Her "Bebek" doğduğunda bir "Anne" doğar.

Bu Blogda Ara

Bloga Üye Ol

Beylikdüzü Mekanları

Işığını Takip Edenler

Beylikdüzü Anaokulu

Bumerang - Yazarkafe

Şubat 11, 2017

Beylikdüzü'nde farklı bir anaokulu: Düş Bilginleri Akademisi

Düş Bilginleri Anaokulunun hikayesi; Eğitim Bilimleri konusunda yurtdışında doktora yapmış bir eğitimcinin kendi çocukları için okul arayışı ile başlıyor. Yurt dışında pek çok ülkede eğitim sistemleri üzerine araştırmalar ve çalışmalar yapmış olan Yüksel Yeşilbağ, oğlu Aras ve kızı Ada için istediği gibi bir okul bulamıyor ve 2015 yılında Beylikdüzü Demir Romanceda Düş Bilginleri Akademisi doğuyor. İyi ki de doğuyor çünkü Türkiye'de böyle alternatif okul modellerine çok ihtiyacımız var.

Yüksel Yeşilbağ, neredeyse tüm ülkelerin eğitim sistemlerine vakıf olduğundan okulunda karma bir model uyguluyor. Şöyle diyelim, her modelin en cazip ve çocuklar için en faydalı olacağını düşündüğü kısmını Türkiye şartlarına uyarlamış ve Düş Bilginleri Ekolünü geliştirmiş. Çocuk ve oyun odaklı bir ekol bu da. Zaten Yüksel Bey de açıkça "Biz veli odaklı bir okul değiliz benim önceliğim çocuk" diyor.

Düş Bilginleri Akademisi'nin kurucusu Yüksel Yeşilbağ ile yaptığım röportajı aşağıda okuyabilirsiniz;

- Eğitim modelinizden biraz bahsedebilir misiniz?
Bir okul açmak için bir eğitim felsefeniz olmalı. Nasıl çocuklar yetiştirmek istediğinizi ve neyi hedeflediğinizi bilmeniz gerekiyor. Ben İsviçre Zürih'te doktoramı yaptım. Gerek orada okurken gerek daha sonrasında yurt dışında pek çok kongreye katıldım, örneğin Çin'de gördüğüm okullar çok şaşırtmıştı beni. O okullarda çocukların Türkiye'dekinden daha farklı ve daha mutlu olduklarını gördüm. Bir akademisyen olarak Türkiye'nin eğitim sistemindeki makro problemleri biliyorum. Bu yüzden özellikle okul öncesi eğitim dönemindeki oyun çocuklarının, oynayarak öğrenmesini sağlayacak bir okul yapılandırmak istedim.

Örneğin bizim eğitim sistemimizde öğretmen otoritedir ve çocukları kontrol altında tutmaya çalışır ancak yurt dışında bir öğretmenin sınıfındaki çocuklar sessizse ve hareketsizse öğretmen hakkında soruşturma açılır. Biz de bu şekilde düşünüyoruz. Okul öncesindeki çocukların işi oyun oynamak. Oyun oynayan çocuk sorgulayan çocuktur. Sorgulayan çocuk soru sorar ve merak ettiğini öğrenmeye çalışır. Eğer o merakı yok ediyorsanız açıkça söylemek gerekir ki bir eğitim felsefeniz olduğunu ya da iyi bir okul olduğunuzu iddia edemezsiniz.

- Peki, farklı eğitim ekolleri şu sıralar moda durumda, sizin belirli bir ekolünüz var mı?
Tek bir eğitim felsefemiz yok. Türkiye'de gerek okullar gerekse veliler bir takım sloganlar üzerinden hareket etmeyi çok fazla seviyorlar. Biz burada Emilia, Waldorf ve kısmen Montessori kullanıyoruz. Çocukların matematik gelişimi için Gems programı kullanıyoruz. Maruz kalarak öğrenme dediğimiz oyunla öğrenme ve çocukların yaparak ve yaşayarak  öğrenmesini sağlayan high scope kullanıyoruz. Atölyelerimiz var.

