Her "Bebek" doğduğunda bir "Anne" doğar.

Bu Blogda Ara

Bloga Üye Ol

Beylikdüzü Mekanları

Işığını Takip Edenler

Beylikdüzü Anaokulu

Bumerang - Yazarkafe

Ekim 02, 2013

Kazdin Metodu



Kazdin Metodu ismi, Yale Üniversitesi'nde psikoloji ve çocuk psikiyatrisi profesörü olan Alan E. Kazdin'in soyadından geliyor pek de belli olduğu üzre. 48 kitap yazmış, binlerce araştırma yapmış olan Kazdin, sonunda geliştirmiş olduğu bu metodu, kitapta öylesine anlatmış ki, direk vuruldum. 

Aslında çocuklara yapması gerekenler için ödül verilmesine şiddetle karşı çıkan bir insanım ancak Kazdin öyle bir anlatmış ki, hepi topu üstesinden gelemediğim 3-5 davranış var, öyle de olmuyor böyle de, denemekten zarar gelmez, başarırsam da süper düşüncesiyle kitabı  bitirmeden giriştim metodu uygulamaya.

Zaten kitabı okumaya başlar başlamaz o kadar beğenmiştim ki, gerek twitterda gerek instagramda yaptığım paylaşımlar sonucunda Kazdin Metodunu merak edenler oldu bu yüzden bir anlatayım istedim.

Bu metot aslında neredeyse bütün çocuklu sit-comlarda gördüğümüz "puan toplama" metodunun çıkış noktası. Kısaca bir çizelge yapıyorsun, çocuğa iyi davranışlarının karşılığında puanlar biriktirebileceğini açıklıyorsun ve her davranış sonrası tezahüratlar eşliğinde deftere artı puan yazılıyor, sonrasında topladığı puanlarla hediye alıyor.

İlk okuduğumda zaten yapması gereken şeyler için ödüllendirmek fikri keyfimi kaçırdı. Sonra üzerine düşününce süper bir fikir buldum, buna göre Ada ile birlikte bir puan çizelgesi hazırladık. Şöyle ki, tabağındaki yemeğin bitmemesi, öğünlerin uzadıkça uzaması, yiyeceğim diye masadan kaldırtmadığı tabak masada beklerken onun sürekli masadan kalkıp geri gelmesi çözmek istediğim birinci konuydu. Yemek yemesi için ödül vermek istemiyordum, yemeği belli bir süre içinde bitirmesi için ödül vermek istiyordum. Bu durumda yapması gereken asıl şey yemek yemek olduğu halde ödülü bunun için almayacaktı. Böylece, her öğünde mutfak saatini 20 dakikaya ayarlayacaktık ve zil çalmadan yemek biterse Ada 5 puan kazanacaktı. İnanılmaz ama ilk günden 20 puan kazandı. Evet, ilk öğünden itibaren tüm öğünler 20 dakika içinde hatta çoğu daha da erken bitti. Masadan kalkıp dolaşma sorunu ilk günden ortadan kalktı.

İkinci sorun da yatak vakti geldiğinde çıkan arızalar, bir türlü bitmeyen yatağa hazırlık ve yatağa giriş faslıydı. Diş fırçalama konusunda da oldukça sorunluydu, ya sürekli unutuyor ya uzattıkça uzatıyordu. Dişlerini fırçalamak karşılığında ödül vermiş olmamak için " 20:15 de dişler fırçalanmış, pijama giyilmiş ve tuvalet ihtiyacı giderilmiş şekilde hazır olmak" şeklinde bir madde yazdım, karşılığı da 10 puan. İlk günden başlayarak sorunsuz devam ediyoruz bu maddeye de.

Ada benden daha motive bir şekilde uyguluyor şu an metodu. Puanları toplamaya bayıldı. Puanların karşılığı hafta sonu gidilecek market alışverişinde alınabilecek şeyler. Baloncuk makinesi, hot wheels araba, aktivite kitabı, hikaye kitabı falan türü şeyler. Ödülleri Ada seçti. Böylece hem olayı tam olarak kavramış oldu hem de ödüller hevesle bekleyeceği şeyler oldu. 

Kazdin'e göre, bir davranış pekişinceye kadar desteklemek gerekiyor. Sonrasında ödülü alsa da almasa da bu davranıştan vazgeçmiyor çocuk-ki şimdiye kadarki denemelerinde hep böyle olmuş.

Kitapta detayları ve püf noktaları daha net anlatılmış, ancak kabaca bundan ibaret. Yine de uygulamayı düşünüyorsanız, kitabı okuduktan sonra yapmanızı tavsiye ederim. Zira geri dönüşleri nasıl alacağınız, nasıl davranırsanız ne tepki alacağınız gibi ipuçları olunca iş daha kolay oluyor.

Metotlara, akımlara falan çok inanmayan biri olsam da, her ebeveyn gelişim kitabı anneliğime bir şeyler kattı, özellikle Tracy Hogg'un rutinleri, Harvey Karp'ın 5Ssi ve Fast Food kuralı, Thomas Gordon'un etkin dinleme önerileri, Montessori'nin sorumlulukla ilgili tavsiyeleri, Elizabeth Pantley'in anneanne kuralı... Hepsi eksik olduğum bir yanı tamamladı. Eksiktim, anne olmayı bilmiyordum. Kucağıma bırakılan minik bebekle ne yapacağımı, benden ne istediğini, bana nasıl davranacağını ve benim ona nasıl davranmam gerektiğini kimse öğretmemişti. Kendi kendime öğrenecektim ve iyi ki öğrenirken karşıma çıkan her şeyi okudum. Hala da okuyorum. Daha iyi bir anne olmak için değil, okuduklarımız bizi daha iyi bir anne yapmıyor, daha donanımlı bir insan olmak için okumak gerek. Hiç biri annenin iç güdülerinden daha doğru bir şey yazmıyor ama yine de çok fazla faydası oluyor.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Fikrinizi paylaşın