Her "Bebek" doğduğunda bir "Anne" doğar.

Bu Blogda Ara

Bloga Üye Ol

Beylikdüzü Mekanları

Işığını Takip Edenler

Beylikdüzü Anaokulu

Bumerang - Yazarkafe

Mayıs 30, 2012

Çocuk sahibi olmak annenin inisiyatifidir!


Ada'yı çok isteyerek doğurdum. Planlı ve istenen bir bebekti.  Uzun zaman beklenen ve gelişi ile ailesini mutluluğa boğan bebeklerdendi O. 

Anne olmaya hazır ve çok mutlu bir annesi vardı Ada doğduğunda. Dokuz ay boyunca heyecanla bekledim onu, hareketlerini keyif ve mutlulukla izledim, ultrasonda onu göreceğim diye muayene günlerini iple çektim (hatta bazen dayanamayıp sırf ultrasona girebilmek için hastaneye gittim) daha doğmadan ona büyük bir aşk beslemeye başladım ve onun için bir anı defteri tutmaya başladım. Her şey yolunda gitti, beklenen ve istenen bebeğimizi kucağımıza aldık. Her şey rüya gibiydi. Ancak anneliği reklamlardaki, dizilerdeki gibi zanneden, her şeyin toz pembe olacağını düşünen ben, uykusuz gecelerden, gaz sancısıyla dolu ağlamalarından, eve tıkılıp kalmaktan bir haber olduğumdan, oğlum sekiz aylıkken depresyona girdim. Doğum sonrası sıklıkla görülen bir depresyondu bu ve oldukça uzun sürüyordu.

Ada çok istenen bir bebekti. Buna rağmen çok zor günler geçirdim anne olduktan sonra.

Şimdi pek çok kadını daha zor günlerin geçirmesine sebep olabilecek bir yasa hazırlanıyor. İstemediği bir bebeği doğurmaya zorlayacak bir yasa. Hamile kaldıysan neden ve nasıl olduğunun önemi yok, o bebeği doğurmak zorundasın. Binlerce mutsuz kadın, binlerce mutsuz çocuk demek bu.

"Hiç bir bebek kendini istemeyen bir anneyi hak etmez" yazdım twitterda haberleri ilk izlediğimde. Zannediyordum ki birileri de çıkıp çocuklar açısından bakabilecek bu duruma. Kendisini istemeyen ve belki de hiç istemeyecek, belki bir yerlere terk edecek bir kadının çocuğu olmak istemeyeceğini, bu haksızlığın hiç bir çocuğa yapılamayacağını düşünecek.  Kürtaj olmanın ya da bebeğini düşürmenin çeşitli yollarını arayacak, bu esnada belki canını kaybedecek yüzlerce kadın olabileceğini düşünecek. Zaten çocuklarını terk etme konusunda gayet başarılı olan ülkemize karakol önlerine terk edilmiş, çocuk esirgeme kurumlarında yetişmiş binlerce çocuk katılacağını düşünecek.

Oysa kimse bunları konuşmuyor. "Kürtaj cinayettir. Anne karnındaki bebeği öldürmekle doğmuş bir bebeği öldürmek arasında fark yoktur" diyorlar. Katılıyorum. İkinci bebeğime hamile olduğumu öğrendiğimde çok ağlamıştım fakat kürtaj olmak seçeneklerim arasında olmadı hiçbir zaman. Benim inancıma göre bir bebek beni annesi olarak seçtiyse benim onu istememe lüksüm yoktu. 

Kürtaj cinayettir evet, ancak kürtajı yasaklamak çifte cinayettir. İstemediği bir bebeği doğurmak zorunda bırakmak bir kadının yaşamına kastetmektir. Bir kadın gebe kaldığında; tüm hayatı değişir. Psikolojisi, sağlığı, bedeni, yaşamı, düşünceleri değişir. Bunu istemeyen bir kadına zorla yaşatmak, o kadını ömür boyu sürecek bir sorumluluğa mahkum etmek, bir çocuğu buna katlanmak zorunda bırakmak cinayettir asıl.

Ben çok mutlu bir anneyim. Oğlumun -ve inşallah bir kaç ay sonra doğacak kızımın da- doğumuyla hayatımdaki büyük bir eksikliğin tamamlandığını hissettim.  Her kadının anneliği tatması taraftarıyım. İSTEYEN her kadının...

Umarım bu yasa ile ilgili konuşmalar sadece sözde kalır ve sabah izlediğim haberdeki gibi, kürtaj tamamıyle yasaklanmaz.

Kürtajın cinayet olduğu düşünülüyorsa, kadının gebe kalması engellenir. Kadının ya da erkeğin geçireceği küçücük bir operasyon yeterli bunun için. Eminim kadın ve erkek devlete gerek duymadan bunu aralarında halledebilirler. Çünkü bu sadece ikisini ilgilendiren bir konu.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Fikrinizi paylaşın