Televizyon açıp çizgi film izletilen ve günü doldurmaya çalışan bir okul değiliz. Akademik başarı odaklı bir okul musunuz diye soruyor velilerimiz, akademik kısmımız var evet ancak Milli Eğitimin vermiş olduğu müfredatı değil yurt dışından getirdiğimiz, esas olarak çocuğun oyun temelli öğrenmesini sağlayan bir programı kullanıyoruz. Çocukları izlerseniz burada mutlu olduklarını ve eğlendiklerini görürsünüz ve zaten öğrenme de buna dayanıyor. Çocuklarımız hem eğleniyorlar hem öğreniyorlar.

-Öğretmenlerinizin eğitim durumları nedir, öğretmen seçimini nasıl yapıyorsunuz?
Öğretmenlerimizi üç aşamalı bir mülakattan sonra seçiyoruz. Sonrasında kendi eğitimimiz var. İçeriğini benim yazmış olduğum "Öğretmen El Kitabımız" ile okulumuzun eğitim hedefini, öğretmenden beklentilerimizi kendisine iletiyor ve eğitim sistemimizle ilgili bilgilendiriyoruz.

Bir öğretmeni iyi yapan aslına bakarsanız nereden mezun olduğu ya da kaç yıl okuduğu değildir. Öğretmenlik çocuğa yaklaşımdır bunun dışında tabii ki alan bilgisi ve sahip olduğu bilgiyi sınıfa yansıtma becerisi çok önemli ama en iyi okuldan mezun olan iyi öğretmen olur diye bir algı varsa, o çok yanlış bir algı olur.

Alan bilgisi konusunda üst düzey bilgilerle gelmesini beklemiyorum öğretmenlerimizin çünkü alan bilgisini burada zaten veriyoruz. Yıl içerisinde yaklaşık 60 saatlik öğretmen eğitimimiz var. Öğretmenlerimizin bir kısmı iki, bir kısmı dört yıllık okul öncesi öğretmenliği mezunları. Branş derslerimize kendi branşında eğitim görmüş öğretmenler giriyor.

- Öğrencilerin gelişimini takip eden, öğrencilerle görüşen ya da derslerine girerek ilgilenen çocuk psikoloğu var mı okulunuzda?
Tam zamanlı bir psikoloğumuz var ayrıca her sınıfa bakan yardımcı psikologlarımız var. Onlar haftada bir ya da iki gün gelirler her sınıfın sorumlusudur o psikolog arkadaşlarımız ama okuldaki tüm çocuklardan sorumlu olan ve sürekli burada bulunan bir arkadaşımız daha mevcut.

Tam zamanlı psikoloğumuz çocukların gelişimini takip eden psikolojik testleri yapabilme yetkinliğine sahip. Bu arkadaşımızın okulda üç temel görevi var; çocuklarımızla çalışmak, velilerle çalışmak ve öğretmenlerle çalışmak.

-Acil durumlarda çocuklara müdahale yapabilecek sağlık bilgisi olan bir personeliniz var mı?
İş sağlığı ve iş güvenliği çerçevesinde en az bir çalışanın bu özelliklere sahip olması ve sertifikasının bulunması gerekiyor zaten. Bizim çalışanlarımızdan iki tanesinde ilkyardım sertifikası var ayrıca bizim bir avantajımız daha var, velilerimizden biri özel bir hastanenin başhekimi ve yaklaşık bir ay önce tüm çalışanlarımıza ilkyardım dersi verdi.

-Ebeveynler için en önemli konulardan biri de yemek konusu. Yemekler burada mı pişiyor catering usulü mü hallediyorsunuz yemek işini?
90 m2 bir mutfağımız var. Çok büyük ve açık mutfak şeklinde. Profesyonel bir mutfak yapılandırdık burada çünkü hem çocuk sayımız hem de çalışan sayımız çok fazla.

