça ve satışı devam ettikçe de türler üremeye fırsat bulamadığı için durum daha da vahim hale geliyor.

Küçük Balık Yoksa Büyük Balık da Yok!

Henüz üreme olgunluğuna, boyuna erişmemiş yavru balıkların avlanması, satılması, tüketilmesi deniz kaynaklarının ziyan edilmesidir. Olgunluk çağına gelen bir balığın her yumurtladığında binlerce balık ürettiği unutulmamalıdır. Her canlı en az bir kez üreme hakkına sahiptir, ve eğer yarın da denizlerimiz de balık türleri olmasını istiyorsak acilen balık boylarına önem vermeliyiz. Ayrıca anaç balıklar boyut olarak büyüdükçe daha da fazla yumurta verirler, işte bu yüzden balıklar için her cm. hayati derecede önemlidir.
Türkiye'de avlanması ve satılması yasal balık boylarına uyulmadığını balık pazarlarında gördüğümüz yavru balıklardan anlamak mümkün. Örnek mi? Lüferin en az bir kez üreyebilmesi için minimum 20 ila 24 cm'e ulaşması gerekirken bugün yasal avlanma boyu 14 cm olarak verilmiştir. Yani aslında yavrusu olan çinekop boyu. Aynı şekilde palamutun üreme boyu 38 cm ila 42 cm arasında iken yasal avlanma boyu 25 cm dir!
Bu durum açıkça gösteriyor ki, denizlerimizdeki biyoçeşitliliğin korunmasını sağlayacak ciddi bir yönetim planına ihtiyaç duyulmaktadır. Ticari balık türlerinin yumurtlama ve gelişme alanlarının deniz rezervi olarak korunması da en etkin yöntemlerden biridir.
Hep birlikte, Tarım Bakanlığı'nın acilen balık stoklarının ve balıkçılarımızın geleceği adına yavru balık satışını engellemesi ve yasal balık boylarını bilimsel temellere oturtmasını sağlayalım. Yavru balık satmayın, almayın, tüketmeyin, denizlerimizin geleceğini korumaya yardım edin. Eyleme katılın! 

Burada ben kendi balığımı büyütüyorum!

Siz de katılır mısınız?

Son balık avlanmadan!

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Fikrinizi paylaşın