Her "Bebek" doğduğunda bir "Anne" doğar.

Bu Blogda Ara

Bloga Üye Ol

Beylikdüzü Mekanları

Işığını Takip Edenler

Beylikdüzü Anaokulu

Bumerang - Yazarkafe

Ocak 19, 2016

Kendini ve Anneliği Sevmek


Bir annenin, anneliğini yargılayabilecek, eleştirebilecek ya da onaylayabilecek tek kişi, o annenin yetiştirmiş olduğu çocuktur.




Bu yazıyı üç farklı kalemin elinden çıkmış, üç farklı yazının bende oluşturduğu -ya da tamamladığı- duyguları paylaşmak amacıyla yazıyorum. İlk kez başka yazılar tarafından güdülenen bir yazma isteği duyduğum için girişini nasıl yapmam gerektiğini bilemedim.

İlk yazıyı yaklaşık on - on beş gün önce gördüm. Gördüm diyorum çünkü başlığını gördükten ve paylaşıldığı platformda altındaki yorumları okumaya maruz kaldıktan sonra içeriği hakkında az çok fikir sahibi oldum. Ulvi anneler ve vajinasından bebek çıkması sonucu anne olmuş kadınlar arasında, hemen her konuda tartışma çıkabiliyor. İnsanların anneliği hakkında yorum yapabileceği tek kişi, kendi annesiyken başkalarının anneliği hakkında yorum yapabilme hakkını kendilerinde görmeleri beni yedi yıllık annelik hayatımın her anında dehşete düşürdüğünden, annelikle ilgili bilmediğim bir bilgi ya da bir görüşün paylaşıldığı paylaşımlar dışında çok fazla okumamaya ve başka annelerin anneliği üzerinden anneliğini kanıtlama ihtiyacı güden annelere maruz kalmamaya çalışıyorum.  


Yazı bir annenin anneliğin kendine uygun bir şey olmadığını anlayışı üzerine bir itiraftı. Bence çok normal bir duygu bu çünkü çevremdeki annelerin pek çoğundan benzer cümleler duydum.  Daha önce de pek çok yerde ve pek çok şekilde dile getirdiğim üzere, ben de çocuk sahibi olma kararını bir kadının kendi hayatına attığı en büyük kazık olarak değerlendiriyorum. En azından bu kadının, doğum öncesi bir kariyeri, aktif bir sosyal hayatı ve memnun olduğu kadar sorumluluğu varsa ve doğumdan sonra yalnız kalacaksa. Çünkü çocuk iki kişiyle yapılsa da, yalnızca annenin kariyerini, sosyal hayatını ve sorumluluklarını etkiliyor. 

Ben, çocuk sahibi olmanın "insan yetiştirme" kısmından ve birini koşulsuz, sınırsız sevmenin ne demek olduğunu öğreterek insanı kapasitesinin üzerinde bir sevgi, merhamet ve  bağlanma duygusuyla doldurmasından çok memnunum ve çocuklarımı gerçekten büyük bir aşkla seviyorum. Bunun dışında, anne olmanın şikayet edilmemesi gereken, ulvi bir duygu olduğu, bir kadının anne olduğu için değerlerinin, inançlarının ve kendisinin değişmesi gerektiği, her şeye katlanmak zorunda olduğu kısmına ise kesinlikle karşı çıkıyorum. Bu nedenle yazının başlığı ve altında yürüyen tartışmanın içeriği bir süre aklımı zorladı. Bir insanın yaşamında olabilecek en güzel duygu, bir şeyi yetiştirebilmek iken, hatta kadınların bir de bu "şeyi" dünyaya getirme gibi bir ayrıcalığı varken, neden bu kadar mutsuz olabiliyordu anneler?