Catering hizmeti bana çok doğru gelmiyor. Malzemeyi ben ve eşim alıyoruz, çocuklarımıza ne yedirdiğimizi biliyoruz. Eti, meyveyi, sebzeyi nereden aldığımızı biliyoruz. Kesinlikle katkı maddesi olan bir şey kullanmıyoruz. Şeker, çikolata, ıvır zıvır şeyler yedirmiyoruz çocuklarımıza. Pek çok okul kahvaltılarında çikolatalı ekmek veriyor ama biz menümüzü böyle hazırlamıyoruz. Menümüz Kültür Üniversitesi ve Kültür Kolejlerinin diyetisyenleri ve gıda mühendisleri tarafından denetleniyor, aylık olarak portalımızda yayınlanıyor. Bizim okulumuzu özel yapan şeylerden biri okulumuzun mutfağı.

Her çocuk annesi ve babası için çok değerlidir ve sizlerin gösterdiği özeni okulun da göstermesi lazım. Bu da eğitime etik bakmanızla alakalı bir şey. Çocuğa saygı göstermenizle alakalı bir şey. Yaptığınız işe saygı göstermenizle alakalı bir şey. Ucuz şeyler yedirerek daha fazla kar edebilirim evet ama biz çocukların portakalını kendimiz sıkıyoruz, limonatalarını kendimiz yapıyoruz. Doğum günlerinde bile kuralımızdır, asla hazır meyve suyu alınmaz.


-Şeker çikolata demişken hemen ödül ve ceza sisteminizi sorayım
Türkiye'de çocuğun davranışını değiştirmek için ödül ve ceza eğitim sisteminde çok fazla kullanılan bir şey. Biz ödülü ve cezayı kullanmak yerine sorumluluk kavramını kullanmaya özen gösteriyoruz.

Herhangi olumlu bir davranışı pekiştirmek ya da olumsuz herhangi bir davranışı ortadan kaldırmak için ceza ya da ödül kullanmıyoruz. Çocuk kuralları belirgin bir oyunda kurallara uymuyorsa, oyundan ayrılarak "bir dakika boyunca düşün, yaptığın hangi davranış sence yanlış, bu davranış oyunu nasıl etkiliyor olumlu ya da olumsuz? Sen düşündükten sonra seninle biraz konuşalım." diyoruz.

Bu kimileri için ceza olarak algılanabilir ancak burada yapılmaya çalışılan çocuğun bilişsel gelişimine katkıda bulunarak onu hatalı davranıştan uzaklaştırmaktır. Bizim Öğretmen El Kitabımızda da, Düş Bilginleri Anayasasında da yazar, bu okulda fiziksel ve psikolojik şiddet kesinlikle yasaktır.

Türkiye'deki eğitim sisteminin dışında durmaya çalışıyoruz her alanda. Norveç, Finlandiya, Avusturya ve İsviçre'den örnek aldığım eğitim modellerini uygulamaya çalışıyorum. Burada iyi öğretmen sınıfı sessiz tutabilen öğretmen değildir. İyi öğretmen, sınıfındaki çocukların mutlu olduğu, isteklerini ve düşüncelerini özgürce dile getirebildiği öğretmendir. Çocukların özgürlüğüne önem gösteriyoruz. Bu anlamda bu okulda kesinlikle ceza yok.

Ödül yerine de sorumluluk bilincimiz var. Her ay üzerinde çalıştığımız bir erdem var. Yalan söylememek, başkalarına iyi davranmak, dürüst olmak, farklılıklara saygı göstermek gibi. Çocuklar başlangıçta bunda biraz zorlanabiliyorlar çünkü buraya o bilinçle gelmiyorlar. Dolayısıyla rahatlıkla gidip başka bir çocuğun elindeki oyuncağı zorla alabiliyorlar. Bu yaptığının yanlış olduğunu farkına varabilmesi için bunu bilmesi gerekiyor. Biraz zaman alıyor ama sonuçta öğreniyorlar.

- Peki çocuklar böyle kavga ettiği zaman ne yapıyorsunuz?
Okul sosyal bir ortam ve iyi yönetirseniz çocuklar burada iyi davranışlar kazanabilmesine olanak sağlayabiliyorsunuz. Az önce bahsettiğim karakter eğitiminin kazandırılmaya çalışılması gerekiyor.

