6 Şubat 2014 Perşembe

Daha fazla "anne" hissetmek

Bugün kendimi daha fazla anne hissediyorum.

Sabah güne her zamanki saatinde başladık, en organiğinden kahvaltımızı ettik, sonra oğlumun bebekliğinden beri arkadaşı olan Efe geldi, bir süre evde oynadılar, sonra onları bir aktivite merkezine götürdük, orada bir oyun ablası eşliğinde dans ettiler, parmak boya yaptılar, drama yaptılar, eve dönerken "organikçi"mize uğrayıp tavuk aldık, akşam yemeği pişerken dört tane kitap okuduk, sonra yemeklerini yediler, yemekten sonra biraz "aktivite" yaptık, evcilik oynadık, sonra çocuklarımı içim rahat ve kendimi son derece huzurlu hissederek uyuttum...

Ne kadar mutlu bir gün geçirdiğimi, ne kadar huzurlu olduğumu fark ettim onlar uyuduktan sonra. Sonra mutluluğumun çocuklarıma verdiklerimle feci şekilde bağlantısı olduğunu fark ettim. Bir kaç gün aktivite yapamasak, bir kaç gün onları tatmin olduklarını düşündüğüm yerlere götüremesem, bir kaç gün kitap okuyamasam ne kadar huzursuz olduğumu düşündüm.

Kendimi ne kadar eksik bir anne olarak görmeye başladığımı
Çocuklarıma yetmediğimi düşünmeye başladığımı
Ne kadar vicdan azabı çektiğimi

Ne oldu da  annelik bu hale geldi, ya da benim kafamdaki annelik  mi böyle?

Sanmıyorum,çünkü çevremdeki annelerde de aynı gerginliği görüyorum.

Ben ilkokula başlayana kadar kitabım olmadı. Şimdi Ada'nın yaşıtlarına ve Ada'ya bakıyorum; hatırı sayılır bir kütüphaneye sahipler. Annemin oturup bize kitap okuduğunu hiç hatırlamıyorum mesela. Ama şimdi instagramda her akşam aynı saatte başlıyor "bu akşam bunları okuduk" yayınları...

Benim için oyun, sokakta yaşıtlarımla deliler gibi koşturmaktı. Annemin bizimle oyun oynadığını hatırlamıyorum. Şimdi anneler parmak boya yapıyor, kafamızın içinde sürekli aynı şarkılar çalıyor "one little, two little, three little indians""the wheels on the bus go round and round"

Aktivite kitabı nedir görmeden büyüdük biz, şimdi aktivite kitapları için ayrı bir kitaplığımız var, günde bir saatimizi aktivite kitapsız geçirirsek bunalıma giriyoruz...

Öğün diye bir şey bilmezdik, sokakta oynarken karnımız acıksa,  evden salçalı ekmeğimizi alır koşturmaya devam ederdik.

Ne oldu da böyle oldu?
O anneler daha mı az anneydi?
Biz neyi eksik yaşadık da şimdi kendi anneliğimizde bunu tatmin etmeye çalışıyoruz?
Ya da hayatımızda ne fazla da bu fazlalığı çocuklarımız için kullanmaya çalışıyoruz?

Annelerimizi öyle anne, bizi böyle anne yapan ne gerçekten çok merak ediyorum.

Anneliğin kutsal bir şey olmaktan çıkıp, vicdan azabı haline gelmesini sağlayan, çocuğun "büyüyen bir şey" olmaktan çıkıp "yetişen bir şey" olmasını sağlayan. Güdümlü terliğin yerini çocukla sağlıklı iletişim kurma çabalarının almasını sağlayan. Çocukların evde görünmez adam olduğu dönemi kapatıp evin bireyi olduğu dönemi açan.

Mutlu çocuk yetiştirmek için kendimizi paralamamıza sebep olan ne?

Biz nasıl bir çocuktuk ki çocuklarımız bizim gibi olmasın diye çırpınıyoruz?

Sahi biz mutsuz muyduk?
Kurtulmaya çalıştığımız kendi çocukluğumuz mu?





Bumerang - Yazarkafe