Aradığım sebepleri bu sabah okuduğum bir yazıda buldum. Esra Sert, Hthayat için yazdığı yazısında, -evlilik üzerine yazmıştı ama- yazdığı bir cümle, kafamdaki soruların kilidini açtı.  Esra, yazısında "Biri bana sorsa bir ilişkiden ne istersin diye; “o ilişki içinde olduğum insandan memnun olmak isterim” derim." diye yazmıştı. Bence herhangi bir ilişkideki mutluluk kriteri bu. Sadece karşı cinsle olan ilişkilerde değil. İlişkide insan ne kadar kendisiyse, o kadar mutlu oluyor ve kendini o ilişkiye ait hissediyor. Annelikte de bu böyle. Bir kadın, anne olduktan sonra ne kadar az değişmek zorunda kalıyorsa, annelikten o kadar mutlu oluyor.

Günümüz anneleri, anne olduktan sonra çok fazla değişmek zorunda kalıyorlar. Bir kere yaşam tarzları değişiyor. Sonra yaşam standartları değişiyor. Sorumlulukları değişiyor. Hatta "çocuğunuza öyle davranmayın" "çocuğunuza bunları söylemeyin" "mutlu çocuk yetiştirmek için böyle davranın" uzmanları yüzünden, olmadığı biri gibi davranmaya çalışıyor. Giderek kendinden uzaklaşıyor. Olduğu insana yabancılaşıyor. Sonuçta da mutsuz oluyor. 
Kadının -gerçekte- olduğu insan ve anne olduktan sonra olmak zorunda kaldığı insan arasındaki fark ne kadar küçükse, kadın kendini o kadar anneliğe uygun hissediyor.

Bunu düşünmeye başladığımda, bu hafta içinde okuduğum diğer bir yazı geldi aklıma hemen. Yazı bir kitap eleştirisi yazısıydı. Bahsettiği kitap, bir süre önce benim de okuma listeme aldığım ve elimdeki kitaplar bittiğinde okumayı planladığım bir kitap olduğu için ilgimi çekmişti. (Kitabı merak edecekler için; okuyanus yayınları tarafından yayınlanan, ismi "Var olan annenin yokluğu" olarak Türkçe'ye çevrilmiş Jasmin Lee Cori'nin kitabı.) Kitapta fiziksel olarak var olan ancak duygusal olarak orada olmayan annelerin çocuklarının karşı karşıya kaldığı psikolojik durum anlatılıyor. Annenin çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını karşıladığı ancak, annelik duygusundan memnun olamayışı nedeniyle çocuğu ile arasında duygusal bağ kuramayışı işleniyor. Kitabın ilgimi çekme nedeni, bu anne davranışlarının takıntılı olduğum "güvenli bağlanma" ya ket vuruyor oluşuydu. Esra'nın yazısı ile kafamda oluşan düşünce sonrasında, kitap içeriğini daha fazla merak eder oldum.

İnsan kendine yabancılaştığında, orada olan "kendisi" olmuyor malum.


Bir süredir "Pikler Pedagojisi" ne ilgi duyuyorum ve bu konuyla ilgili paylaşımları takip ediyorum. Takip ettiğim gruplardan birinde ekolün temel prensipleriyle alakalı bir paylaşımda "bebeğe bakım veren kişinin, bakımı yaparken -emzirme, altını değiştirme- üzerini giydirme vesaire- bebekle konuşması, ona şefkatli bir biçimde yaklaşması ve varlığından memnun olunduğunu hissettirmesi gerektiği yazıyordu.



Annelik duygusundan memnun olmayan bir kişi, çocuğa "varlığından memnunum" mesajını verebilir mi? Yoksa kadının anneliğin ardından kendine yabancılaşması durumunda, var olan annenin yokluğu mu ortaya çıkar? Peki bu durumda anne ne kadar suçlanabilir? Olduğu kişi olmaktan mutlu olmayan bir insan başkasını - bu çocuğu bile olsa- nasıl mutlu edebilir?

Bir anne, kendini anneliğe uygun bulmuyorsa, ne kendini suçlamalı, ne de başkasının suçlamasına izin vermeli. Yalnızca, kendisinden mutlu olabilmesi için neleri değiştirmesi gerektiğini bulmalı. 


Değişen ne? 
Mutlu olmadığı ne? 
Ne olursa mutlu olur? 

Bunları bulmak ve değiştirmek bence önce kendisi, sonra da çocuğu için yapabileceği en iyi şey olacaktır.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Fikrinizi paylaşın