Çocukların arasında çatışma yaşandığı zaman ilk yapılması gereken şey; "bu problemi onunla konuşacaksın" demek. "Bu problem bizi ilgilendiren bir şey değil, rahatsız olan sensin ve onunla konuş" dediğiniz zaman taraf olmadan hakem olabiliyorsunuz. "Bu problemi çözmeniz için ne yapmanız gerekiyor, önce onu bir düşünün, sonra çözüm bulamazsanız destek isteyebilirsiniz" diyerek kendi problemlerini çözmeleri konusunda destek olabilirsiniz. Ben yıllarca Bilimsel Araştırma Yöntemleri dersi verdim. Bu derste işlenen konulardan biridir, bir problemin bilimsel yollarla çözülmesi. Bunun aşamaları; problemin teşhis edilmesi, çözüm önerilerinin getirilmesi, getirilen çözüm önerileri arasında en uygun olanın seçilmesi ve hayata geçirilmesidir. Bizim sınıflarımızda problemler bu şekilde çözülür. Problemlere biz gelişim yolu olarak bakıyoruz. Problem olmadan gelişim olmaz.



- Velileriniz ile iletişiminizi nasıl sağlıyorsunuz, çocuğun gelişimi veliye raporlanıyor mu ya da direkt sorayım bunu siz izliyor musunuz?
Çocuğun okuldaki bilişsel gelişimi, sosyal gelişimi, dil gelişimi, öz bakım becerilerinin gelişimi, duygusal gelişimi mutlaka izlenmeli. Bu performans veli ile paylaşılmalı. Benim akademik çalışma alanlarımdan biri, performansın izlenmesidir. Düş Bilginleri Akademisinin bu amaç ve bilgiyle geliştirdiğimiz bir portalı var. Bir yazılım hazırladık yazılım mühendisi bir velimizle birlikte. Çocuğun nasıl geliştiği bu portal ile velilerimize gösteriliyor. Cep telefonunda interneti olan her velim, telefonundan dahi çocuğunun okul gelişimini izleyebilir.

Düş Bilginlerinin en önemli farklarından birisi, çocuğu okula başladığında gelişimsel olarak ne durumdaydı, aylık olarak okuldaki gelişimi ne durumda, okuldan ne durumda ayrılıyor hepsini velilerimizin izleyebiliyor olması. Ayrıca kadromuzun geniş olması nedeniyle, portal üzerinden online bize her an ulaşabiliyor velilerimiz. Portaldan yazılan her mesaj anında bize ulaşıyor, mesajları takip eder ve öğretmene bilgi verilmesi gerekiyorsa öğretmene bilgi verir, velimize dönülmesi gerekiyorsa döneriz.

- Karar süreçlerine çocukları dahil ediyor musunuz?
Burası şeffaf bir okul. Velilerimiz de çocuklarımız da kararlarda müdahildir. Yıllarca yöneticilik ve yönetim danışmanlığı yaptım, buna çok dikkat ediyorum bu yüzden; kararlara katılım okulun bütün paydaşlarının içinde bulunması gereken bir süreç. Ama hangi kararlar, ne tarz kararlar, buna dikkat edilmesi gerekiyor. Örneğin sınıf isimleri belirlenirken çocukların fikirleri alındı ya da serbest zaman etkinliklerinde etkinlik içeriğini çocuklar belirliyor evet ama mutfakta ne pişeceği konusunda çocuklara soramazsınız çünkü onlar çikolata seviyorlar :) 

Bizim almamız gereken, asla taviz verilemeyecek kararları biz alıyoruz ama diğer kararlarda çocukların kararlara katılımını sağlamaya çalışıyoruz. Hatta sadece çocuklarımızın da değil velilerin de katılımını sağlıyoruz.

- Çocuk için uygun kreş yaşı nedir? Çocuk okula başlama fikrine nasıl hazırlanmalı?
Bu soru en çok sorulan sorulardan biri. Okula başlama yaşı diye bir şey yoktur aslına bakarsanız. Çocuk 18 aylıktır ama ses çıkartmaya başlamamıştır. O çocuk için okula başlama yaşı 18 aydır. Her çocuğun gelişimi farklıdır. Biraz gelişimine bağlı okula başlama yaşı.

