Her "Bebek" doğduğunda bir "Anne" doğar.

Bu Blogda Ara

Bloga Üye Ol

Beylikdüzü Mekanları

Işığını Takip Edenler

Beylikdüzü Anaokulu

Bumerang - Yazarkafe

Şubat 08, 2014

Birinci ve ikinci çocuklar



Bu akşam çocuklar emektar oyuncakları Puppy ile oynuyordu, neden yaptım bilmiyorum ama onun ne kadar eski bir oyuncak olduğunu söyleme ihtiyacı hissettim "Ada, biliyor musun, senin ilk oyuncaklarından biri o" Ada "vay be ne kadar eskiymiş" dedi, ben de bu ilgisi nedeniyle coşup "sen ilk dişini çıkarttığın zaman diş hediyesi almıştık onu sana, 6 aylıktın daha" dedim. Ada durdu, "Deniz'e ne almıştık anne ilk dişini çıkarttığında?" dedi, bir anda kendimi çok kötü hissettim ve "Deniz'e bir şey almadık, sanırım aklımıza gelmemiş" dedim. İçim sızladı sonra. Gerçekten Ada'ya yaptığım pek çok şeyi Deniz için yapmadım, neden bilmiyorum. 

Ada'ya 7-8 aylık hamileyken bir yıllık gardırobu hazırdı, hatta o kadar hazırdı ki, çoğu tulumu giymeye bile fırsat bulamadan büyüyüverdi. Deniz'e yalnızca iki hastane çıkışı ve bir pembe battaniye aldım, geri kalan her şeyi ablamın Deniz'den bir kaç ay büyük olan bebeğinden geldi. Ada'nın aylar öncesinden hazırlıkları başlayan ilk doğum günü, Ada'nın diş buğdayı falan hep Deniz'inkinden daha şölenliydi. Ada doğduğunda hastane ziyaretçilerimiz pek fazlaydı, eve dönüşümüz çok şenlikliydi, aylarca bebek ziyaretleri yapıldı evimize, ev bebek hediyeleriyle doldu taştı. Deniz doğduğunda bu kadar ilgi alaka gösterilmedi.

Anneler genellikle ikinci çocuklarına hamile olduklarını öğrendiklerinde ilk çocuğa karşı büyük bir suçluluk duygusu hisseder, ben de hissettim, bunun sürekli böyle devam edeceğini düşünüyordum hatta. Halbuki Deniz doğduktan sonra ve büyürken tam tersi oldu hep. Vicdan azabımın ibresi Ada'dan Deniz'e döndü. Ada her şeyin en fazlasını aldı çünkü. İlgi, enerji, maddi manevi yeterlilikle dolu bir bebeklik geçirdi. Her şeyimiz ona göre yeniden düzenlendi. Deniz zaten var olan bir düzenin içinde doğdu, öyle büyüdü. Hep paylaşmak zorunda kaldı. Ada'nın sahip olduğu pek çok şeye (dinlenmiş bir anne de dahil) hiç sahip olmadı.

Deniz'e hamile olduğumu öğrendiğimde Ada'ya yetemeyeceğimi düşündüm mesela, içime hiç bu minik bebeğe yetebilecek miyim diye bir kuşku düşmedi. Ada kadar bu bebeği sevebilecek miyim diye düşünmem dışında, Deniz için hiç vicdan azabı ya da üzüntü duymadım. Deniz doğduğunda pembeler içindeki minik kıza bakarken gözlerim doldu ve ilk "acaba" diye başlayan cümleyi o an kurdum işte, "acaba bu minik kızı abisini büyüttüğüm gibi büyütebilecek miyim?" 

Bir gün içimi dökerken "bir çocuğun daha olduğunda bölüneceğini zannediyorsun ya, artıyorsun aslında" yazmıştım.  Aynen böyle oluyor, sevebilme kapasiten artıyor, ikinci bebek haberini aldığında "sevebilir miyim" diye düşündüğün bebeğe sevmek değil tapıyorsun ve bu diğer çocuğa olan sevgini bir gram bile azaltmıyor. Sadece sevgi aynıyken bazı şeyleri daha farklı yapıyorsun, mesela diş çıkarttığında en az ilk bebeğinin ilk dişi kadar seviniyorsun da hediye almak aklına gelmiyor. Mesela her gördüğün bebek eşyasına hevesle bakıyorsun da nasılsa bir iki kez giyecek diye satın almaya elin gitmiyor. Belki biraz daha mantık hakim oluyor bu kez duruma. Belki tecrübeli olmak daha kontrollü olmanı sağlıyor. Nedir tam bilmiyorum bunun sebebi ama durum böyle oluyor. Normal olduğunu biliyorsun. Yine de bu içini kemiren bir şey olarak kalıyor.

Annelik dediğin garip bir insanlık hali. Her durumdan vazife çıkartıyor kendine; vicdan azabı duyacak, içini sızlatacak.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Fikrinizi paylaşın