- Ama ebeveynler hep çocuk konuşmaya başlasın öyle göndereceğim okula derler, kendini ifade edebilmesi için...
Aslında okul konuşma gelişimi için faydalı. Çocuk konuşmuyorsa okula göndermek gerekir asıl. Okul sosyal bir ortam. Çocuk okulda dil alanında da gelişir ve kendini ifade edebilmeye başlar. Hele anne ve baba çalışıyorsa, bakıcı mı kreş mi ikileminde kalındıysa, kesinlikle kreş tercih edilmeli.

Ya da çocuğun konuşma alanında ya da bilişsel gelişim konusunda geriliği varsa, okul kesinlikle çok faydalı olacaktır. Kaynaştırma öğrencilerimiz var mesela okula başladıktan sonra gayet güzel ilerleme gösteriyorlar.

-Hazırlama kısmına dönecek olursak...
160 çocuğumuzun 64 tanesi, diğer okullardan travmatize olmuş durumda gelen çocuklarımız. Dolayısıyla okul kavramını duyduklarında kaçan çocuklar. Özellikle böyle çocuklarla konuşurken "artık okula gideceksin, orada sınırlar var, kurallar var, orada öğretmenin söylediklerini yapmalısın" gibi cümleler kullanılmamasına gayret edilmesi gerekiyor.

Buranın ilkokul ya da ortaokul olmadığını velilerimizin de farkında olması gerekiyor öncelikle. Burası bir okul öncesi eğitim merkezi dolayısıyla bir oyun alanı. Çocuk buranın bir oyun alanı olduğunu bilmeli ve eğleneceğini düşünerek gelmeli. Diğer çocukları oynarken ve mutlu görünce en sorunlu çocuk bile bir süre sonra dahil oluyor. Oryantasyon süresi çok önemli. Biz bu süre içinde çocukları sınıfa almıyoruz. Rahat rahat oynayabileceği, etrafı keşfedebileceği şekilde serbest bırakıyoruz. Annesi ya da tanıdığı, güvendiği biriyle okulu özgürce gezmesini sağlıyoruz.

Okul öncesi dönemi çocukları Freud'un deyimiyle "Ego Dönemi"ndeki çocuklar. Yani dünyanın merkezinde kendisi var. Ama okulda bir tane oyuncak ve paylaşmak zorunda olduğu on tane çocuk var. Paylaşmak zorunda kalmak ya da elindeki oyuncağın alınması ego dönemindeki çocukları rahatsız eder. Bu yaş çocuklarının bir grubun içerisine girmesi ve rekabet duygusunu tanıması biraz yavaş olmalıdır. Bu yüzden oryantasyon döneminde sınıf içine almamak ve diğer çocuklarla oynamaya zorlamamak gerekir. Diğer çocukları oynarken görmesi, materyalleri tanıması, keşfetmesi ile zaten bir süre sonra çocuk okula alışacaktır yoksa "burası okul, burada oynaman gerekiyor, sınıfına gir, arkadaşlarınla oyna" gibi bir yöntem uygulanmamalı ve biz de Düş Bilginlerinde böyle bir yöntem uygulamıyoruz.




- Sınıflar kaç kişilik? Grupları nasıl ayırıyorsunuz? Sınıfta kaç öğretmen bulunuyor?
Bir sınıf öğretmeni ve iki yardımcı öğretmenimiz var. Yardımcı öğretmenlerimizden biri üniversite stajyeri diğeri lise stajyeri.

Sınıflarımızın mevcudu yaş gruplarına göre değişiyor. Anaokulu mevcudumuz 17 kişi, 4 yaş grubumuzda 4 sınıfımız var, 2 yaş grubumuzda 2 sınıfımız var, 4 yaş grubunda en fazla mevcudu olan sınıfımız 17 kişi. 24-36 ay yaş grubumuzda maksimum çocuk sayısı 10.

- Oyun grubunuz var mı?
Evet, oyun gruplarımız var ancak Türkiye'de farklılaşan kavramlardan biri de bu oyun gruplarıdır. Biz oyun gruplarımıza ebeveynleri almıyoruz. Oyun grubunun amacı diğer çocuklarla zaman geçirmek ve sosyalleşmektir. Anne ve babayla oynamak değildir.

09:00- 12:30 arasında oyun gruplarımız. 36 ayın altı için söylüyorum bunu. 36 ay üstü için çocuklarda okuldan bir fayda bekleniyorsa çocuğun okula tam gün gitmesi gerekiyor. Ben kendi çocuklarımı beş tam gün gönderdim çünkü okulun faydasına inanıyorum.

-Tuvalet alışkanlığı olmayan çocukları kabul ediyor musunuz? Bezli çocukları nasıl idare ediyorsunuz, alt değiştirme gibi işleri kim yapıyor?
Sınıflarımızda üç tane öğretmen var ve sınıfın asıl öğretmeni çocuğun bezini değiştirir. Çocuğun bezini her seferinde başka biri asla değiştirmez. Mahremiyet için de uygun bir işaret olmayacaktır bu çocuk açısından. Bezi her seferinde kendi tanıdığı ve güvendiği öğretmeni tarafından değiştirilir.

Çocuklarımıza özel bölgeleri konusunda burada eğitim veriyoruz ve başka arkadaşlarının, öğretmenlerin ya da okulda çalışan başka kişilerin bu alanları görmesinin, dokunmasının doğru olmadığını öğretiyoruz. Tüm çocuklarımızın özel ihtiyaçları ile yalnızca kendi öğretmeni ilgilenir. Tuvalet eğitimine çok büyük bir handikap olarak bakmıyoruz biz burada. Çocuklar arkadaşlarının tuvalete gittiğini görerek özendiğinden burada çok kısa sürede tuvalete alışabiliyorlar.

- Bahçe kullanımınız nasıl? Yaz - kış bahçeyi kullanıyor musunuz?
Okulumuzun mimari olarak çok büyük avantajları var. Bir kere, ön cephemizin tamamen cam olmasından dolayı çok aydınlık ve sürekli havalandırılabiliyor. Doğal ışık ve doğal havalandırmamız var bu nedenle. Ayrıca fotoğraflarımızı sosyal medyadan takip eden ebeveynler görüyorlardır yaz kış bahçeye çıkarız. Yazın kırk dakikadır bu süre, kışın on dakikadır ama çocuklar mutlaka temiz havada oynarlar. Çocuğu okulda hasta yapan aslında içinde bulundukları havanın kirli olması. Yani burası küçük ve havasız bir sınıf olsa, 17 çocuktan biri hasta olduğunda diğerlerine de bulaşacaktır. Ama bizim hem sınıflarımız çok ferah hem de sürekli havalandırıyoruz. Peteklerimiz termostatlıdır. Sınıf sıcaklığını 22-23 derecenin üzerine çıkartmamaya çalışıyoruz.



Arka kısımda kum havuzumuz var. Ben çocukların çamurla, toprakla oynamasını istiyorum ve buna özen gösteriyorum. Bizim çocuklarımız kirlenerek, eğlenerek, özgürce oyun oynuyor ve buradan mutlu ayrılıyorlar.

Benim için önemli olan da bu.

Düş Bilginleri Akademisi şu an tam kapasiteyle çalışıyor ancak önümüzdeki yıl için kayıt yaptırmak isterseniz erken kayıtlar Mart ayında başlayacak bilginiz olsun.


Düş Bilginlerine Ulaşmak İçin;
https://www.dusbilginleri.com.tr/iletisim/


Demir Romance, Safir Blok,
Cumhuriyet Mah. Erdemli Cad. Safir Blok, Zemin Kat, No.3,  Beylikdüzü, 34522, İstanbul
Telefon   : 0850 303 4 322(DBA)
Mobil Telefon   : 0532 684 4268
Facebook 
https://www.facebook.com/DüşBilginleriAkademisi
Twitter
@dusbilginleri
Instagram
https://instagram.com/dusbilginleriakademisi
e-posta bilgi@dusbilginleri.com.tr